12 Temmuz 2010 Pazartesi

bügün benim doğumgünüm:(


Doğum Günü... Doğum Günü...

Bir yıl daha geçti...
Işık hızında sanki geçen sene bugünle, aradaki zamanın akışı...
Ve umarım iyi değerlendirilmiştir bu bir yıl...
Sağlık deniliyor ya her şeyin başı...
Öyle de...
Her ner kadar cümle içinde alışılagelmiş, klasik bir temenni olsa da sağlıklı bir yıl diliyorum yeni yaşında...
Ve tam da şu anda durup, 5 yıl öncesini düşünmeni isterim...
5 yıl, 10 yıl?..
Ne kadar yakın geliyor değil mi?..
5, 10 yıl sonrası da bu kadar yakın işte...
Geçti...
Geçiyor...
Geçecek...
En ufak anın bile tadı çıkarılmalı...
Ara sıra, denk gelirse deniz kenarında simit, çay keyfi tadılmalı...
Yıllardır aranmayan kim varsa düşünülüp, bir anda aranmalı...
Bir çocuğun kolayca bulabileceği yerlere bozuk paralar bırakılmalı...
Sabah uykusu uzatılmalı bazen, yataktan hiç çıkmamalı...
Küçük notlar yazmalı zamanın eskitemediği...
Saklamalı sonra, hüzün olsun diye değil ha, anı olsun diye...
Anne, baba hatırlanmalı hayattaysa bu doğum gününde, yazının burasında aranmalı...
Ya da eli öpülmeli hemen...
Bir oda yakınlıkta olması bile anne, babanın ne büyük lütuf, ne büyük hediye...
Hiç olmazsa mutfaktan gelen tuzlu koku coşkusu için...
Ve alışverişe gönderilirken "üstü kalsın" jesti için...
Hayatta değillerse, teşekkür etmeli, yıllarca didindikleri için...
Gider nasıl olsa, duyarlar...
Evet hemen şimdi...
Ertelememeli...
Geçti...
Geçiyor...
Geçecek...
Durmalı şöyle bir...
Neler geride kaldı, neler gelecek...
Düşünmeli...
Sonra koşmalı; iyiye, güzele doğru...
Kolay küsmemeli...
Merhametli olmalı...
Umursamamalı tüm bu yazılanları belki...
Doğum günü kutlu olmalı...
Olsun!..

bugün benim doğumgünüm,bana bu şiiri mail attı bir arkadaşım...

11 Temmuz 2010 Pazar

sevgili ve zavallı balığımız


-yiğit: anneee balık
-ben: evet annecim balık,(oynayayım mı? demek istiyor)
-yiğit: kafasını bi sağa bi sola yatırıyo.bebeeek bebekk
(kucağında bebek varmış gibi sallıyo,yalvarıyo yani
bana şirinlik yapıyo ve en sonunda da başarıyo beni kandırmayı)




-yiğit: anneee mamma
-ben: oğlum yeni yedi.aç değilmiş,
-yiğit: ıhhh mama
-ben. tamam ama az vercez
(arada kendi ağzınada atma çabaları oluyo tabi,takip etmek lazım)


-ben: oğlum bırakalım hadi balığımızı,yazık onada,uff olur sonra,
-yiğit: üfff
(çok sıcakmış,serinliyormuş güya,o suyu başına sürüyor bide)
sonrada ohh demesinmi:))))

9 Temmuz 2010 Cuma

eski dostar:)) güzel anılar,,,


yıl 1999,oyy ne kadar da eski geldi şimdi,11 yıl önce.
arkadaşım fatoş bizim ordaki dersaneye gitmek için gelmişti başka bir ilçeden,eskiden de arkadaştık ama şimdi çok daha yakındık,aynı dersanede,aynı sınıfta,aynı sıradaydık,aynı yatağı ve daha bir çok şeyi paylaştık,yaşananları anlatsak bir kitap olur,
çok güzel günler geçirdik birlikte,tam 17 yaşındaydık,paylaşımın en fazla olduğu,hayatta arkadaşın en kıymetli ve herşeyden üstün olduğu bir yaş,şimdide öyledir mutlaka ama işin içine eş,çocuk girince tabi ilk sırayı onlar aldığı için arkadaşlar sonraki sıralarda yer almaya başlıyor,sonra üniversiteyi kazandık ve ayrı ayrı illere gittik,bir süre koptuk,sonra yine birleştik,sonra evliliklerle yine ayrıldık,taki çocuklar olana kadar,
dün izmir den geldi arkadaşım,bizim ve çocukların mutlu olacağı bir yerde buluşma kararı aldık,onlar oynarken bizde bol bol hasret giderdik,çocuklarımızda kaynaştılar
allahtan,hiç üzmediler bizi




eski günlerimizi yadettik,gülme krizlerimizi ve 17 yaşın vermiş olduğu çılgınlıkları ,komiklikleri,delilikleri hatırladık ve yine aynı şekilde zevk aldık,tek fark her 5 dakkada kalkıp çocuklarımıza bakmamızdı,tek farklı muhabbet doğum anılarımız,sonrasında nasıl büyüttüğümüz,neler yedirdiğimiz oldu,önceside sonrasıda çok hoştu,seni çok seviyorum arkadaşım..

parmak boyası 2

aktiviteler bitti sanırım,sıkılıyoruz,yiğitte çıkarıp çıkarıp boyaları bana getiriyor aç aç diye,açmazsam peşimde kafasını bir o yana bir bu yana yatırıp yalvarıyor aç diye,kızacak olsam gülümsüyor,oyy nasıl dayanayım,en son açtık,yere koyduk önce ,bez serdik,baktım yerde olmaz,bacaklarına resim yapmaya başladı,hemen sehpaya kalktık,çok büyük zevkle oynadı,helede ben ayyy ayyy ne yaptın,çok batırmışsın elini dedikçe kocaman kahkahalarla 20 kadar A4 boyadı,kuruması için kaldırdık onları,hepsi şaheser,paha biçilemez değerde yağlı boyalar,babasına bu bu diye işaret ede ede gösterdi tek tek hepsini,





dolu dolu ve yiğit'li günler

yaklaşık 2 haftadır zor günler geçirdik,yiğit acaip huysuzdu.hiçbişeyden memmun kalmıyor,sevdiği yiyecekler,beraber yapılan aktiviteler,park,bahçe,alışveriş merkezlerine yapılan gezmeler..neler neler,herşeyden bir sorun çıkarıyordu.babasıyla ne yapacağımızı şaşırdık,dişlerinin çıktığını anlayınca,yumuşadım biraz daha,kendime kızdım,.dışarı çıkmak iztemeziçıkınca gelmek istemez,
bu resimde kapıyı açma ağlamasıydı,:) kuzum yaa



geçen pazar, yiğite ve bunalmış olan bana faydası olur diye eşimin oteline gittik,çok eğlendik,yemek sırasında yiğit çok sorun çıkardı,bişey yemedi,mama sandalyesine oturmak istemedi,restaurantın içinde koşacakmış,yok efendim,ince saplı bardaklarla oynayacakmış,izin vermeyince bağırıp kendini yere atıyor,neyseki kardeşimde vardı bana yardım etti,sonra eski arkadaşlarımızdan çok kişi vardı ve yiğitin sevdiği amcaları bana yardım ettiler,gezdirdiler yiğiti,oyaladılar bende biraz nefas aldım,animasyon gösterilerini izledik,lobisi çok güzeldi ,aynalarla doluydu,yiğit bol bol kendini izledi ve güldü,



pazartesi eşim izinliydi,geceden çok yorulduğumuz için sabah 10:00 a kadar uyudular,sonra kalkıp denize gittik,yiğitin bu yaz ikinci gidişiydi,önce denize taş attı biraz,yaklaştı iyice,eşim denize girince oda arkasından koştu gitti tutamadım kıyafeti ıslandı:)))bizde soyduk ve hepimiz girdik.korkup ağladı ama top götürmüştüm ,oynadık ,güldük derken alıştı,hoşlandı sonraları,allerini kollarını yüzer gibi yaptı,simitini unutuyorum her seferinde,sonra kıyıda dalgaların vurduğu yere oturduk ve 1 saat orda oyalandık,çok mutlu ayrıldık denizden,
motorsikletle gitmiştik,sırtım acaip yanmış,esmer tenim nasıl yanıp acıyor anlamıyorum,alışamadı yıllardır..çok yanmışım,4 gündür yatamıyorum sırtüstü
dönüşte balık aldık,yiğite uğraş olsun diye,yem veriyoruz hergün, birlikte suyunu değiştiriyoruz,yiğitte bol bol elini içine daldırıyor,kaldırdım boyunun yetişemeyeceği bir yere,suya daldırıyor elini,ben görünce suyu kafasına sürüyor,sıcaklamışta yüzünü yıkayarak ferahlamış havası veriyor:))))



huysuzluğundan iyi yönlerini göremeyecek kadar kızgındım,dili biraz daha gelişti diyebilirim,kendi kendine oyunlar yapıyor,geriden izliyorum onu,telefonun almacını kaldırıyor kenara koyuyor,başka bir oyuncak telefon koyup hayır diyip kafasını hayır anlamında sallıyor,sonra almacı yerine koyup kafasını evet anlamında sallıyor ve evet diyor,dillendikçe daha güzelleşiyor herşey,tembel olmasa çok güzel konuşacak,çok kelime öğrendi ama kullanmak istemiyor,ummadığımız anda söylüyor,bu ne deyince şımarıklık edip söylemiyor,
günlermizi dolu geçirmeye çalışıyorum ki dişini unutsun yavrum diye,birgün parmak boyası yaptık,ama ne parmak boyası,yazıcam onu da,ve dün izmirden arkadaşım geldi,çok güzel vakit geçirdik,onu da ayrı bir konu olarak yazıcam

1 Temmuz 2010 Perşembe

YİĞİT'le her haftaya bir tema


bu aktiviteye elimizden geldiğince katılmaya çalışıyoruz.
işte bizim bu konudaki kullandığımız oyuncaklar;;


bu oyuncağı alalı 2 ay oluyor nerdeyse,çok işimize yarayacağını ve yiğitin çok seveceğini tahmin ederek aldım,çok güzel ve değişik şekillerde oynuyoruz,renk ve şekilleri çalıştık bolca burdan,deliklerinden baltık,düz zemine yanyana sıraladık,dairenin öyle durmayacağını köşesiz olduğunu anlattım,













ayrıca büyükten küçüğe,küçükten büyüğe sıralıyoruz,renklerine göre ayırıyoruz,çubuklara geçirirken el-kordinasyonu gelişti..





bu oyuncaktan bizimde var tabiki,yiğit artık sıkıldı bundan ama renklerini ben sesli şekilde söyleyince ilgisini yeniden çekiyor,yada şekilleri ayrı ayrı yerlerde toplayıp değişik oyunlar yapıyoruz






bunlarla da büyük küçük çalışmaları yapıyoruz,yiğit henüz büyük küçükten anlamıyor,ama baba araba,bebek araba diye söylüyorum şimdilik,hemen küçükleri uyutmaya çalışıyor,ve bana soruyor tekrar tekrar durmadan baba-bebek diyorum,bunaltıncaya kadar soruyor




bu oyuncağımızı da biliyorsunuz,bunlardanda bıktı yiğit ama büyük küçük ve renk çalışmaları için yine işimiz düşecek bunlara




eşleştirme,ve zıt kavramla için kullanıyoruz,kız hangisi erkek hangisi diyince biliyor,seçiyor daha doğrusu cinsiyet öğrenmiş olamaz heralde ama kız erkek diyince biliyor,dışardada gösteriyor kızlar erkekleri ayrı ayrı




son olarakta bunlar benim kartlara çizdiğim resimler,acaip yeteneksizim bu konuda ama yiğit anlıyor zavallım,ne yapsın elindekiyle yetiniyor olmalı:))kavram çalışırız burdan arada sırada,yiğit mısır canavarı olduğu için mısır resmini görünce canı ister heman kaldırırız,oyunumuz orda biter,yada havuç resmini ağzına sokar,araba resmini yerde sürmeye çalışır kart buruşur,hiç geriden izlemeye razı olmaz,hep aktivitenin ortasında olacak,başrolde olacak yani,,,

arkadaşlar değişik fikirlerimizi birbirimizle paylaşalım vakit buldukça,insan tıkanıp kalıyor bazen,elindeki materyallerle neler yapacağını düşünemiyor,herkese bol aktiviteli günler,,

29 Haziran 2010 Salı

günlerimiz böyle geçiyor


tam bir haftadır temzlik yapıyorum,geçen hafta misafirlerim vardı,yalnız kalınca her taraf gözüme batmaya başladı,mutfaktan başladım,fayans duvarlardan tutun,buzdolabının cam raflarının kenarlıklarını çıkarıp yıkamaya kadar köşeleri bucakları temizledim,camlar silindi perdeler yıkandı filan,balkonlar bile domestoslarla,yetmedi porçözlerle yıkandı,kapı doğramaları bile dezenfekte edildi,bir yğite bir temizliğe derken ben arada baya yoruldum,yiğitide ihmal etmek istemedim yavrucumda oyuncaklarıyla oynadı,ağladığı zamanlarıda atlamayayım tabi,ben iş yaparsam ağlar kendileri:(
dün eşim sen çok yoruldun yemek yiyelim akşam dışarda dedi,hemen kabul ettim,yemekte yiğit boş durmadı kürdanları döktü,ayranı mama sandalyesine içirdi,,sonra lunaparka gittik,daha önceleride gitmiştim o lunaparka ama ben gitmeyeli ne kadar çok şey eklenmiş,çok kalabalık ve gürültülüydü,yiğit korktu önce kucaktan inmedi,arabasınıda almamıştık,sonra alıştı ve tutamadık kendilerini,o önde biz arkada koşturduk,hiç bişeye binmedi ama ,yarış arabalarını bol bol izledi,aresim çekmeyi akıl etmedim,bidahakine inşallah,

bugünde 7:30 da kalktı ve hemen oyuna oturduk,biraz oynadık sıkıldı,kahvaltı yaptı,aşağı indik süt almak bahanesiyle,yarım litrelik sütlerden aldık ve yiğit taşıdı eve kadar,abi oldun sen artık bana yardım etmelisin dedim,kuş ekmek kırıntısı yiyormuş onu seyrettik bir süre,karıncalara baktık,site çocuk gürültüsüz ne güzel oluyormuş onu bikere daha anladım sabah sabah,
akşamüstü park eşyalarımızı aldık ve parka gittik,kamyon,kova kürek,altına oturmalık pike,çubuk kraker ,su,yedek çamaşır derken bavul gerekti sanki,baston araba zor taşıdı bizi,neyseki yiğit arabada oturmuyor gidip gelirken,önde arkada koşturup duruyor,araba gelince kenara kaçmayı pekiştirdi bugün,inşaat varmış kepçeyi seyrettik 10 dk kadar,
parkta eğlendi herzamanki gibi,kaydırak boyuna göre,at gibi binilen kenarları tutmalıklı demirede kendi biniyor ben başında bekliyorum ve başka büyük çocuklara dikkat ediyorum sadece,yiğitinde gözü bende oluyor genellikle,21:00 de geldik eve.banyo yaptı,yemeğini yedi,birazdaha oyun,orgunu çaldı ,benim ve komşuların kafasını birazdaha şişirdi ve kitabımızı oluyup uyuduk,,
bir gün daha bitti,yarın tekrarı yaşanmak üzere :)))