16 Ağustos 2010 Pazartesi

küçük tatil

tatilin ana vatanındayız ama evde olunca yada hep aynı yerleri ziyaret edip görünce tatil gibi gelmiyor.denize gidiyoruz,pikniğe gidiyoruz,parklar bahçelerde açmaz oldu,yolculuk yapmak,eziyet çekmek istiyormuş canım...
toplandık annemlere gidelim dedik yiğitle,değişiklik olur ,hazır babamda yıllık izindeyken yiğiti biraz veririm babama ,ben kafa dinlerim birazcık dedim
:(((
hemde özlemiştim,ne zamandır gitmedik,annem çalışıyor napalım yalnız,
sonunda 2 gün izin aldı annem ve bizde 4 günlük tatil yaptık kuzuşla
tatil denirse tabiki,yiğit olmadığı kadar şımarık ve gürültücüydü ..
bende olmadığım kadar tahammülü az ve somurtuktum,,
ama yinede sağolsun anneciğim ve babacığım huysuz yiğiti ve somurtuk beni mutlu etmek için ellerinden geleni yaptılar :D

















canım babacığım yaylaya götürü bizi,,
burası yolu,
yemyeşil dağlar,ağaçlar,


yiğit yolda giderken sürekli mızıkladı ve kucağımdaydı,yolu kıvrımlı ve yokuş yolu kucağımda bir o tarafa bir bu tarafa dönerek geçirdi,
neyseki gider gitmez bir park buldu ama orayı da beğenmedi,
sıcaktan ısınmış demir kaydırakları,çubuk merdivenleri, korumasız salıncakları vardı ve bizim yiğit beğenmedi işte binmedi


bu meyve bizim bahçenin nektarin leri..üstünün beyaz olduğuna bakmayın ,yıkayınca geçiyor ve harika tatları var



bizim bahçenin şeftalileri,pazardaki şeftalilerin aksine küçük ve çok sertler,tam benim istediğim gibi,


















annemlerin yayla evinin hemen bitiminden başlayan dağ...ağaçlar o kadar güzelki,fotoğraflarda o kadar güzel görünmüyorlar,ama yakından gerçekten bir doğa harikası,,bunu eve kapana kapana ve böyle güzellikleri görmeyerek özlediğimi hissettim


renk uyumu çok güzeldi,

















kuzuş,annem ve ben yere kalın bir minder serdik,sırtüstü uzandık ve gökyüzünü seyrettik,yiğite geçen bulutlardan resimler anlattım,tabi o bir ara beni uyutup kaçmış,gözümü açtım yiğit yok,bahçenin diğer ucunda,annemle çok güldük bu duruma,bende yaparmışım aynısını,















yiğit uyusun diye gözünün içine bakıyorum her zaman ,uyuyunca da başında bekleyip uyansın diye bekliyorum,nasıl bir his,nasıl bir tezat davranış ....minik ellerine ve kirli tırnaklarına bakıp bakıp canımmmm dedim














en komiğide ağzında elmayla uyumuş olması,foto çekemedim gülmekten,kımıldayıp düşürdü o da..beyaz çoraplarla gezmeği yer kalmadı ama altı tertemizdi günün sonunda













yine bizim bahçeden siyah erik,hiç sevmem,yeşilini tercih ederim ama çok güzel görünüyorlar değilmi??
yiğite yesin diye verdim gool diyerek yere fırlattı ve tekme atabileceğini sanarak üstüne bastı,ezdi eriği,,sonra buruşuk suratla bana baktı



ağaçlar içindeki yayla evlerinden bir resim,karşımızdaki ev,aramızda göl var o evle









babcığım bizi çok serin ve şelalesi olan bir yere götürdü,pazarı vardı,
elma aldık yine,incir aldık,mısır aldık,serin olunca herşeyin tadı bambaşkaydı,
hatta dağlarda yaban dağ keçileri vardı
herkes onları görmek için çook uzak yollardan gelmişler
benim ilgimi çekmedi,yiğitte göremez zaten ,taa tepede yerlerde
babam boıl bol yite göstermeye çalıştı ,yiğit görmüş gibi sevindi babam gördü sandı dahada zevkle gösterdi
sadece ben bildim görmediğini:))









pazarcıların korkulu rüyası odu yiğit...
hemen hemen her sevzeyi meyveyi elleyip yerlerine koydu
yiyeceğini sanıp verenler oldu,o bize taşıdı bizde geriye,
momandiz(domates), diye bana gösterdi
şelaleye bakarak ooooo diye kollarını çırptı,soğuktan üşüdü biraz


herşey çok güzeldi
çiş çalışmasında bu çocuk banamı inat ediyor bilmiyorum,annem götürüyor 1 dk içinde geri geliyorlar,yaptı çişini diyor annem
birlikte gidince yapmıyor,bekliyor,
ah anneciğimin vakti olsa yiğitle ilgilenirdi zevle