28 Eylül 2010 Salı

kuzu büyümüş haberim yok


pazar günü annemler geldi,yiğitte bende çok hasta değildik o gün,
hastaydık belki farkında değildik sevincimizden.
yiğit annane ve dedesine,bende annemle babama sevindik..şımardık:)))
çok güzel bir gün geçirdik,dışarda bir kahvaltı faslından sonra bir avm ye attık kendimizi...orda da gezdik,yiğitin arabası yoktu yanımızda.kah yürüdü,kah kucakta genellikle koştu ama..
keşke annemlere yakın otursak dedim her saniye içimden
o kadar çok sevgiyle büyüdükki biz,
sığınacak bir kucak,sarılacak bir kol olmadan eksik hissederim kendimi şimdilerde, gereklidir bana hep..
çocukken babamla kahveye giderdim,ava bile gittim ...
kız çocuksun götürmem demedi.beni kırmamak için..şımarık değil ama nazlı büyüdük..
doğumumda uyanırken babacığım ağlıyordu...
yiğitte böyle büyüyor..çok bol sevgi ile...


annem ve babam sırf onu görüp ,bir öpüp koklamak için günübirlik geliyorlar taa nerden.
pazar günü annem bana yiğiti uyutta biz kaçalım dedi..eve geldik saat 16:00 te.yiğite yatalım dedim kucakladım ve büyük bir hengameyle sarsıldım,kucağımdan yere atladı ve çılgın gibi ağlamaya başladı..annem kucakladı hadi yatalım dedi,yok yine aynısı,babam yaptı yok yine aynı..
kitap okuyalım yatakta yok.
hepimiz aynı yatağa yattık daha beter ağladı..
dedeeee,,, dedeeee haykırdı.
ayakta gözü kapanıyor uyumamak için neler yapıyor.gözü kıpkırmızı tık yok...

ve anladım ki benim kuzum büyümüş.
büyümüşte her konuşulanı anlamaya başlamış..
dinleyip kendi kafasından hesaplar yapmaya başlamış..
çocuğun yanında herşeyin konuşulmama zamanı gelmiş...

saat 20:30 da yarım saat anlatma sonucunda tamam dedi,yorgunluktan bayılma safhasında...
ve onlar gitti.suratı düştü,biraz içten içten ağladı,sarıldık ve 21:00 de uyumuştu.taa ertesi sabah kadar..sabah uyanıp telefonumu getirdi annane dedi.aradık konuştular,aynı içten ağlama devam etti telefonda...

neyseki ağlamaları çoğu yerde gereksiz olsada uzatmaz.anlatınca tamam der.
çok küçük bir sabırla en kötü zamanlar bile kolayca aşılır..

zor görünen yiğitin aslında kolay olduğunu biliyorum artık..
sabırsız ve çabuk sinirlenen annesini yiğitte tanıyor artık...son damlasına kadar huylarımız aynı ...

ve kendime nasihatım şu bu postta:
* iyi veya kötü her konuşulana dikkat edilecek..
* bol sabır hiç elden bırakılmayacak..

26 Eylül 2010 Pazar

bana bulaşmasa ayıp olurdu


ve nihayet bende hastayım..
yavruma bulmayayım kaç gündür bende de kulak,damak,burun kaşıntısı vardı,yiğit hasta olunca bana bulaşması 1 gün almadı..
ama ne hastalık...üfff
yiğite peditusa başlamıştım,şurup bitti..hafta sonu olduğu için nöbetçi eczane aramamız gerekti,eşim full yine,ve bende hastalanınca aramadım .tam olgunlaştık,
yarın sabah ikimizde doktora gideceğiz
tam tamına üfff
ben neysede yiğit hasta olmasa keşke.bir ilaç olsa içirsek,aşı gibi,,hiç bir enfeksiyon hastalığı olmasalar çocuklar.
tabi şu an saat 03:14 ve ben hayallerdeyim değilmi
üfff
ne dertli post oldu...nasıl olmasın.burnum tıkalı,akıyo,yiğit hırıltılı,eşimin beli çok ağrıyo,yiğit ilgi bekliyo ve benden başkasına gitmiyo..kitap okumamı istemiyo,başka oyalama ve yatarak dinlenme şansım yok,gündüz 1 saniye bile uyumadı..durmadan ağlıyo ve ben bitiğim
annem çalışıyo,kardeşim çalışıyo,burda olsalarda yiğit gitmez,yapışığız
inşallah antibiyotik kullanacak bişey değildir,daha kışın başında...yarın sabah 10 da doktordayız...
son üffff

25 Eylül 2010 Cumartesi

yiğit hasta


(bu resimde 10 aylık..burdada hastaydı kuzum,gözleri kıpkırmızı)

çarşamba günün acısı çıktı işte..o gün inanılmaz terledi,durdan anlamadı..durduramadım da.üstünü defalarca değiştirmeme rağmen üşüttü yinede..
dün akşama kadar hapşurdu..ben hemen anladım ama yapacak bişey yoktu,
dün öğlen uykusu yarım saatçikti:((
akşamüstü beklenen gerçekleşti ve burnu akmaya başladı,gece tıkandı,uyumadı ve sürekli ağladı
yiğitin hastalıklarıda böyle olur,saatlerce ağlar,gece uyumaz,sayıklar,durmadan döner....
peditus verdim ama olmadı,4 saat sonra birde 1,5 ölçek ibufen verdim gece 2 den sonra rahatladı ve bizim yatakta uyudu,sayıklamalar ve dönmeler eşliğinde..
eşm kucağına almak istiyor dahada ağlıyo bana yapışıyo,sayla sümük...off kıştan hiz hazetmiyorum bu yüzden,yoksa kendi başıma olsam kışa bayılırım..
grip aşısı yaptırsammı yiğite diye düşünmeye başladım,çekilmiyor çünki en ufak soğuk algınlığı bile..
bugünse biraz daha iyi gibi..şimdi uyuyor..yine sıkıntılı..

22 Eylül 2010 Çarşamba

gezmeye doyduk

bugün babamız izinliydi..dünden bisürü planlar yapmış
sabah kahvaltıya götürdü,,larada biyer var.çok seviyoruz,,doğayla iç içe,hayvanlar var,çiçek,böcek,toprak...
kardeşim de geldi,e daha ne olsun yiğite,,,babası,annesi,teyzesi...hayvanlar,....ÖZGÜRLÜK









biz uzuun bir kahvaltı yaptık,yiğit karabiber döktü bardağa biraz,kürdanları oynadı,bi tane bardak kırdı,
neyseki tanıdık yer,yiğiti seviyolar,o da sonuna kadar kullanıyor..

bir ara bir tavuktan korkmuş dolaşırken,--anneee kork,baba kork,tezze kork diye diye yanımıza seğirtti:))))hepimizi sıralıyor arka arkaya ki,hepimiz onunla ilgilenelim:))
2,5 saatte 5 defa çiş yaptı:))

kahvaltıdan sonra, karşı avm ye gittik, yiğit oyun parkında döktürsün diye,
e babayı yakalamışken bırakmak olmaz değilmi ama,,



orda da babasıyla oynadı,,
yolda gelirken uyukladı,eve geldik ve bayıldı bizimki

akşam yemeğinden sonra,baba bizi tekrar çarşıya götürdü...
suların dansını izledik cumhuriyet meydanında,,su dansını bir ara videolayıp koyacağım buraya,akşam vakit olmadı yiğitle koşturmaktan
yorgunluktan bayılmak üzereydi ki,eve geldik 1 kitapta yine bayıldı bizimki:))

babamıza burdan teşekür ediyoruz,
tekrarı 5-6 ay aradan sonra yada seneye yaza tekrarlanır artık böyle bir günün
eee bunada şükür,ne yapalım

21 Eylül 2010 Salı

yiğit/babası--babası/yiğit



yiğit anne karnında 8 aya kadar yüzünü göstermedi..6. aydada kafa aşağı geldi ve doğum yoluna doğru girdi,8. ayda doktor zorlu uğraşlardan sonra bir küçük yüz karesi yakalayabildi nihayet,,ve dediki ayşecim babasının tıpkısını doğuracaksın...
eşim sevinmiş ve keyiflenmişti,nerden bileyim gerçekten de aynısını doğuracağımı....

NASIL BENZİYORMU???

şimdilerde bana döndü biraz,yoksa doğduğunda ve sonrasında tıpkınında tıpkısı babasıydı...

20 Eylül 2010 Pazartesi

17.09.2010 nurturia antalya anneleri buluşması

cuma günü nurturia antalya anneleri buluşması vardı.
cam piramitin yanındaki parkta buluştuk.
ben gittiğimde kimse yoktu,10 dk sonra yasemin ve pınar (tatlıları gazigan ve efe)geldiler,daha önceden yaseminle tanışıyorduk bloktan pınarlada hemen kaynaştık,
sanırım çocuklu anneler ,helede yaşları yakın çocukları olan anneler hemen kaynaşıyolar, paylaşacak çok şey var,
daha sonra afet,ilal, feyzan ve hande de geldiler
çocuklar ardı ardına parkta kaydırak,salıncak ,merdiven bırakmadılar oynamadık...
biz anneler az sohbet edebilsekte,ilk buluşma için paylaşımlar güzeldi,zevkli geçti

yiğite bak,resim çekilmemek için yırtıyor kendini,orda da ağlayacak bir sebep buldu benim kuzum


aaa bana bak yaww,ne vardı bukadar gülecek hatırlayamadım...çocuğu ağlamaktan yırtılır,anası ağzını sonuna kadar açar güler:))))




bunlar yaseminin makinesinden çekilen resimlerdi..
bunlarda benimkiler:))



tontiklerimiz kaydıraktan kayarken.:))
hepsine maşallah


bu yaseminden,,çok güzel çıkmış kuzumm




yavrularımız da böyle oynadılar,,
avuç içi kadar kumda çok güzel oyunlar oynadılar,eve toz kir içinde geldik,,,,
güzel zaman geçirdik,kış için planlarımız var,
malum burası antalya,bigün kış olsa öteki gün yaz olur,güzel günlerde dışarda,diğer günlerde kapalı mekan yada evlerimizde buluşma kararları ile ayrıldık,
yorucu ve bir o kadarda mutlu bir gündü benim için

14 Eylül 2010 Salı

ilklerin günü

bugün kuzuşla sabah kalktık,hemen ayakkabıları getirdi aşşaaa dedi.
yok daha neler...
gözümü açar açmaz ayakkabısını burnuma sokacaktı nerdeyse.
sonra buzdolabı açmış ve meyve suyu çıkarmış,oğlum kahvaltıdan sonra dedim...
ve git sen yine köpük aletini getir.şu momomuçu...
sonra hortum getirdi.bolkon yıkayacakmışız.off
sabah sabah nasıl bir enerjiyle uyandıysa aklına gelen tüm işleri arka arkaya sıraladı.bende hepsine aynı enerjiyle neden olmaz anlattım...kendimide tebrik ettim,hiç birinde ağlamadı tamam dedi,

neyse yiğitin kahvaltısından sonra,oynadık biraz oyuncaklarla.
sonra aşağı indik yoğun ısrar üzerine,ekmek aldık birazda aşağıda oyuncak alışveriş arabasını sürdü.
sıkılınca gelip babamızı kaldırdık,kahvaltı ettik,yiğit tıkabasa karpuz yedi,sonra pazara gittik,eşim bıraktı bizi,ve ne var yoksa herşeyden aldık,
portakal canavarına 7 kg portakal aldık,(kendileri 7 aylıktan beri her sabah taze sıkılmış portakal suyu içer)
elma canavarı elma istedi alma aldık, yok muz istedi muz aldık,
ve üzüüm dedi pazarda ,normalde pek yemiyoruz diye almayacaktım ,hiç yemeyen yiğit bir küçük salkımı mideye indiriverdi oracıkta ve 2 kg aldım,yol boyu ve evdede üzüm yemeler devam etti,
işte ilkin birisi bu:))))

ikinci ilkimizde yiğit caillou seyretti.tabi benim anlatmamla.
bitane kayu kitabımız var.kayu sirkte..yiğit bayılarak dinliyor ve resimlerinden çok hoşlanıyor ama çizgi filmini pek sevmemişti.birlikte izleyince biraz daha iyi gibi..
ne okumamı istiyorsun seç getir deyince kayuuu diyor.bende okunuşu gibi yazdım burda.daha kolay:))))


bunları yaptık bugün,ve yiğit telafuzu iyi olmasa da birsürü yeni kelime öğrendi.ayşegülcüğüm bir ara demişti.nasıl yetişeceksin öğrendiği kelimeleri yazmaya demişti,şimdi aynı öyle oldu.her kelimeyi biliyor artık,herşeyin adını biliyor.söylüyor da dilinin döndüğünce,cümle kurmaya hala geçemedik desem yeridir.
-anne aydede
-anne kuş
-baba uyuyo
böyle kısa cümleler işte,
yakında artacağını düşünüyorum,kitaplarımıdaki ve çevremizdeki herşeyin adını biliyor..istediklerine evet-istemediklerine hayır diyor.ağlayarak hayır demeye getirmeler azaldı.
kendi fikrini kesinlikle biliyor ve sunuyor,ağlayarak halledemeyeceğini biliyorsa şirinlik yapıyor.gelip anne öp diyor,
nasıl dayanılır ki:))))

****aaa bu arada cuma günü nurturia antalya anneleri buluşması var.çok güzel geçecek inşallah.yiğitin ve benim yeni arkadaşlarımız olacak.iple çekiyoruz cumayı:))))

10 Eylül 2010 Cuma

bizim kuşlarr




















eskiden kuşlardan çok korkardım,allah kuşlardan korkuyorum diye eşimi çıkardı galiba karşıma,,



















şimdi ise gene dokunamam ama yaklaşabilirim..bu bile büyük gelişme,4 yılımı aldı bu kadar yaklaşmak bile

çok güzel değilmi....


















bunlar bir aile..anne,baba,çocuk,sohbet ediyorlar galiba,beyaz olan çocuk:)))











yiğitin favori rengi,herzaman gidince bu renk kuşları ellemeyi ister.


yavru bir kuş,uçmayı henüz bilmiyor,dolayısıyla yiğitin tam fovorisi,


















kuş henüz yem yemeyi de bilmiyor,annesi yediriyor,ama benim hayvan sever oğlum yem yedirmeye çalışıyor kuşa..kuşta ilk yemini yiğitin elinden yemiş bulunuyor..



son olarak yiğit kuşu öpüyor ve kuşlarımızı böylece rahat bırakıp çıkıyoruz ordan,bin defa gene geleceğimize dair yiğite söz vererek..bıraksak akşama kadar sıkılmadan durur yanlarında.babasının oğlu:)))

bizde hayat

hayat geçip gidiyor...
yiğit durmadan büyüyor..biz yaşlanıyoruz,
bana herzaman bişeyleri bekliyormuşum gibi gelir..tabi anın da tadını çıkarmaya çalışırım ama işte nerden kaldı bu bende bilmiyorum hep bişeyleri bekleme hissi:))düşündüm de şimdi kışı bekliyormuşum gibi geliyor....

yiğit durmadan öğreniyor,oyun oynuyor..
puzzlları yanyana koyup ikisine birden hızla yerleştirme yapıyor ve isimlerini söylüyor


arefe günü öğlen annemlere gittik,kardeşim,emre,yiğit ben,eşimin işleri vardı gelmedi..
yiğit kaç gündür -momomuç- diyor.allahım ne diyo ne diyo diye anlamaya çalışıyorum,ama anlamak ne mümkün,anlamıyorum annem diyorum ağlıyor bu sefer..annemlere giderken çamyuva da pazara rastladık,yiğit yolda yesin diye bişeyler alalım dedik veeeee -momomuçun- ne olduğunu tam da bu anda anladık:)))))
oyuncakçının önünden geçerken bağırmaya başladı,zıplayıp,ellerini çırpıyor,çığlıklar atıyor,ve mommumuuuuç diye bağırıyor en önemlisi...meğerse baloncuk diyormuş,kendinden sulu milyon baloncuk yapan bişey görmüş biyerde.aman allahım aldık onu ve arabanın klimasında oynadık,annemgilde saaterce oynadık.....


e bizde yiğit kadar güldük..baloncukları yakalamaya çalıştık,,
o akşam yemekten sonrada eve döndük,

dün akşamüstü yiğiti kankası Baran lara götürdüm, özlemle biz sohbet ederken,yavrularda oynadılar,
2 aylık bir annane gezisinden sonra geçen hafta dönmüşlerdi,yiğit arkadaşını çok özlemişti..dönüşüne çok sevindi..
bu fotoda koşturmaktan öylesine yoruldularki çubuk kreker arası verdik ve kuzu kuzu oturup tv seyrediyorlar,evin hali ise görülmeye değer:)))

7 Eylül 2010 Salı

hepatit A aşısı oldukk

1 aydır yaptırmak istiyordum,dün ise bayramdan sonraya bırakmamak için bugüne plan yaptım yiğitin hepatit a aşısı işini...

geçen sebebini anlayamadım ama başım fena halde döndü,2 gün yataktan kalkamadım,gözümü bile kapatınca ev dönüyordu,tansiyona baktık filan normal..dedimki gene kan değerlerimi düştü acaba..

yiğiti kıştan beri kilo boy ölçtürmesi yaptırmamıştım..doğduğundan beri 1 yaşına kadar her ay takipleri yapıldı ve yazılı duruyor,1 yaşından sonra ise 3-4 ayda bir yapıldı,kıştan beride yaptırmadım o da aklımdaydı ne zamandır...

hepsini topladık sağlık ocağında aldık soluğu sabah sabah..kendime tahlil yaptırdım,yarın alınacak..
yiğitin aşısını yaptırdık..bir sonraki dozu 6 ay sonra (7.mart.2011)
((ayrıca internette araştırdım ve 2-6 yaş arası yaptırmak gerekliymiş,2 den önce türkiye de tavsiye edilmiyormuş..sebebi anneden alınan antikorları öldürüyormuş bu aşı,o sebeple 2 yaşından sonra yapılmalıymış..))

sonra ölçümleri yapıldı yiğitin ve tam bir tosun olduğu tescillendi bir kez daha..
((16,5 kg-95 cm boy)) gelişimi iyi hatta normal üstü:)) diyor ebemiz,,genetik bu işler:)))

veeee yiğitin saçlarını kestirdik,,keltoş oldu oğlum
yiğitin saçı uzayınca güzel görünmüyor bana,avrupa yakasındaki burhan bey gibi oluyor :)))




ne çok şey yapmışız bugün yaa..
.
.
.

6 Eylül 2010 Pazartesi

....

hiç tanımadığım halde nehir için çook üzülenlerdenim,dün ilk okuduğumda hemen bloğuna baktım ve uzun zamandır rahatsız olduğunu tüm bloğunu bir nefeste okuyarak anladım,,

allah mekanını cennet etsin küçük meleğin...

herzaman böyle olmazmı ,bişeylerin hatırlatması gerekmezmi sevdiklerimizin değerini ,,birkez daha anladım sevdiklerimin değerini...

sevgili küçük nehir in ailesine sabırlar diliyorum bir kez de burdan..

4 Eylül 2010 Cumartesi

uyku çilemizz

ne güzeldi bebekken uyku düzeni...
gerçi başka problemleri vardı,kusma (amaaan o başka çileydi canım) (her emmeden sonra ağzından burnundan kusardı yiğit,reflü değildi,ama kusan bir bebekti işte)



çok uzun uyurdu,emzirmek için zorla uyandırırdım:))her bulduğu yerde uyurdu



bugünlerdeyse başka oldu uykular,
kitaplarımız başucumuzda,oku diyor başka bişey demiyor,3-5-7 yetmiyor,hepsini aynı iştahla okumamı istiyor,
resimlerde de bişeyler soracakmışım,hele de sayfa atlamak ne mümkün,ezbere biliniyor hepsi,
hergün aynı kitaplar,kızlar tatilde,küçük kurbi,poni dodi,acı biber çat çat,pamuk prenses...vs..vss..
artık benim gözüm kapanıyor,fal taşı onlan onun gözleri ise hala açık ve ben dalınca anneeee diyor,yüzümü sarsıyor,
inanamıyorum yaa,gündüz bir çile,gece ayrı bir çile,
biraz önce sonuncusunu yaşadık,ya ağlama ya azarlamayla uyuyor,
hiç yorgunluktan,uykusunun gelmesinden uyuduğunu göremeyecekmiyim allahım,
yada bir kere babasıyla sarmalanarak uyumasını...


uyanırkende baktı ben yanında yokum,aynı zırıltı devam,uyanır uyanmaz oku,başlıyor aynı ,oğlum profesörmü olacaksın diyorum artık,
acaba başka oda ya mı koysam kitapları,uyurken 1 tanesini mi alsam yanımıza??
şimdi geldi bu fikir aklıma,çile çekiyorum resmen..



belki gerçekten uykusu yok,ama uyuması lazım,
anlatıyorum büyümek için uyumak lazım,bak herkes uyuyor vs...
uykudan önce verilen vaatler de ,hiç sökmüyor,-parka gideceğiz,sevdiği arkadaşa gideceğiz,boya yapacağız,yok sökmüyor bugünlerde hiç bişey,uyumasın yeterki,
geceleride ışığı kapattıktan sonra--annee su,annee çiş,babasını sormalar,annanesini sormalar,ben uyuyup gidiyorum yiğit cin gibi,allahtan gece uyanmıyorda,bu çile katlanılmaz değil

çözümü herşeyde olduğu gibi zaman galiba,bu zaman ne zaman ............