12 Ağustos 2010 Perşembe

annesinin yardımcısı

çalışan annenin çalışkan oğlu yiğit...

:)))haftada bir halı yıkıyoruz,hem serinliyoruz,hem temizlik işleri,

e bide yardımcı olunca çok daha kolay





11 Ağustos 2010 Çarşamba

yiğitle deniz keyfi...

bugün eşim izinliydi,orucun ilk günü dedik, gitmesekmi acaba dedik ama baktımki yiğitin sıcaktan ve terden isilik olmaya başlamış popuşu ve boyun altını görünce gidelim dedik,ne kadar çok kalabalıktı.ramazan dinlemiyor tatilciler...eşimde çok yoğun çalıştığı için açıkçası bulduğum fırsatı kaçırmak istemedim,gittik
yiğit herzaman olduğu gibi denizde çok eğlendi,kuzumm
ben kenarda bol bol fotoğraf çektim, eşimle yiğit denizin tadını çıkardılar öğlene kadar...


tam alışamadı diye geçen yılki şemsyeli botunu kullanalım dedik ama yiğit bu... içinde 1 dk durmadı,
ben korkuyorum kolluk yada simitten,daha güvenli olsun istiyorum ama yiğit istemiyor sıkışıp kalmak,bıraksakta yüzse,,



o minik ellerin taşla dolmasını çok seviyorum,bide çok uzağa atacakmış gibi hırsla ileri doğru atılıp fırlatması yokmu,1 metreyi geçemedi daha:))


bir ara ah o gemide bende olsaydım dedim,



ne çok isterdim elmayı ısırarak yemesini,nasip bu günlereymiş,
nice tatlı elmaları yemedi de ekşi ve en set olanını yiyor şimdi,sadece dış kabuklarını tabii,,,
dişi elmada kalacak diye ödüm patlıyor

9 Ağustos 2010 Pazartesi

parmak boyası mı?? yüz boyasımı:)))


yiğit from ayse arslan on Vimeo.

yine bir parmak boyası daha




ne yapalım sıcakta su aktivitesinden ve klimalı odaya kapanmaktan başka şeyler yaratamayınca bolca kirlenmece oyunu oynuyoruz,aslında sevmiyor ellirinin kirli olmasını ,,fakat gel görki çocukta sıkılmış durumda aynı şeyleri yapmaktan,
site içine inmekten hoşlanmaz oldu,aktivite istiyor,değişik ortam istiyor,bol oyuncaklı bir yer istiyor vs.....
parmak boyası yapalım deyince hemen konsolun çekmecesinden kağıtları çıkarıyor,kocaman sehpayı salonun ortasına çekmeye kalkıyor,eski sofra bezini arıyor yani olaya yeterince sahiplenici yaklaşıyor yavrum..
sevinçle el çırpıyor,hemen bir öncekilerde kirlenmiş atletini çıkarıyoruz,hiç sorun çıkarmadan giyiyoruz:))


birde yiğit oyun hamurundan hoşlanmıyordu,geçen arkadaşında gördü ve hemen oynamaya başladı ,hatta ileri gidip merdaneyle açmaya bile kalktı,
yiğit hoşlanmıyor diye almıyordum eve,sağolsun arkadaşım verdi biraz o kendi evinde yapıyor kızı çok severek oynadığı için..neyse o akşam alt komşunun kızı geldi ve onunda hayvan şekilleri yaptılar,yemek yaptılar..komşu kızı bak yiğit bu yemek dedi,güya tencereye yemek yapmış,bizimki hımm diyip ağzına attı bitane .tuzlu hamuru çıkardı hemen tabi ama çok komikti..yemeee diye bağırdı komşu kızı..birazda ondan korkmuş olacak bıraktı oynamak istemedi

bugün çarşıya gidelim dedik arkadaşla çocukları arabalara atıp,onun çocuğunu gönderdiği kreşe gidelim dedik,,gittik kreş kapalı. yanındaki başka bir kreşe gittik,pedagog bir beyle görüştük,arkadaşımın soruları vardı
bende yiğiti gözlemledim,baktım hiç yabancılık çekmiyor,bazı çocuk yeni ortamda utanır sıkılır da sonradan alışır yok..ne demek utanmak çekinmek,:((
hemen oyun odasına daldı,bir arabaya biniyor,yastıkların üstünde koşturuyor,elinde başka oyuncaklar,gören bizim evde oyuncak kıtlığı var sanır..zavallı çocuk hiç oyuncak görmemiş der..oyuncakçı dükkanlarını aratmayan,hatta oyuncaktan bize yakında oturacak yer kalmayacak olan evimizde yiğit bey oyuncak görmemiş gibi saldırsın olacak iş değil,
neyse sevdiğini anladım tabi orayı,göndermek istesem bensiz gitmeyi kabul edermi bilmem ama gidince çok zevk alacağı kesin,oyun gruplarını sordum filan şimdilik bakalım,eylül-ekim gibi kesin bir bilgiye sahip olacağım
enerjisine yetişemediğim oğlumu bir oyun grubuna götürmek zevkli olabilir diye düşünüyorum

parmak boyamız babamızın gelmesiyle son buldu allahtan,ellerini sileyimde sevgili babasının omuzunda bir zıplasın diye sil sil diye peşimde dolandı,silmekle geçermi doğru banyoya,tabi babası eşliğide,
buda yarattığı şaheserler,.....

3 Ağustos 2010 Salı

......deniz,gezme,yorulmak....

dün dolu dolu geçti,kardeşimin arkadaşı geldi adanadan.hepbirlikte arabaya atlatıp,deniz senin,avm ler benim gezdik durduk..ve çok yorulduk,yiğitin huysuzluklarıda cabası,
bir gün önce bahçeye çıkardım ve koştu terledi,üstünede bahçede hasta arkadaşının su şişesini kafasına dikivermesi sonucu hasta olacak eyvah diye korkularımdan sonra dünki huysuzlanmaları hastalık habercisi sandım,gerçi hala tehlike geçmiş sayılmaz ama bakalım,dikkat etmeye çalışıyorum
yiğit çok tombul bebek olduğu için bebekliğinde hiç salopet giydiremedim,bol alsan uzun gelir,paçası normal olanlarda tombik kalça ve bacak arasına olmaz derken normale döndü diye yiğite salopet almaktı ne zamandır düşüncem,aldım sonunda ve giydirdim...aman allahım sanki battaniye örttüm üstüne çocuğun,ağlıyor çıkar diye,yırtacak gibi çekiştiriyor,zorla giydirdim dil döktüm çok yakışıklı oldun diye:)))



işte dün sabah erkenden denize gittik,giderken arabada yapıştı bana,neyseki kardeşim ilgisini eksik etmedi sağolsun,denize girince bütün sıkıntı geçti,gülücükleriyle sevindirdi bizi,şezlongun üstünde değişik pozlar vermeyi ihmal etmedi yiğit bey bana...ağzında da sakız olduğu için yamuk yumuk resimler...


sonra sıcaktan bunaldık ve attık kendimizi deepo ya,gezdik diyemeyeceğim,yiğiti sırtlamaktan hiç gezemedik,
giderken arabasını yük etmeyelim,yürüyor nasıl olsa dedik hata ettik,yürümedi bizimki,alışveriş merkezindede emanet araba yoktu,almışlar hep...sonra tırtıldan korkan yiğit bindi ve hiç inmek istemedi,3 turcuk biniverdi.1 i bedva oldu 4 tur bindi,oyyyy

1 Ağustos 2010 Pazar

----2 bitti----.31.07.2008


kuzum doğalı 2 yılı geride bıraktık,
hamile olduğumu öğrendiğimde biraz düşündüm,hazırlıksız yakalamıştın kuzum beni,iyi bir anne olabilirmiyim,sana layık bir annelik yapabilirmiyim diye çok düşündüm,seni iyi besleyebilirmiyim,seninle bıkmadan,sabırla ilglenebilirmiyim,seni hayatımın odak noktası yapabilirmiyim diye 2 koca gün düşündüm,ve karar verdim...seni kucağıma almak için geri kalan günlerimi sabırla beklemeye ve seni içimde en iyi şekilde büyütmeye çalıştım,söz verdim kendime,sağlıklı mutlu bir hayat sağlayacağıma sana,
ve 2 koca yıl geçti annem ,sen benimsin,gerçeksin,kucağıma alıp kokladığımda hayatımda duyduğum en güzel kokusun,sana baktığımda hayatımda gördüğüm en güzel şeysin,bir yerin acısa benim daha çok acır,sen gülünce senden daha çok gülerim
sen benimsin
iyiki doğdun,iyiki allahım seni bana verdi



piyanist şantör yiğit


piyanist şantör yiğit from ayse arslan on Vimeo.