ah nasılda hızlı geçiyor günler.bulantılarımda az olsa hepten hissettirmeyecek kendini bu yeni yavru..
dün sabah ilk defa çıkarttım.sabah kalkınca biraz su içtim ve hoop başladım bulanmaya.banyoya zor attım kendimi.içmediğim kadar su çıkarttım.ilk defa oldu.aslında sabah bulantım olmuyor pek.folikasidi içince başlıyor.malum birde guatır hapı içiyorum aç karnına.
akşam olur benim bulantım.sabaha kadar dolanıyorum evin içinde.
bolca turşu yiyorum.hatta soğanlı salata yapıyorum.ikisini yiyorum.asitli bebek olacak galiba.iştahım yavaşça açılmaya başladı.bide kendim yapmasam yemekleri ne kadar yerim allah bilir:)
herzamanki gibi mutfaktan nefret ediyorum.hamilelikte 10 kat daha arttı.malesef bir yardım edenim,önüme bir tas çorba koyanım olmadı hiç..benim hiç dışarıdan-havadan gelen yemeğim olmadı.:)
karnım belirginleşti.hamile olduğumu bilmeyen biri bilmez-görmez .göbüşü var der.ama bilenler hemen çıkmış diyor.
allahtan hala hiç kilo almadım.ama o potansiyel kat be kat var.
her öğünü başkası yapsa 2 ayda 15 kilo alırım.o kadar pisboğazım yani.
sanki ufaktan hissediyorum kıpırdanışını,yaklaşık iki hafta önce hissettim gece 04:30 larda ama inanasım gelmedi.zira yiğit 4. ayını doldurduğunda hissettirmişti kendini.yiğitteki ilk hareketi hissettim işte ilk iki hafta önce.barsak hareketimiydi bilemiyorum ama kıpraşığın biri olacak galiba bu kuzu.
yiğit tembeldi.sonradan çıktı acısı halende çekiyorum ama olsun.belki bu şimdiden kıpraşık sonrada uslu olur:)ümit ediyorum.yani yiğitin tıpkısından bitane daha olursa beni bakırköyden ziyaret edebilirsiniz:)
ilk tahlillerimi 19 temmuz 2011de yaptırmıştım.üstünden baya geçti.4 ağustos 20011 de de ilk ultrasonuma girdim.gayet iyiydi herşey.
bir sonraki kontrolüm 6 eylül 2011 salı olacak kısmetse.2 li taramamızı ve 2. usg mizi yapacağız.nasıl oldu büyüdümü heyecenlıyım tabi.. birde nerdeyse 3,5 aylık olmuş olacak.cinsiyetinide gösterir belki bize:)
ne istediğime gelince;tabi önce sağlıklı bir bebek istiyorum.sonrası ise karışık....
tyiğit için erkek olsun diyorum.çünkü 3 yaş aralığı fena değil.birkaçyıl sonra arkadaş olurlar,oyun oynarlar diyorum..
bir taraftan da kızım olsun,o duyguyu da tadayım diyorum.başka çocuk istemediğim için her iki duyguyu da tatmak hayatta hiç hevesim kalmamasını isterim her zaman..bakalım neler olacak...
kısaca doktor işinden de bahsedeyim.yiğite hamileliğimde devlet hastanesinde çalışan ve özel muayenehanesi olan bir doktora gitmiştim.her ay düzenli gittim ve doktorum beni sezeryana yönlendirdi.aslında 40. haftayı doldurduk ve bebek gelmiyordu.ben kalça ağrıları çektiğim için ve tecrübesiz olduğumdan,yönlendirmeye ihtiyaç duydum ve ilk yönede gittim.sebepsiz sezeryanı seçtim.ama anesteziden uyanırken çok ağrım oldu.sebepsiz çok ağladım.ilk gün sütüm gelmedi.
bu sefer üniversite hastanesine gideceğim ve epidural sezeryan istiyorum.inşallah iyi olur burda herşey.doktor gezmeyi sevmem hiçbirzaman ama denemekte fayda var.o anı yaşamak istiyorum diye normal istemiştim ama olmadı.bari böyle yaşayayım değilmi?
bu arada yiğite söylememe taraftarıydım bir 5 aylık olana kadar ama mide bulantılarımın beni iyice rahatsız etmesi ,koşup karnıma atlamaması gerektiğini anlaması için biraz ucundan söylemek istedim.
şimdi diyorki;
''benim karnımda kim var de bana'' diyor...soruyorum bende
cevap;pis çocuk
cevap; kardeş:)))))kardeşi gururla söylüyor.
aslında kardeşi olacağını tam idrak edebilmiş değil.laf olsun durumları var şimdilik.ama ucundan bildirdik....
29 Ağustos 2011 Pazartesi
25 Ağustos 2011 Perşembe
''ben neeeerde yanlış yaptım''
bu yazım klasik çocuğunu şikayet eden bir ayşe postu olacak baştan söyleyeyim:)
yavrumun 15 gün önce sol gözü kızarmaya başladı.bilgisayarla oynadığı için filan sandım.giderek kızardı.arkadaşının parmağı gözüne kaçtığında aldığım damlayı kullanmaya başladım ama nasıl? yiğit feryat figan damlattırmıyor.eli kolu tutuluyor öyle damlatılıyor.ağlamayla çıkıyordur zaten.göz giderek kötüleşti üstünde beyaz bir sıvı durdu kaldı.eşimin vakti yok doktora götürmeye.3 gün hiç görmedik adamı.hiç.
neyse dün dünya göz hastanesine gittik.çocuklara bakan doktor doluymuş.bugüne randevu aldık.birkaç gün öncede sağ gözüne geçti kızarıklık.1,5 yaşlarında da olmuştu aynısı.ben güneşten diyordum kendimce.hassas çocuk bu.(yaptıklarının yanında bir de bedeni hassas çok yaa.nasıl tezatlık bu)
neyse biz bir solukta girdik hastaneden.işlemi yaptırıp çıktık yukarı doktora.beklemeye başladık.allahım ne kadar rahat koltukları var öyle.ne kadar güzel temiz havası.beni bıraksalar akşama uyusam orda.(çocuksuz)
VEE başladı bizim yavrumuz gösteriye.yükses sesle şarkı başladı girişten.ses etmedik olabilirdi.sonra yavaştan aranmalar başladı.cam kenarındaki demirlere tırmanmaya başladı.düşse 3. kattayız yani.aynı camı yalamaya kalktı.ben ayağa kalkıp nazikçe hayır dedim.bağırarak kaçtı benden.babası gazeteye gömülmüştü o ara.ben sorularına cevap verirken bir anda hasta doldu o kat.ve yiğit te başladı 2. perdeye.sahpaların üstüne çıkmaya..hayır dedikçe kahkahalarla gülüyor.gel çantamda ne var deyip bişey anlatacağım yok.broşürleri yerlere atıyor yok yırtıyor.bunları yaparkende feci gürültü var.yani doktor işini yapsada kurtulsak diyor o an herkes.aynı benim gibi.görevli kızlar bakıyor.e uyarsalar bile yapacak bişey yok gerçekten.sert uyarınca daha fena olduğunu eşim dahi kestiremedi daha.
bu gibi hareketlerin daha niceleri olduktan sonra nihayet doktor içeri çağırdı.göz doktorundayız.birsürü ıvır zıvır aletli oda.hemen masaya saldırdı.kolunu tutacak ol kendini hepten yere salıyor ve asla laf dinlemiyor.bir ara babası sert çıktı dışarıda 'öküz müsün nesin sen baba'diyen feryadını hastane duydu.gülüşmeler de cabası.eşime baktım hiç gülmüyor.)
dışarıda sert çıkan babaya siniri geçmedi ya.doktorun odasında birinin kucağına oturması gerek.babasına ''sen defol'' buyurdu bir.doktor ''aa babaya öyle söylenmez ''demesine karşın''bir zılgıtta doktor yedi:).
kanmıyorda.
neyse resimler göstermeye başladı.araba,çiçek,ev.en küçüğünden büyüğüne hepsini bildi.tek göz kapadık onlarda da bildi.
başka aletlerle baktı sonrasında da.10 ar dk aralıklarla damla damlatılacak 3 defa.sonrasında 45 dk beklenecek.
allahım bu bize ve kendilerine yapılacak en kötü şeydi.ama henüz haberleri yoktu.
birinci damla damlatıldı tükürükler ve ağlamalar arasında.yavrum gerçekten sevmiyor bu damla işini.''damya istemiyommm'' içim acıyor.o arada sakinleşti biraz derken tuvalete götürdüm.çöp kutularına bayıldı yiğit.minik düğmesine basınca lank diye açılan kapalı bişey.ve açıp kapatmayla yarım saat uğraştık.bozmaya ramak kala oturduk.2. damla geldi.aynı işlem yine oldu.bu sefer de su sebilinden su doldurup içmece.herkese su ikram etti.eşim artık midesinde yer kalmayıncaya içti.
gitti gitti doldurdu..bu arada başka çocuklarda var bekleyen.hem bir değil iki değil.üç çocuklu insanlar.bir kıpırdasalarya ya.çakılmış şekilde hepsi oturuyor.ve kimsenin gözü ayrılmadan,kırpılmadan biz izleniyoruz.tv de luli açalım diye tutturuyor.
3. damladan sonra koptu zaten.eşimin sabrı taştı.kolunu sertçe tuttu ve biraz dur oğlum.gidicez az sonra demesiyle kendini yere attı ve 1 saat onun için ağladı.((hala küs bunun için biliyormusunuz))
aşağıda oyun salonu varmış.oraya gittik.oynadı biraz neyseki.ve BAM.kakası geldi.tuvalet ardık.klozet o kadar büyükki.zannedersin oraya yapanların poposunun çapı ikili koltuk kadar.ben çöktüm yanına ve ben seni tutarım tatlım.dedim.neyseki güvenir elimi sıkı sıkı tuttu hatta sarıldık ve oturmaya devam etti.ama ben öldüm bu arada.kokudan az kaldı ölüyordum.zaten altüst olan miden eridi sandım.artık bir midem kalmadı.kaçtı biyerlerime:)o satten beri bişey yiyemedim.
o da bitti.biraz daha peçete attık çöpe.yukarıdaki uslu çocuklarada geldi.oyun parkına.oynadılar.biri henüz 2 yaşında filan sürekli arıza çıkardı.ama nasıl arıza.kurban olunur onun arızasına.saniyesine biten arızalar.kadın bakmıyor bile çocuklara.yiğit azdırdı dakikasına tabi onlarıda.
ama yiğitin şöyle bişeyi varki,ne kadar huysuz olsun,arızanın kralı da olsa sevdiriyor kendini.büyük küçük hep bayılarak ayrılıyorlar birbirlerinden.yaptığı hallerin yanında herkes evet zor çocuk ama çok sevdik yiğiti diyerek ayrılıyoruz.
ha ben kabul ettim artık çocuğumu böyle.yanlış anlaşılmasın.ama ben hamileyim ve daha zorlanıyorum.bu yazıyı da unutmayayım diye yazıyorum.ileride göstereceğim kendisine.''ben anayım yavrım'' ''bak senin için ne hallere düşmüşüm'' diyeceğim:))))
sonra yukarı çıktık yine ve bekledik .aynı haller tekrarlandı.doktorun odasında babasının yaptığı şikayet edildi ve küslüğü devam.damlalar gözünü iki misli daha kızarttı ve -güneşe az çıksın.güneş gözlüğü taksın- dedi doktor.e sana verelim bu çocuğu da oyala o zaman diyesim geldi:)
burcu ne dedi doktor.aslan deyince güldü şöyle bir.e siz şimdi şikayet etmeyin sakın.18 yaşına gelince vah halinize dedi yaaa.delimidir nedir.ben daha seneyi düşünemezken adam 18 i düşün dedi yaa.ben kesin ya sabır taşı olurum o zamana.yada ölür giderim böyle devam edecekse.uslanır,nerde ne yapacağını giderek öğrenir diyeceğine.bak bak neler dedide beni kara kuyulara attı adam.
çıktık alnımızın akıyla.eşimle birbirimize baktık ve 1 yaş yaşlanmıştık.birbirimize çocuğumuzu şikayet edecek laf bulamadık.keşke biraz kolay çocuk olsaydı dedi eşim.sanki demin ölmek isteyen ben değilmişim gibi.böyle bizim çocuğumuz kabul edelim dedim.hahahah meth de edeim mat da:))çocuk benim değilmi.
giderken bütün hosteslere öpücük yolladı.doktora görüşürüz yine dedi.''çikoyata vaamı sende'' dedi.3 napolyonu kaptı.ışıklı kalemi verdi adam.güvenlik güzel bir bloknot verdi.allahım kovulmalık olduk ve hala böyle ayrılıyor...işte sevilen çocuk yiğit:))))şeytan tüyü var benim çocuğumda büyük ihtimal
bize sadece o saatleri aşacak sabır ver allahım.nihayetinde ona kızmadığım zaman bende kendimi iyi hissediyorum.o zaten demin o hareketleri yapan biri değilmiş gibi munis oluyor.alan veren memmun görünürken bize sadece sabırlı olmak kalıyor .bazı umursamaz insanları görünce hep takip ediyorum gözümle bişey kapabilirmiyim diye.kaptım tabi çoğu şey.annem babam sen ne olmuşsun diyor.kızmadan sabırla anlatıyorum.çok kızılacak şeyde bir gözümle oturtuyorum.araya giren bir parazit tüm günü mahfediyor.onlar tecrübesiz napalım....
yavrumun 15 gün önce sol gözü kızarmaya başladı.bilgisayarla oynadığı için filan sandım.giderek kızardı.arkadaşının parmağı gözüne kaçtığında aldığım damlayı kullanmaya başladım ama nasıl? yiğit feryat figan damlattırmıyor.eli kolu tutuluyor öyle damlatılıyor.ağlamayla çıkıyordur zaten.göz giderek kötüleşti üstünde beyaz bir sıvı durdu kaldı.eşimin vakti yok doktora götürmeye.3 gün hiç görmedik adamı.hiç.
neyse dün dünya göz hastanesine gittik.çocuklara bakan doktor doluymuş.bugüne randevu aldık.birkaç gün öncede sağ gözüne geçti kızarıklık.1,5 yaşlarında da olmuştu aynısı.ben güneşten diyordum kendimce.hassas çocuk bu.(yaptıklarının yanında bir de bedeni hassas çok yaa.nasıl tezatlık bu)
neyse biz bir solukta girdik hastaneden.işlemi yaptırıp çıktık yukarı doktora.beklemeye başladık.allahım ne kadar rahat koltukları var öyle.ne kadar güzel temiz havası.beni bıraksalar akşama uyusam orda.(çocuksuz)
VEE başladı bizim yavrumuz gösteriye.yükses sesle şarkı başladı girişten.ses etmedik olabilirdi.sonra yavaştan aranmalar başladı.cam kenarındaki demirlere tırmanmaya başladı.düşse 3. kattayız yani.aynı camı yalamaya kalktı.ben ayağa kalkıp nazikçe hayır dedim.bağırarak kaçtı benden.babası gazeteye gömülmüştü o ara.ben sorularına cevap verirken bir anda hasta doldu o kat.ve yiğit te başladı 2. perdeye.sahpaların üstüne çıkmaya..hayır dedikçe kahkahalarla gülüyor.gel çantamda ne var deyip bişey anlatacağım yok.broşürleri yerlere atıyor yok yırtıyor.bunları yaparkende feci gürültü var.yani doktor işini yapsada kurtulsak diyor o an herkes.aynı benim gibi.görevli kızlar bakıyor.e uyarsalar bile yapacak bişey yok gerçekten.sert uyarınca daha fena olduğunu eşim dahi kestiremedi daha.
bu gibi hareketlerin daha niceleri olduktan sonra nihayet doktor içeri çağırdı.göz doktorundayız.birsürü ıvır zıvır aletli oda.hemen masaya saldırdı.kolunu tutacak ol kendini hepten yere salıyor ve asla laf dinlemiyor.bir ara babası sert çıktı dışarıda 'öküz müsün nesin sen baba'diyen feryadını hastane duydu.gülüşmeler de cabası.eşime baktım hiç gülmüyor.)
dışarıda sert çıkan babaya siniri geçmedi ya.doktorun odasında birinin kucağına oturması gerek.babasına ''sen defol'' buyurdu bir.doktor ''aa babaya öyle söylenmez ''demesine karşın''bir zılgıtta doktor yedi:).
kanmıyorda.
neyse resimler göstermeye başladı.araba,çiçek,ev.en küçüğünden büyüğüne hepsini bildi.tek göz kapadık onlarda da bildi.
başka aletlerle baktı sonrasında da.10 ar dk aralıklarla damla damlatılacak 3 defa.sonrasında 45 dk beklenecek.
allahım bu bize ve kendilerine yapılacak en kötü şeydi.ama henüz haberleri yoktu.
birinci damla damlatıldı tükürükler ve ağlamalar arasında.yavrum gerçekten sevmiyor bu damla işini.''damya istemiyommm'' içim acıyor.o arada sakinleşti biraz derken tuvalete götürdüm.çöp kutularına bayıldı yiğit.minik düğmesine basınca lank diye açılan kapalı bişey.ve açıp kapatmayla yarım saat uğraştık.bozmaya ramak kala oturduk.2. damla geldi.aynı işlem yine oldu.bu sefer de su sebilinden su doldurup içmece.herkese su ikram etti.eşim artık midesinde yer kalmayıncaya içti.
gitti gitti doldurdu..bu arada başka çocuklarda var bekleyen.hem bir değil iki değil.üç çocuklu insanlar.bir kıpırdasalarya ya.çakılmış şekilde hepsi oturuyor.ve kimsenin gözü ayrılmadan,kırpılmadan biz izleniyoruz.tv de luli açalım diye tutturuyor.
3. damladan sonra koptu zaten.eşimin sabrı taştı.kolunu sertçe tuttu ve biraz dur oğlum.gidicez az sonra demesiyle kendini yere attı ve 1 saat onun için ağladı.((hala küs bunun için biliyormusunuz))
aşağıda oyun salonu varmış.oraya gittik.oynadı biraz neyseki.ve BAM.kakası geldi.tuvalet ardık.klozet o kadar büyükki.zannedersin oraya yapanların poposunun çapı ikili koltuk kadar.ben çöktüm yanına ve ben seni tutarım tatlım.dedim.neyseki güvenir elimi sıkı sıkı tuttu hatta sarıldık ve oturmaya devam etti.ama ben öldüm bu arada.kokudan az kaldı ölüyordum.zaten altüst olan miden eridi sandım.artık bir midem kalmadı.kaçtı biyerlerime:)o satten beri bişey yiyemedim.
o da bitti.biraz daha peçete attık çöpe.yukarıdaki uslu çocuklarada geldi.oyun parkına.oynadılar.biri henüz 2 yaşında filan sürekli arıza çıkardı.ama nasıl arıza.kurban olunur onun arızasına.saniyesine biten arızalar.kadın bakmıyor bile çocuklara.yiğit azdırdı dakikasına tabi onlarıda.
ama yiğitin şöyle bişeyi varki,ne kadar huysuz olsun,arızanın kralı da olsa sevdiriyor kendini.büyük küçük hep bayılarak ayrılıyorlar birbirlerinden.yaptığı hallerin yanında herkes evet zor çocuk ama çok sevdik yiğiti diyerek ayrılıyoruz.
ha ben kabul ettim artık çocuğumu böyle.yanlış anlaşılmasın.ama ben hamileyim ve daha zorlanıyorum.bu yazıyı da unutmayayım diye yazıyorum.ileride göstereceğim kendisine.''ben anayım yavrım'' ''bak senin için ne hallere düşmüşüm'' diyeceğim:))))
sonra yukarı çıktık yine ve bekledik .aynı haller tekrarlandı.doktorun odasında babasının yaptığı şikayet edildi ve küslüğü devam.damlalar gözünü iki misli daha kızarttı ve -güneşe az çıksın.güneş gözlüğü taksın- dedi doktor.e sana verelim bu çocuğu da oyala o zaman diyesim geldi:)
burcu ne dedi doktor.aslan deyince güldü şöyle bir.e siz şimdi şikayet etmeyin sakın.18 yaşına gelince vah halinize dedi yaaa.delimidir nedir.ben daha seneyi düşünemezken adam 18 i düşün dedi yaa.ben kesin ya sabır taşı olurum o zamana.yada ölür giderim böyle devam edecekse.uslanır,nerde ne yapacağını giderek öğrenir diyeceğine.bak bak neler dedide beni kara kuyulara attı adam.
çıktık alnımızın akıyla.eşimle birbirimize baktık ve 1 yaş yaşlanmıştık.birbirimize çocuğumuzu şikayet edecek laf bulamadık.keşke biraz kolay çocuk olsaydı dedi eşim.sanki demin ölmek isteyen ben değilmişim gibi.böyle bizim çocuğumuz kabul edelim dedim.hahahah meth de edeim mat da:))çocuk benim değilmi.
giderken bütün hosteslere öpücük yolladı.doktora görüşürüz yine dedi.''çikoyata vaamı sende'' dedi.3 napolyonu kaptı.ışıklı kalemi verdi adam.güvenlik güzel bir bloknot verdi.allahım kovulmalık olduk ve hala böyle ayrılıyor...işte sevilen çocuk yiğit:))))şeytan tüyü var benim çocuğumda büyük ihtimal
bize sadece o saatleri aşacak sabır ver allahım.nihayetinde ona kızmadığım zaman bende kendimi iyi hissediyorum.o zaten demin o hareketleri yapan biri değilmiş gibi munis oluyor.alan veren memmun görünürken bize sadece sabırlı olmak kalıyor .bazı umursamaz insanları görünce hep takip ediyorum gözümle bişey kapabilirmiyim diye.kaptım tabi çoğu şey.annem babam sen ne olmuşsun diyor.kızmadan sabırla anlatıyorum.çok kızılacak şeyde bir gözümle oturtuyorum.araya giren bir parazit tüm günü mahfediyor.onlar tecrübesiz napalım....
13 Ağustos 2011 Cumartesi
bağırıp çağırmadan yada dövmeden çocuk terbiyesi
bu kitabı nurturia da bir anne tavsiye etmişti. D&R da baktım netten pahalı geldi. ikinokta dan sipariş ettim ve ertesi gün geliverdi. okuyorum şimdi.yaralanıyorumda.
fakat dün eline makası geçiren yavru sessiz sessiz kağıt kırpıyordu.''kar'' yapıyordu kendince.bi gittim odasına.benim kitabı da kar yapıvermiş:)) valla kitaptanmıdır nedir.hiç kızmadım.gülesim geldi hatta .önsöze gelivermiş.3-5 sayfada önden yırtıp kar yapmış.allahım yaa.neyseki tamir edebilirim.
11 Ağustos 2011 Perşembe
durum raporu
ah gene ne çok şey oluyor hayatımızda.tarihe bir not daha geçeyim ve yazayım bunları.
pazartesi akşamı annemlere gittik .kardeşim yiğit ben.hava çok sıcaktı tabi.benim durumumdan dolayı bişey elletmiyorlar.yayıldım bolca.2 gün çok güzel geçti.yiğitin huysuzlukları tavanda yine nedense.kreşten kalma şeylerimiz var.
_tükürüyor.
ağzından tükürük çıkmıyor ama en hoşuna gitmeyen şeyde püüüh anne diyor.dedesine,annennesine,teyzesine bolca tükürdü.defol anne,seni bidaha görmicem,sen kal burda...bunlarda diğer incilerimiz.birde cevap vermeyince eliyle yüzümüzü tutup karşılık verinceye kadar tekrarlıyor.ne yapacağımı şaşırdım bir süre.
asla ve asla yönlendiremiyorum.tehdit hiç sökmüyor.
2 dk sonra normale dönüyor.canciğer oluyor tekrar.
çok okuyorum bu konuyla ilgili.aslında iyi bir durummuş.hayal kırıklıklarını dışa vurum şekli buymuş.geçici yani gene.bunun adıda terrible three koymalı.buda fena bişey çünkü.
ben sana küstüm,ona küstüm,buna küstümler var birde.ha birde öküzmüsün nesin,salakmısın nesin i unutmamalı.
bizi gören çocuğun yanında 24 saat küfür ediyor sanır.
(bu arada şu an saat 05:46 ve hava karanlık.yürüyüşe gidiyordum ben nisan -mayıs gibi 05:30 da aydınlıktı.)
yiğitte 3 yaş böyle işte.
okula gitmicem diyor başka bişey demiyor.bende okul yok zaten diyorum rahatlıyor.ee günde en az 5 defa oluyor bu.eylülde nasıl başlayacağız bakalım.1 hafta uyum süresi var ama genede o zamana kadar daha biraz alıştırmam lazım bu fikre.üstelik bu kreş eski yer gibi olmayacakta.daha bir okul kıvamında.daha ilgi az olcak.iş gene bana düşüyor.allahım bu yetmemiş gibi birde sil baştan yapıyorum ben bu çocuk işini:)
2 çocuk işi deyince azıcık da ondan bahsedeyim.
19 temmuzda testlerimi yaptırmıştım.4 ağustos ta da ultrasonda tanıştık yeni yavru ile.özel bir hastaneye gittim.eşim yoktu.işi çıktı gelemedi.neyseki çok iyi.yerleşimi filan.hiç problem görünmüyor.sadece ağır kaldırmamalıyım bunun için uyarı aldım.yiğiti günde 3-5 defa kaldırıyorum en az.yapmamalıyım.20 kg ve 100 cm biri çünkü o:)
yiğit hasta bu arada.4 gündür filan öksürüyor.ama ne öksürük.öksürmekten kusuyor sonunda.
önce boğazı kızardı.soğuk su içmişti.terliyor zaten durmadan.malum burası çok sıcak olduğundan klima açık..vs.boğazı kızardı arkasından öksürük başladı.ne yerse kusuyor öksürmekten.doktora götürdüm 3 şurup içiyor.öksürük nöbetleri ara ara tutuyor yine.ateş yok.boğazının kızarığı çok azaldı.ama şu öksürük ah..
ev işi yapmaktan her zaman hoşlanmamışımdır ama bu sefer tam cozuttum.2 gündür elektrik süpürgesi koridorda duruyor.yollukları kaldırdım..yatağımızın üstünde ne zamandır çarşaf bile yok.adam akşamları idareten bişey atıyorda yatıyor.söyleniyor bi.ama ben dinlemiyorum.ben nerde olsa uyuyorum.bir yiğitin odasında bir balkonda.salonda .yada uyumuyorum.
yiğitin odası tastamam.herşey 2 günde bir yılanıp seriliyor.dünya su faturası gelmiş.napıyoruz anlamıyorum.hep katlanmayı bekleyen çamaşırlar var.ütü yapılacaklar var.banyo ve tuvaleti bugün hallettim.mutfak bir gün tertemiz bir gün tezgahın üstünde çatal koyacak yer yok.gelip kalan kardeşim var.dağınıklık abidesi.bende bitli gibi dolanıyorum.ev dandiniyken AVM lerdeyim.
yuvarlanıp gidiyoruz işte.
pazartesi akşamı annemlere gittik .kardeşim yiğit ben.hava çok sıcaktı tabi.benim durumumdan dolayı bişey elletmiyorlar.yayıldım bolca.2 gün çok güzel geçti.yiğitin huysuzlukları tavanda yine nedense.kreşten kalma şeylerimiz var.
_tükürüyor.
ağzından tükürük çıkmıyor ama en hoşuna gitmeyen şeyde püüüh anne diyor.dedesine,annennesine,teyzesine bolca tükürdü.defol anne,seni bidaha görmicem,sen kal burda...bunlarda diğer incilerimiz.birde cevap vermeyince eliyle yüzümüzü tutup karşılık verinceye kadar tekrarlıyor.ne yapacağımı şaşırdım bir süre.
asla ve asla yönlendiremiyorum.tehdit hiç sökmüyor.
2 dk sonra normale dönüyor.canciğer oluyor tekrar.
çok okuyorum bu konuyla ilgili.aslında iyi bir durummuş.hayal kırıklıklarını dışa vurum şekli buymuş.geçici yani gene.bunun adıda terrible three koymalı.buda fena bişey çünkü.
ben sana küstüm,ona küstüm,buna küstümler var birde.ha birde öküzmüsün nesin,salakmısın nesin i unutmamalı.
bizi gören çocuğun yanında 24 saat küfür ediyor sanır.
(bu arada şu an saat 05:46 ve hava karanlık.yürüyüşe gidiyordum ben nisan -mayıs gibi 05:30 da aydınlıktı.)
yiğitte 3 yaş böyle işte.
okula gitmicem diyor başka bişey demiyor.bende okul yok zaten diyorum rahatlıyor.ee günde en az 5 defa oluyor bu.eylülde nasıl başlayacağız bakalım.1 hafta uyum süresi var ama genede o zamana kadar daha biraz alıştırmam lazım bu fikre.üstelik bu kreş eski yer gibi olmayacakta.daha bir okul kıvamında.daha ilgi az olcak.iş gene bana düşüyor.allahım bu yetmemiş gibi birde sil baştan yapıyorum ben bu çocuk işini:)
2 çocuk işi deyince azıcık da ondan bahsedeyim.
19 temmuzda testlerimi yaptırmıştım.4 ağustos ta da ultrasonda tanıştık yeni yavru ile.özel bir hastaneye gittim.eşim yoktu.işi çıktı gelemedi.neyseki çok iyi.yerleşimi filan.hiç problem görünmüyor.sadece ağır kaldırmamalıyım bunun için uyarı aldım.yiğiti günde 3-5 defa kaldırıyorum en az.yapmamalıyım.20 kg ve 100 cm biri çünkü o:)
yiğit hasta bu arada.4 gündür filan öksürüyor.ama ne öksürük.öksürmekten kusuyor sonunda.
önce boğazı kızardı.soğuk su içmişti.terliyor zaten durmadan.malum burası çok sıcak olduğundan klima açık..vs.boğazı kızardı arkasından öksürük başladı.ne yerse kusuyor öksürmekten.doktora götürdüm 3 şurup içiyor.öksürük nöbetleri ara ara tutuyor yine.ateş yok.boğazının kızarığı çok azaldı.ama şu öksürük ah..
ev işi yapmaktan her zaman hoşlanmamışımdır ama bu sefer tam cozuttum.2 gündür elektrik süpürgesi koridorda duruyor.yollukları kaldırdım..yatağımızın üstünde ne zamandır çarşaf bile yok.adam akşamları idareten bişey atıyorda yatıyor.söyleniyor bi.ama ben dinlemiyorum.ben nerde olsa uyuyorum.bir yiğitin odasında bir balkonda.salonda .yada uyumuyorum.
yiğitin odası tastamam.herşey 2 günde bir yılanıp seriliyor.dünya su faturası gelmiş.napıyoruz anlamıyorum.hep katlanmayı bekleyen çamaşırlar var.ütü yapılacaklar var.banyo ve tuvaleti bugün hallettim.mutfak bir gün tertemiz bir gün tezgahın üstünde çatal koyacak yer yok.gelip kalan kardeşim var.dağınıklık abidesi.bende bitli gibi dolanıyorum.ev dandiniyken AVM lerdeyim.
yuvarlanıp gidiyoruz işte.
5 Ağustos 2011 Cuma
bu gün son...
kısacık kreş maceramız bugün sona eriyor.
daha öncede yazdığım gibi yiğiti kreşe başlatıp alıştırdıktan sonra çalışmayı planlıyordum ama yeni bebek konuya dahil olunca çalışmak yattı.dolayısıyla yiğitin özel kreş macerasınıda bir daha gözden geçirdim ve her ay 600 tl artıdan veremeyeceğimizi düşündüm.tamam yeni bebeğin bir masrafı yok şu an.aylık kontrollerim ve doğumumu da en istediğim şekilde planladım.planım maddi açıdanda bizi etkilemeyecek şekilde.fakat ben çalışmazsam açılacağız kreşle birlikte...
bende bu sebeple yiğiti 1 aylığına kreşten almayı düşündüm.eylül 12 de de devlet kreşine devam edecek.
devlet kreşlerini araştırdım antalyada.bir kaç yere de gittim görüşmeye ve gidecek olduğu yeri beğendim içlerinde.saatleri 08:00-16:30 arası.ben de evdeyim diye gayet uygun.
tabi özel kreşe göre eksikleri olacak.örneğin;
**hergün ne aktiviteler yaptıklarını,çocuğumun ne yediğini bir deftere yazmayacaklar.(öğretmenini ararsam bilgi alabileceğim).
**özel yatakhanesi yok.sınıflarında oyunlardan sonra uyku saatinde oyuncaklar toplanacak,yerine sedye yataklar serilip öyle uyuyacaklar.
**yemek yemezse kimse ağzına servis yapmayacak.yedimi diye takip edemeyecek.
**sınıfları özel kreşe göre daha kalabalık
**benim sevgiye aç olan oğlum kucakta duramayacak.öğretmenini öpemeyecek,beni sev dediğinde aynı ilgiyi bulamayacak
fakat;
**maddi olarak bizi zorlamayacak.çünkü 300 tl ödemesi var.
**çıtkırıldığımlığı azalacak.sevgi böcüklüğü ,her an yapış yapış sevgi isteği azalacak.eve gelince ben karşılarım artık
**orda da aktiviteler var.okul daha büyük.oyuncak seçeneği daha fazla.
**kendinden küçük çocuk olmayacak.büyüklere bakarak daha çok şey öğrenecek.(küçükler ilgiye daha muhtaç,daha uyum sorunu çekiyorlar gözlemlerime göre..)
işte böyle.1 aylık kreş maceramız bize bazı şeyleri öğretti
** kalabalıkta nasıl davranacağını biliyor.bazen uygulamasa da biliyor.
**başka çocuklarla önceden aynı ortamda gerilen,kızan çocuk değil artık.geçinmeyi öğrendi.
**artık kreşte ne yapacaktan çok ilgi,yemek konularında tedirginliklerim olacak.onlarıda kısa sürede aşacağımızı düşünüyorum.
**evde asla yemiyor dediklerimi kreşte yediğini söylüyorlar.evde hala yemiyor bunları.ama üstüne düşülürse yiyeceğini düşünüyorum
**ayakkabısını giyemese de çıkarıyor.
**kendi çişini yapıyor.
**arkadaşlarına zarar vermiyor,
**sırasını beklemeyi biliyor
**espiri bile yapıyor
**benim bilmediğim tonla şarkı ezberlemiş.
kreş maceralı yazılarıma 1 ay sonra başka bir boyuttan devam ederim..
daha öncede yazdığım gibi yiğiti kreşe başlatıp alıştırdıktan sonra çalışmayı planlıyordum ama yeni bebek konuya dahil olunca çalışmak yattı.dolayısıyla yiğitin özel kreş macerasınıda bir daha gözden geçirdim ve her ay 600 tl artıdan veremeyeceğimizi düşündüm.tamam yeni bebeğin bir masrafı yok şu an.aylık kontrollerim ve doğumumu da en istediğim şekilde planladım.planım maddi açıdanda bizi etkilemeyecek şekilde.fakat ben çalışmazsam açılacağız kreşle birlikte...
bende bu sebeple yiğiti 1 aylığına kreşten almayı düşündüm.eylül 12 de de devlet kreşine devam edecek.
devlet kreşlerini araştırdım antalyada.bir kaç yere de gittim görüşmeye ve gidecek olduğu yeri beğendim içlerinde.saatleri 08:00-16:30 arası.ben de evdeyim diye gayet uygun.
tabi özel kreşe göre eksikleri olacak.örneğin;
**hergün ne aktiviteler yaptıklarını,çocuğumun ne yediğini bir deftere yazmayacaklar.(öğretmenini ararsam bilgi alabileceğim).
**özel yatakhanesi yok.sınıflarında oyunlardan sonra uyku saatinde oyuncaklar toplanacak,yerine sedye yataklar serilip öyle uyuyacaklar.
**yemek yemezse kimse ağzına servis yapmayacak.yedimi diye takip edemeyecek.
**sınıfları özel kreşe göre daha kalabalık
**benim sevgiye aç olan oğlum kucakta duramayacak.öğretmenini öpemeyecek,beni sev dediğinde aynı ilgiyi bulamayacak
fakat;
**maddi olarak bizi zorlamayacak.çünkü 300 tl ödemesi var.
**çıtkırıldığımlığı azalacak.sevgi böcüklüğü ,her an yapış yapış sevgi isteği azalacak.eve gelince ben karşılarım artık
**orda da aktiviteler var.okul daha büyük.oyuncak seçeneği daha fazla.
**kendinden küçük çocuk olmayacak.büyüklere bakarak daha çok şey öğrenecek.(küçükler ilgiye daha muhtaç,daha uyum sorunu çekiyorlar gözlemlerime göre..)
işte böyle.1 aylık kreş maceramız bize bazı şeyleri öğretti
** kalabalıkta nasıl davranacağını biliyor.bazen uygulamasa da biliyor.
**başka çocuklarla önceden aynı ortamda gerilen,kızan çocuk değil artık.geçinmeyi öğrendi.
**artık kreşte ne yapacaktan çok ilgi,yemek konularında tedirginliklerim olacak.onlarıda kısa sürede aşacağımızı düşünüyorum.
**evde asla yemiyor dediklerimi kreşte yediğini söylüyorlar.evde hala yemiyor bunları.ama üstüne düşülürse yiyeceğini düşünüyorum
**ayakkabısını giyemese de çıkarıyor.
**kendi çişini yapıyor.
**arkadaşlarına zarar vermiyor,
**sırasını beklemeyi biliyor
**espiri bile yapıyor
**benim bilmediğim tonla şarkı ezberlemiş.
kreş maceralı yazılarıma 1 ay sonra başka bir boyuttan devam ederim..
3 Ağustos 2011 Çarşamba
yaşasın 3 oldu.
31 07.2011 de 3 yaşımızı bitirdik..
1. doğumgününü sadec yiğit ve ben birlikte kutlamıştık.ben hastaydım.eşim çalışıyordu.yanlızca kuzum ve ben kutladık .ama hala o günkü gibi aklımda.
2. doğumgününü sadece annem,babam ve kardeşim vardı.onlarda gelmeyecek sanmıştık.ama geldiler ve yiğit mum söndürmeye pek meraklı olduğundan 4 tane mumu bitirene kadar mumu yaktık yaktık söndürdük.o gülen yüzü hala aklımda tabi.
3. doğumgününde ise aklı selim bir yavru olduğu için resmen pasta alp büyük doğumgünü yapmamı istedi.artık gittiği doğumgünlerinden o da istemeye başladı.bende tamam dedim.evde 4 çocuk 4 anneden oluşan ve buna eşimin iş arkadaşlarından -benimde yakıne tanıdığım- 5 kişi eklendi.benim annem babam da eklendi ve kalabalık bir doğumgünü yaptım kuzuma evde.
Artı kreşte de yapalım filan dedi öğretmeni.tamam dedim.ordada yaptık.bol fotoyla başbaşa bırakıyorum sizleri.
canım oğlum iyiki doğdun.seneye allah kısmetb ederse kucağımda 5 aylık olmuş kardeşinle birlikte kutlayacağız doğumgününü...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)