19 Ağustos 2010 Perşembe

bizim işler


vallahi ne yalan söyleyeyim,yiğitten ziyade ben hazır değildim galiba bu çiş eğitimi işine,ne gerek var,bağlıyorum bezini istediği zaman yapsın,
ben zaten böyleyimdir kendim hazır olmam gerekir,meme de,emzikte de bu böyle oldu.yavrum hiç problem çıkarmadı,ağlayıp mızlamadan kabul etti benim istediklerimi..
ama şimdi iş değişti,bez hep kızarıklık yapıyor yanlarda,akrasında yavrumun,
birde bez bağlamayalım diye beze --kötü annem bu,çıkaralım demiştim,sende çişini bizim gibi tuvalete yap--,beyefendi şimdi beze kötü diyor başka bişey demiyor,bekledim geçer diye ama yok
daha bırakmadık bezi,gündüzleri dışarı çıkarken bağlıyorum-- dedimya ben hazır değilim,üstüne birazcık düşsem kabul edecek yavruşum hemen,
neyse yaptıklarımı yazayım
1 hafatadır filan gündüz hiç bez takmadık,çişleri için banyoya götürüyorum,--kork diye diye yapıyor.korkuyormuş,ama beni kandırıyor,--niye korkuyorsun annem diyorum..
gülüyor...korkmuyormuş yani
gece tabiki bağlıyorum
gündüz 1 dak geç kalayım hemen yapıyor altına,kazalarımızda oldukça fazla
yani ben tam düşmüş değilim üstüne,ön fikir veriyorum yiğite sadece

parka gittik bugün.bez bağlamadım yanımada 4 tane alt aldım,arada sordum çiş varmı diye,hemen yere çömelme pozisyonuna geçiyor garibim,--çişş diyor bide,ama yapalım desem istemez,ben peşindeyken,kaydırağın altına gitti,napıyosun demeye kalmadı çöktü çiş diye diye gözüme baka baka yaptı,olsun dedim değiştirdim,beni öpüyor,annem diye sarılıyor
büyük kazamız da oldu 2 defa,ama bunu yazmasam daha iyi,dün akşamda kakasını söyledi ama tuvalete oturmayı reddetti,o sebeple baz bağladım hemen ona yaptı,yaptıktan sonra ağladı bide
hemen sakinleştirdim,---olabilir annem filan diye,olsun sen bezine yap dedim,hemen yüzü aydınlandı kuzumun.
işte bizim işler böyle,,bi kaç gün sonra tamam olduk biz diye bir yazı yazabilirim...belkide şimdilik erteledik diye de bir yazı yazabilirim..yiğitin gidişatına göre yapacağız bişeyler..yavruşumu zorlamak istemem,evdeyim nasıl olsa,ne zaman isterse o zaman,kendini ne zaman hazır hissederse o zaman,onun tatlı yüzünün gülmesi her eğitimden,her başarıdan daha önemli benim için



dün eşim izinliydi,sabah erkenden denize gittik,yiğiti normal yuvarlak simite koydum ,yinede istemedi yaww,bir babasına bir bana yapıştı,kucakta ama hareketli olacakmış,on kolumuzun olmasını istiyor bu çocuk...
bir bana atlıyor-anneemm diyor
bir babasına --babaaaa diyor
sevgiyle sarıldığımızı anladığındada çığlıklarla gülücükler,..anlatılması tarifsiz sevgi gösterileri yapıyor,
sonra eve geldik,yemek hahzırlayayım demiştim,kardeşim geldi,yemek yedik ,yiğit tam çıldırdı,oyy,teyzeee diye koşuyor evin içinde,zorla öptürüyor kendini,bildiği tüm kelimeleri sayıyor,
sonra kardeşimle laraya gittik,işlerim vardı biraz,sonra bir avm ye attık kendimizi,sıcaktan bayılmadan,serinledik,kahve içtik,sohbet ettik
uzun zamandır sıcak bir içecek içmemiştim, (ben sevmem hiç çay ,kahve,kırk yılda bir anca) bana o kadar iyi geldiki,kendimi bekar günlerimdeki gibi hissettim...ne alakaysa
yiğiti evde uyuttum,babasını da yanına yatırdım,2 saati geçti gelmem,
geldiğimde hala uyuyorlardı.yarım saat sonra uyandılar,ohhh dedim,yoksa yiğit beni arardı hemen,bulamazsada zırlardı babasına
yeni öğrendiği çok kelime var ,hala cümleye geçemedik desem yeridir,
annanüs--asansör
en çok güldüğüm şey bu ,bugünlerde
ben sormadan ,asansörü gösterdi ve annannüs dedi,anlamadım --annee annanüs dedi
koptum orda zaten,deli yawww
118 80 reklamındaki --taksi diyorya..yiğitte --taksit diye diye bağırıp koşuyor evde..

birde yarın evin yakınında yeni açılan bir kreş var oraya gitmeyi düşünüyorum,oyun grubu yapmayı düşünüyorlarmı kışa sorayım,hemde ortamlarını göreyim..yiğit sevecekmi???
değişik oyuncak ve ortamı olan heryeri yiğit sever ,hemende alışır genelde..oyun grupları yoksa bile,ben burda tanıdığım en az 5-6 anneye söyledim,hepside süper olur diyorlardı,bakalım yarın bir görüşeceğim,
kimse gitmese bile günlük kullanım oluyormu onu öğreneceğim,
belki çüşşş derler,günlük kullanım mı:)))))
napalım bakacağız bi
günlük kullanımı şurdan çıkardım,arkadaşın biri o kreşe gönderdi 2 gün çocuğu,sonra göndermemeye karar verdi,e günlük parasını bari ver demişler,biraz kızdım ama ben bakım istemiyorum ordan,yiğit eğlensin,enerjisini boşaltsın orda yeter
hem tanıdık eski komşuların kardeşiymiş kreşin sahibi,komşuyu arayayım yarın bi
taktım kafaya bu gün.iyice düşündüm,
eşime söyledim,naparsan yap,kafaya takmışın sen zaten diyor :))))))

16 Ağustos 2010 Pazartesi

küçük tatil

tatilin ana vatanındayız ama evde olunca yada hep aynı yerleri ziyaret edip görünce tatil gibi gelmiyor.denize gidiyoruz,pikniğe gidiyoruz,parklar bahçelerde açmaz oldu,yolculuk yapmak,eziyet çekmek istiyormuş canım...
toplandık annemlere gidelim dedik yiğitle,değişiklik olur ,hazır babamda yıllık izindeyken yiğiti biraz veririm babama ,ben kafa dinlerim birazcık dedim
:(((
hemde özlemiştim,ne zamandır gitmedik,annem çalışıyor napalım yalnız,
sonunda 2 gün izin aldı annem ve bizde 4 günlük tatil yaptık kuzuşla
tatil denirse tabiki,yiğit olmadığı kadar şımarık ve gürültücüydü ..
bende olmadığım kadar tahammülü az ve somurtuktum,,
ama yinede sağolsun anneciğim ve babacığım huysuz yiğiti ve somurtuk beni mutlu etmek için ellerinden geleni yaptılar :D

















canım babacığım yaylaya götürü bizi,,
burası yolu,
yemyeşil dağlar,ağaçlar,


yiğit yolda giderken sürekli mızıkladı ve kucağımdaydı,yolu kıvrımlı ve yokuş yolu kucağımda bir o tarafa bir bu tarafa dönerek geçirdi,
neyseki gider gitmez bir park buldu ama orayı da beğenmedi,
sıcaktan ısınmış demir kaydırakları,çubuk merdivenleri, korumasız salıncakları vardı ve bizim yiğit beğenmedi işte binmedi


bu meyve bizim bahçenin nektarin leri..üstünün beyaz olduğuna bakmayın ,yıkayınca geçiyor ve harika tatları var



bizim bahçenin şeftalileri,pazardaki şeftalilerin aksine küçük ve çok sertler,tam benim istediğim gibi,


















annemlerin yayla evinin hemen bitiminden başlayan dağ...ağaçlar o kadar güzelki,fotoğraflarda o kadar güzel görünmüyorlar,ama yakından gerçekten bir doğa harikası,,bunu eve kapana kapana ve böyle güzellikleri görmeyerek özlediğimi hissettim


renk uyumu çok güzeldi,

















kuzuş,annem ve ben yere kalın bir minder serdik,sırtüstü uzandık ve gökyüzünü seyrettik,yiğite geçen bulutlardan resimler anlattım,tabi o bir ara beni uyutup kaçmış,gözümü açtım yiğit yok,bahçenin diğer ucunda,annemle çok güldük bu duruma,bende yaparmışım aynısını,















yiğit uyusun diye gözünün içine bakıyorum her zaman ,uyuyunca da başında bekleyip uyansın diye bekliyorum,nasıl bir his,nasıl bir tezat davranış ....minik ellerine ve kirli tırnaklarına bakıp bakıp canımmmm dedim














en komiğide ağzında elmayla uyumuş olması,foto çekemedim gülmekten,kımıldayıp düşürdü o da..beyaz çoraplarla gezmeği yer kalmadı ama altı tertemizdi günün sonunda













yine bizim bahçeden siyah erik,hiç sevmem,yeşilini tercih ederim ama çok güzel görünüyorlar değilmi??
yiğite yesin diye verdim gool diyerek yere fırlattı ve tekme atabileceğini sanarak üstüne bastı,ezdi eriği,,sonra buruşuk suratla bana baktı



ağaçlar içindeki yayla evlerinden bir resim,karşımızdaki ev,aramızda göl var o evle









babcığım bizi çok serin ve şelalesi olan bir yere götürdü,pazarı vardı,
elma aldık yine,incir aldık,mısır aldık,serin olunca herşeyin tadı bambaşkaydı,
hatta dağlarda yaban dağ keçileri vardı
herkes onları görmek için çook uzak yollardan gelmişler
benim ilgimi çekmedi,yiğitte göremez zaten ,taa tepede yerlerde
babam boıl bol yite göstermeye çalıştı ,yiğit görmüş gibi sevindi babam gördü sandı dahada zevkle gösterdi
sadece ben bildim görmediğini:))









pazarcıların korkulu rüyası odu yiğit...
hemen hemen her sevzeyi meyveyi elleyip yerlerine koydu
yiyeceğini sanıp verenler oldu,o bize taşıdı bizde geriye,
momandiz(domates), diye bana gösterdi
şelaleye bakarak ooooo diye kollarını çırptı,soğuktan üşüdü biraz


herşey çok güzeldi
çiş çalışmasında bu çocuk banamı inat ediyor bilmiyorum,annem götürüyor 1 dk içinde geri geliyorlar,yaptı çişini diyor annem
birlikte gidince yapmıyor,bekliyor,
ah anneciğimin vakti olsa yiğitle ilgilenirdi zevle

12 Ağustos 2010 Perşembe

annesinin yardımcısı

çalışan annenin çalışkan oğlu yiğit...

:)))haftada bir halı yıkıyoruz,hem serinliyoruz,hem temizlik işleri,

e bide yardımcı olunca çok daha kolay





11 Ağustos 2010 Çarşamba

yiğitle deniz keyfi...

bugün eşim izinliydi,orucun ilk günü dedik, gitmesekmi acaba dedik ama baktımki yiğitin sıcaktan ve terden isilik olmaya başlamış popuşu ve boyun altını görünce gidelim dedik,ne kadar çok kalabalıktı.ramazan dinlemiyor tatilciler...eşimde çok yoğun çalıştığı için açıkçası bulduğum fırsatı kaçırmak istemedim,gittik
yiğit herzaman olduğu gibi denizde çok eğlendi,kuzumm
ben kenarda bol bol fotoğraf çektim, eşimle yiğit denizin tadını çıkardılar öğlene kadar...


tam alışamadı diye geçen yılki şemsyeli botunu kullanalım dedik ama yiğit bu... içinde 1 dk durmadı,
ben korkuyorum kolluk yada simitten,daha güvenli olsun istiyorum ama yiğit istemiyor sıkışıp kalmak,bıraksakta yüzse,,



o minik ellerin taşla dolmasını çok seviyorum,bide çok uzağa atacakmış gibi hırsla ileri doğru atılıp fırlatması yokmu,1 metreyi geçemedi daha:))


bir ara ah o gemide bende olsaydım dedim,



ne çok isterdim elmayı ısırarak yemesini,nasip bu günlereymiş,
nice tatlı elmaları yemedi de ekşi ve en set olanını yiyor şimdi,sadece dış kabuklarını tabii,,,
dişi elmada kalacak diye ödüm patlıyor

9 Ağustos 2010 Pazartesi

parmak boyası mı?? yüz boyasımı:)))


yiğit from ayse arslan on Vimeo.

yine bir parmak boyası daha




ne yapalım sıcakta su aktivitesinden ve klimalı odaya kapanmaktan başka şeyler yaratamayınca bolca kirlenmece oyunu oynuyoruz,aslında sevmiyor ellirinin kirli olmasını ,,fakat gel görki çocukta sıkılmış durumda aynı şeyleri yapmaktan,
site içine inmekten hoşlanmaz oldu,aktivite istiyor,değişik ortam istiyor,bol oyuncaklı bir yer istiyor vs.....
parmak boyası yapalım deyince hemen konsolun çekmecesinden kağıtları çıkarıyor,kocaman sehpayı salonun ortasına çekmeye kalkıyor,eski sofra bezini arıyor yani olaya yeterince sahiplenici yaklaşıyor yavrum..
sevinçle el çırpıyor,hemen bir öncekilerde kirlenmiş atletini çıkarıyoruz,hiç sorun çıkarmadan giyiyoruz:))


birde yiğit oyun hamurundan hoşlanmıyordu,geçen arkadaşında gördü ve hemen oynamaya başladı ,hatta ileri gidip merdaneyle açmaya bile kalktı,
yiğit hoşlanmıyor diye almıyordum eve,sağolsun arkadaşım verdi biraz o kendi evinde yapıyor kızı çok severek oynadığı için..neyse o akşam alt komşunun kızı geldi ve onunda hayvan şekilleri yaptılar,yemek yaptılar..komşu kızı bak yiğit bu yemek dedi,güya tencereye yemek yapmış,bizimki hımm diyip ağzına attı bitane .tuzlu hamuru çıkardı hemen tabi ama çok komikti..yemeee diye bağırdı komşu kızı..birazda ondan korkmuş olacak bıraktı oynamak istemedi

bugün çarşıya gidelim dedik arkadaşla çocukları arabalara atıp,onun çocuğunu gönderdiği kreşe gidelim dedik,,gittik kreş kapalı. yanındaki başka bir kreşe gittik,pedagog bir beyle görüştük,arkadaşımın soruları vardı
bende yiğiti gözlemledim,baktım hiç yabancılık çekmiyor,bazı çocuk yeni ortamda utanır sıkılır da sonradan alışır yok..ne demek utanmak çekinmek,:((
hemen oyun odasına daldı,bir arabaya biniyor,yastıkların üstünde koşturuyor,elinde başka oyuncaklar,gören bizim evde oyuncak kıtlığı var sanır..zavallı çocuk hiç oyuncak görmemiş der..oyuncakçı dükkanlarını aratmayan,hatta oyuncaktan bize yakında oturacak yer kalmayacak olan evimizde yiğit bey oyuncak görmemiş gibi saldırsın olacak iş değil,
neyse sevdiğini anladım tabi orayı,göndermek istesem bensiz gitmeyi kabul edermi bilmem ama gidince çok zevk alacağı kesin,oyun gruplarını sordum filan şimdilik bakalım,eylül-ekim gibi kesin bir bilgiye sahip olacağım
enerjisine yetişemediğim oğlumu bir oyun grubuna götürmek zevkli olabilir diye düşünüyorum

parmak boyamız babamızın gelmesiyle son buldu allahtan,ellerini sileyimde sevgili babasının omuzunda bir zıplasın diye sil sil diye peşimde dolandı,silmekle geçermi doğru banyoya,tabi babası eşliğide,
buda yarattığı şaheserler,.....

3 Ağustos 2010 Salı

......deniz,gezme,yorulmak....

dün dolu dolu geçti,kardeşimin arkadaşı geldi adanadan.hepbirlikte arabaya atlatıp,deniz senin,avm ler benim gezdik durduk..ve çok yorulduk,yiğitin huysuzluklarıda cabası,
bir gün önce bahçeye çıkardım ve koştu terledi,üstünede bahçede hasta arkadaşının su şişesini kafasına dikivermesi sonucu hasta olacak eyvah diye korkularımdan sonra dünki huysuzlanmaları hastalık habercisi sandım,gerçi hala tehlike geçmiş sayılmaz ama bakalım,dikkat etmeye çalışıyorum
yiğit çok tombul bebek olduğu için bebekliğinde hiç salopet giydiremedim,bol alsan uzun gelir,paçası normal olanlarda tombik kalça ve bacak arasına olmaz derken normale döndü diye yiğite salopet almaktı ne zamandır düşüncem,aldım sonunda ve giydirdim...aman allahım sanki battaniye örttüm üstüne çocuğun,ağlıyor çıkar diye,yırtacak gibi çekiştiriyor,zorla giydirdim dil döktüm çok yakışıklı oldun diye:)))



işte dün sabah erkenden denize gittik,giderken arabada yapıştı bana,neyseki kardeşim ilgisini eksik etmedi sağolsun,denize girince bütün sıkıntı geçti,gülücükleriyle sevindirdi bizi,şezlongun üstünde değişik pozlar vermeyi ihmal etmedi yiğit bey bana...ağzında da sakız olduğu için yamuk yumuk resimler...


sonra sıcaktan bunaldık ve attık kendimizi deepo ya,gezdik diyemeyeceğim,yiğiti sırtlamaktan hiç gezemedik,
giderken arabasını yük etmeyelim,yürüyor nasıl olsa dedik hata ettik,yürümedi bizimki,alışveriş merkezindede emanet araba yoktu,almışlar hep...sonra tırtıldan korkan yiğit bindi ve hiç inmek istemedi,3 turcuk biniverdi.1 i bedva oldu 4 tur bindi,oyyyy