29 Temmuz 2010 Perşembe

son üç kaldı

yiğitin huysuzluğu başlayalı 1 ayı geçmişti,ne şikayet ettim,ne bunalıma girdim ama yaaa,4 gündürde tavan yaptı,ne diller döküyorum,hayatımda konuşmadığım kadar anlatıyorum oğluma herşeyi,anlıyor,tamam diyor ama çocuk işte...
2 yaş sendromu dedim,ne zaman kadar sürecek bu böyle diye kafa patlattım,i
en sonunda da meyvesini gördüm dün,son dört azıdan 1. si patlamış,yeri kıpkırmızı ve güzel incimiz arasından çıkmış,
ve başımızdan kaç olay geçti:(((üzülerek yazacağım,parka götürüyorum sık sık,orda mutlu oluyor,enerjisini atsın,gece bari güzel uyusun diyorum,patkta biyere tırmanma ayaklarını da yerden kesme yeni modamız,



ve en son böyle yaparken ben foto çekeyim dedim,elleri terlemiş kuzumun,sırtüstü yere düştü,kafası çakıllrdan sıyrıldı ve kanadı,üzüntümü anlatamam,kucağımda ovaladım kafasını,aciyoo diye ağlıyo,anneee diye ağlıyo,eve getireyim dedim gelmek istemedi,suyla ovaladım biraz acısını unuttu...bu fotoda eninin kayıp düşeceği an:((((


dün LCW ye gittim arkadaşımın oğluna hediye bakacaktım,yiğit merdivenlerde 1-2 basamakta oyun oynuyordu,yapma deyince kendini yere atıp avzı çıktığı kadar bağırdığı için yapma demeyimde izleyeyim dedim,bir baktım yok,2 kat yukarı çıkmış,ve aralarda yerlerde yatıyor,yuvarlanıp oynuyor,deli gibi aradım,çok telaşlandım,kimse görmemiş,gülüp koşturuyor aralarda,bulduğumda sorunca da bişey olmamış gibi bakıyor,oyyyy

bizde macera bitmez,akşam evin yanındaki parka götürdü babası,dün izinliydi ,yiğit huysuz diye birlikte vakit geçirelim dedik,bu sefr çok çok heyecenlıydı,gece olduğu için alnını demire vurmuş,sabah kalktığımda alnı şişti ve morrr..düşününce çıkardım,

şu dişler neler yapıyor bize,,çıksada normal hayatımıza dönsek,,,

dün denize gittik birde müthiş eğlendi şişme bota koydum onu,kendim yanında yüzme çabalarını görmek sevindirici,hiç korkmuyor artık hatta içinden çıkmamak için huysuzlanıyor,

27 Temmuz 2010 Salı

kışın sıkıl,yazın sıkıl


şu yağmurlu kış günlerinden gına gelmişti artık,
yağmur olmazsa çok soğuk,
çok soğuk olmazsa rüzgar,
rüzgar olmazsa kapalı bir hava oluyordu
dolayısıyla artık bir yaz gelse de,denize gitsek,sıcak olsun farketmez,gündüz değilde akşam çıkarız diyordum,terlesekte bişey olmaz değişiriz üstümüzü diyordum
yaz geldi
eşim,annem ,babam,kardeşim full çalışıyorlar
1 günlük izinlerinde yetiştiremedikleri tonla işleri var
yiğitle kaldık yine baş başa,bazen alayım oğluşumu denizimize yalnız gidelim diyorum cesaret edemiyorum,o kadar şeyi taşı,yiğit hemen gitmek isterse ,hoop diye hemen kalkızmazki
Ah yaz gelişin bir dert,olmayışın ayrı dert

25 Temmuz 2010 Pazar

sıcak yaz günleri

bu sıcak havalarda nemden ölmek üzereyken ne yaptığımızı şaşırmış durumdayız,
kuşumla site içinde dolanırken birden kendini yere attı,olum ee ,pis demeye kalmadı bende ağzımı yormaktan yorulmuş olarak -niye kısıyorum ki ben bu çocuğu dedim,şimdi kirlenmicekte ne zaman kirlenecek, oyuncağını seçti ve başladı sitenin içinin taşlarını silmeye,
uzaktan bakıyorum koca bir dünyada küçücük bir nokta gibi geliyor,saf bir nokta,hiç iç hesapları, maddi düşünceleri, derdi ,tasası olmayan bir melek gibi orda tek başına huzurlu ve mutlu...
bir baktım ki totosu görünüyo,gittim resimlerini çektim,bayıldım totosunun görünmesine,nasıl dalmış oynamaya,,,
araba seslerini takip ediyor,sitenin kumandalı kapısının sesini takip ediyor benimle birlikte,araba gelenek olursa o küçük gözleri beni arıyor beni bulup hemen yanıma koşuyor,gidince yine aynı yerine gidip yayılıp oynamasına devem ediyor,,çok güzeldi



bir gün önce oyuncakçıya gitmiştikte ben onların ne olduğunu anlamamıştım,cahillik had safhada..ne bilim görmedim hiç,meğer su pompasıymış,su tabancalarını tabanca diye almak istemiyordum kim icat ettiyse sağolsun varolsun,çok güzel
sitede baktım çocuklar oynuyo gördüm,anladım ne olduğunu ,yiğit çoktan çocukların yanında soluğu almıştı zaten,içi gitti ertesi gün alayım diyordum kiiiii
eşim yiğite almış ondan o akşam,getirdi,sevincimi burda yazamama gerek yok sanırım
bir oynadılar ki,,yiğiti soymaya vakit bile olmadı kıyafetiyle pompaya odaklandı ve başka bişey duymadı o an
pompa diyorum başka adı vardır belki ben hala bilmiyorum:))))))


e başlık sıcak yaz günleri olunca aktivitelerde hep cıvıtık oluyor galiba,
sabah uyanınca yiğit hemen ortalığa göz gezdirdi ve babasına lazım olan asetatlı kalemi gözleri görüverdi,hemen aldı ,çekmeceden de kağıtlarının yerini biliyor,bana cilve yapmaya başladı oynayayımmı cilvesi,e ne diyim oynamaya başladı,güzel güzel karalama yaptı sonra cozuttu sert noktalar yaptı ve kalemin ucu içine kaçtı:) :(


kalemin ucu içine kaçtıktan sonra bana şirinlik yapıyor,kızarım belki diye


e çok enerji kaybetti ,bana bağırdı anneeee çok çalıştım bana bir enerji içeceği getirirmisin:))))))))
ben içtim ve o şirinliğin arasında istedi,bitmiş kutuyu verdim ,belki 2-3 damla içmiştir -ohhhhhh, diyor
çok güldüm,-ımmmmm ıh, yapıyor nefismiş



en sonda işler bitti kalemi aldım koydum çekmeceye,daha önceden tükenmez kalemle yazdığı deri ve beyaz koltuklarımızı birde asetatlı ve kırmızı bir kalemle geçivermiş:üüüüüüüüüüüü
birde ben görünce - a aaaaaaa , diyor
kim yapmış bunu demek bu da
ne oldu buraya dedim,boş boş bakıyor,bende ona boş boş baktım
işte bu sıcak yaz günleri ve nem cozutturdu bizi
foto mak. şarjı bitti onu resimleyemedim,bir sonraki posta onun resimleri olacak

23 Temmuz 2010 Cuma

geçip giden günler ama çok güzel günler

doğumgünüm yazısından sonra yazamadım,çünki acaip dolu günler geçiriyoruz.bir vakit bulup yazamıyorum,aslında bu bloğu açmamın sebebi,yiğitin her yaptığını burda paylaşmak ,unutmamak ama işte vakit bulamıyorum,
doğumgünüm annemlerin sürpriz kutlamasıyla bana mutluluk getirdi,sevgili oğlum mumları defalarca yaktırdı,mumdan eli yanıncaya kadar bize rahat vermedi,bir keselim diyoruz yok,sadece mumda yakılmayacak pastaya konacak takılacak,defalarca yaptık bunu yaa,sonunda mumlar uff olmuş diye kaldırdıkta biraz rahat verdi,kenarda oturdu 2 dk kadar


birkere sabah kalkmak bir seramoni,kalkıp kahvaltı yapmak,onu kalkmaktan sonra mutlu etmek çabaları 1 saatimizi alıyor,odasına oyuna geçiyoruz,sıkılınca ben biraz iş yapayım diyorum,o peşimde,böylece başlıyoruz koşturmacamıza,
sabah saatlerinde asla dışarı çıkılmıyor,çookkk sıcak,saat 10:00 gibi mutlaka dışarı bir leğen su yapıyorum,yerler çok kaygan olduğu için kıyafetlerini çıkarmıyorum,çünkü yerde yüzme çabalarının ardı sıra ,en bilinmedik hareketler görebiliyorum.böylece en sefil halimizle canım bebeğimle su oynuyoruz bıkmadan 2 saat kadar,)))
su faturası gelince babamız biraz ara vermemizi isteyebilir su oyunlarımıza:))))
bizim balkon 7. kat olmamızdan mı yoksa cepheden kaynaklanan bişeymi bilmiyorum sabah saatleri yada sıcak demiyor esiyor,dolayısıyla ıslak olunca üşütürmü diye korkmaktan alamıyorum kendimi,kıyafetleri çıkarmadan salıyorum yiğiti olay mahalline


başından 1 saniye ayrılınca köşemizde çok güzelleşen çiçeğimizin dibini hızlı hızlı su dolduruyor hergün ,sıcağa yakın suyu içine çekmekten yakında solup gidecek olan çiçeği kurtarmalıyım ordan

bu aralar değişik oyun bulmak güçleşti,akşamüstü parka çıkıyoruz,o da kısa oluyor.-babamız gece değilde gündüz çalışıyor bu aralar,doğduğundan beri sabah kalkıp babasının sabahtan öğlene kadar evde olmasına alışkın olan yiğit,şimdi sabah kalkınca bütün odaları arıyor da bulamayıp,akşama kadar bana babasını soruyor,100 ü aştığına eminim cevaplarımın,--baban işe gitti annecim,akşam gelcak---...eşim 18:30 da evde olunca yemek,çay sohbet faslından sonra saat geç oluyor,park 2-3 günde bir olmaya başladı hayatımızda

bu aralar su oyunlarının yanında kitap okuma hayatımızın büyük bölümünü kaplıyor,yatmadan 3-4 tane kitap okuyoruz,resimlerine bakıp,kavram çalışmalarımızı yapıyoruz,davranışları öğrenyoruz,surat ifadeleri çalışıyoruz adı o olmadan -mutlu,ağlamaklı,sevinçli,- sesimi değiştirerek okuyorum geçen konuşmaları yiğitin acaip hoşuna gidiyor,konuşma diyaloğu geçen kitapları seçip getiriyor bana hep,
kitap gördüğü her yerde alalım diyor,oyuncaktan çok kitap sevdamız var bu günlerde,,çoook çok kitabımız yok ama 10-15 hikaye tarzı,eğlenceli -öğretici kitaplarımız bize yetiyor şimdilik,
kocaman resimli kitaplardan ziyade,resimlerinde çok şey anlatan,ve arasından tanıdığı kavramları bana tekrarlattırabileceği,kendi dilinin döndüğünü kendi söyleyeceği,gösterebileceği kitapları tercih ediyor,
onun tercih etmesi,kendi fikrini sunması,kafasını sallayıp hayır demesi,evet derken ki o tatlı tombik yüzünün gülümseyen hali beni kendimden geçiriyor,her söylediğimi anlaması ve işine geleni yapıp gelmeyene hayır demesi çok hoşuma gidiyor,
anladımki biraz yalnız kalmak bize iyi geliyor,başbaşa olmamız arada çok işime yarıyor,her söylediğimi,istediğimi kolayca kavramaya başladı,tv yi kapat,ışığı yak,yastığı ver gibi talimatları çok kolay anlıyor ve bana yardım etmekten de o kadar mutlu oluyor.
aşağı bişey atma huyu yoktu hiç geçen babası yere bişey döktü ve ağzına atmasın diye aşağı at deyiverdim,demeseydim keşke,aşağı bişeyler atmaya başladı,çok zevk alıyor atmaktan,bide hiii diyor,sanki istemeden düşmüş gibi,gülmeyim diye kendimi çok sıkıyorum,arkamı dönüp gülüyorum yinede..bebeklik oyuncaklarını -ıvır zıvır-aşağı tek tek atmış geçen gün,aşağı oyuncak denizi olmuş,,en kötüsü geçen akşam babası soda içti ve bizimkine mutfağa götür dedi, aldı şişeyi kapıdan çıkarken baktı ve pencereyi gördü hayır demeye kalmadı koşarak pencereden aşağı bırakıverdi şişeyi,korkudan öldük,allahtan kimse yoktu,..birde bugün kitapçıya gittik.
2. katına çıktık balkon gibi biryer var orda kenarda tekerlekleri olan bir çocuk kitabını sürerken 2 tanesini aşağı sallamış bile,ben usluca duruyor derken,aaaa diyor şaşırmış güya düşünce,bişey bakamadan daha apar topar çıktık ordan,kovulma riskini göze alamayarak:(

bu sezon 4. defa gittik denize daha,2 gündüz 2 gece,
biz eşimle gece denize girmeyi çok severiz,sabah vakit olmuyor,iş güç derken,akşamüstü deniz kirli oluyor,gece en güzeli,yalnız yiğit iyice cozuttu,kendi koşup denize girecekmiş,,bota binmeyi reddediyor,kucakta durmuyor,ayaklar motor gibi çalışıyor,korkuyor derken bu sefrde hiç korkmuyor diye şikayet edesim geldi,denize mi giriyoruz,yoksa bizim yiğit moturuyla mı uğraşıyoruz,bişey alayamadan 3-4 saat geçiveriyor,ama o gece müthiş uyuyor,hatta abartıp ertesi gün 9 u geçiyor kalkıyor,,bende keyif yapıyorum:)

antalya yı bilen bilir kale kapısının önünde su fıskiyesi yaptılar,çocukların ilgisini acaip çekiyor,düz bir alandan delikten su çıkıyor diğer deliğe giriyor filan,yiğitin teşfikiyle her gün saatlerimizi orda geçirebilirz,ona bıraksak orda yatıcaz,allahtan yürüyebilecek mesafede sık sık gidiyoruz,,bazı çocukların ıslanmalarına aileleri müsade ediyor daha eğlenceli bir hal alıyor izlemek
video göstersede yiğitin heyecenını da gösterebilsem



bu arada çiş eğitimi çalışmalarımız sözlü olarak başladı 1 ay önce,klozete oturmak asla onun için,portatif bir tuvalet aldım bende ,banyoya koydum,sen ona biz buna çiş yapacağız diye anlatıyorum hep,şimdi çişlerini değil ama kakalarını yapmadan önce söylüyor buna 1 hafta önce başladı amaaaa asla lazımlığa oturmayı kabul etmiyor,kıyafeti üstüne oturur gibi yapıp çişş diyor kendi kendine ama çıplak oturmayı kabul etmiyor,nerden kaka nerden çiş yapılıyor bunu biliyor,babasına lazımlığı gösterip çişş diyor babası sen yap oraaya diyor ı ıhh mış,beze yapmak istiyor,,bezinden pişikleri oldu biraz,sivilce gibi şeyler oldu yanlarında ,kaşınıyor canım benim ama beze yapmak istiyor,,bezi çıkarıp kilotsuz şort filan giydirince rahatsız oluyor,ama şunu fark ettim ki,bez bağlamazsak 3-4 seferden sonra alışabileceğini tahmin ediyorum,,şimdilik ne ben ne yiğit hazır değiliz galiba

12 Temmuz 2010 Pazartesi

bügün benim doğumgünüm:(


Doğum Günü... Doğum Günü...

Bir yıl daha geçti...
Işık hızında sanki geçen sene bugünle, aradaki zamanın akışı...
Ve umarım iyi değerlendirilmiştir bu bir yıl...
Sağlık deniliyor ya her şeyin başı...
Öyle de...
Her ner kadar cümle içinde alışılagelmiş, klasik bir temenni olsa da sağlıklı bir yıl diliyorum yeni yaşında...
Ve tam da şu anda durup, 5 yıl öncesini düşünmeni isterim...
5 yıl, 10 yıl?..
Ne kadar yakın geliyor değil mi?..
5, 10 yıl sonrası da bu kadar yakın işte...
Geçti...
Geçiyor...
Geçecek...
En ufak anın bile tadı çıkarılmalı...
Ara sıra, denk gelirse deniz kenarında simit, çay keyfi tadılmalı...
Yıllardır aranmayan kim varsa düşünülüp, bir anda aranmalı...
Bir çocuğun kolayca bulabileceği yerlere bozuk paralar bırakılmalı...
Sabah uykusu uzatılmalı bazen, yataktan hiç çıkmamalı...
Küçük notlar yazmalı zamanın eskitemediği...
Saklamalı sonra, hüzün olsun diye değil ha, anı olsun diye...
Anne, baba hatırlanmalı hayattaysa bu doğum gününde, yazının burasında aranmalı...
Ya da eli öpülmeli hemen...
Bir oda yakınlıkta olması bile anne, babanın ne büyük lütuf, ne büyük hediye...
Hiç olmazsa mutfaktan gelen tuzlu koku coşkusu için...
Ve alışverişe gönderilirken "üstü kalsın" jesti için...
Hayatta değillerse, teşekkür etmeli, yıllarca didindikleri için...
Gider nasıl olsa, duyarlar...
Evet hemen şimdi...
Ertelememeli...
Geçti...
Geçiyor...
Geçecek...
Durmalı şöyle bir...
Neler geride kaldı, neler gelecek...
Düşünmeli...
Sonra koşmalı; iyiye, güzele doğru...
Kolay küsmemeli...
Merhametli olmalı...
Umursamamalı tüm bu yazılanları belki...
Doğum günü kutlu olmalı...
Olsun!..

bugün benim doğumgünüm,bana bu şiiri mail attı bir arkadaşım...

11 Temmuz 2010 Pazar

sevgili ve zavallı balığımız


-yiğit: anneee balık
-ben: evet annecim balık,(oynayayım mı? demek istiyor)
-yiğit: kafasını bi sağa bi sola yatırıyo.bebeeek bebekk
(kucağında bebek varmış gibi sallıyo,yalvarıyo yani
bana şirinlik yapıyo ve en sonunda da başarıyo beni kandırmayı)




-yiğit: anneee mamma
-ben: oğlum yeni yedi.aç değilmiş,
-yiğit: ıhhh mama
-ben. tamam ama az vercez
(arada kendi ağzınada atma çabaları oluyo tabi,takip etmek lazım)


-ben: oğlum bırakalım hadi balığımızı,yazık onada,uff olur sonra,
-yiğit: üfff
(çok sıcakmış,serinliyormuş güya,o suyu başına sürüyor bide)
sonrada ohh demesinmi:))))

9 Temmuz 2010 Cuma

eski dostar:)) güzel anılar,,,


yıl 1999,oyy ne kadar da eski geldi şimdi,11 yıl önce.
arkadaşım fatoş bizim ordaki dersaneye gitmek için gelmişti başka bir ilçeden,eskiden de arkadaştık ama şimdi çok daha yakındık,aynı dersanede,aynı sınıfta,aynı sıradaydık,aynı yatağı ve daha bir çok şeyi paylaştık,yaşananları anlatsak bir kitap olur,
çok güzel günler geçirdik birlikte,tam 17 yaşındaydık,paylaşımın en fazla olduğu,hayatta arkadaşın en kıymetli ve herşeyden üstün olduğu bir yaş,şimdide öyledir mutlaka ama işin içine eş,çocuk girince tabi ilk sırayı onlar aldığı için arkadaşlar sonraki sıralarda yer almaya başlıyor,sonra üniversiteyi kazandık ve ayrı ayrı illere gittik,bir süre koptuk,sonra yine birleştik,sonra evliliklerle yine ayrıldık,taki çocuklar olana kadar,
dün izmir den geldi arkadaşım,bizim ve çocukların mutlu olacağı bir yerde buluşma kararı aldık,onlar oynarken bizde bol bol hasret giderdik,çocuklarımızda kaynaştılar
allahtan,hiç üzmediler bizi




eski günlerimizi yadettik,gülme krizlerimizi ve 17 yaşın vermiş olduğu çılgınlıkları ,komiklikleri,delilikleri hatırladık ve yine aynı şekilde zevk aldık,tek fark her 5 dakkada kalkıp çocuklarımıza bakmamızdı,tek farklı muhabbet doğum anılarımız,sonrasında nasıl büyüttüğümüz,neler yedirdiğimiz oldu,önceside sonrasıda çok hoştu,seni çok seviyorum arkadaşım..