3 Ağustos 2010 Salı

......deniz,gezme,yorulmak....

dün dolu dolu geçti,kardeşimin arkadaşı geldi adanadan.hepbirlikte arabaya atlatıp,deniz senin,avm ler benim gezdik durduk..ve çok yorulduk,yiğitin huysuzluklarıda cabası,
bir gün önce bahçeye çıkardım ve koştu terledi,üstünede bahçede hasta arkadaşının su şişesini kafasına dikivermesi sonucu hasta olacak eyvah diye korkularımdan sonra dünki huysuzlanmaları hastalık habercisi sandım,gerçi hala tehlike geçmiş sayılmaz ama bakalım,dikkat etmeye çalışıyorum
yiğit çok tombul bebek olduğu için bebekliğinde hiç salopet giydiremedim,bol alsan uzun gelir,paçası normal olanlarda tombik kalça ve bacak arasına olmaz derken normale döndü diye yiğite salopet almaktı ne zamandır düşüncem,aldım sonunda ve giydirdim...aman allahım sanki battaniye örttüm üstüne çocuğun,ağlıyor çıkar diye,yırtacak gibi çekiştiriyor,zorla giydirdim dil döktüm çok yakışıklı oldun diye:)))



işte dün sabah erkenden denize gittik,giderken arabada yapıştı bana,neyseki kardeşim ilgisini eksik etmedi sağolsun,denize girince bütün sıkıntı geçti,gülücükleriyle sevindirdi bizi,şezlongun üstünde değişik pozlar vermeyi ihmal etmedi yiğit bey bana...ağzında da sakız olduğu için yamuk yumuk resimler...


sonra sıcaktan bunaldık ve attık kendimizi deepo ya,gezdik diyemeyeceğim,yiğiti sırtlamaktan hiç gezemedik,
giderken arabasını yük etmeyelim,yürüyor nasıl olsa dedik hata ettik,yürümedi bizimki,alışveriş merkezindede emanet araba yoktu,almışlar hep...sonra tırtıldan korkan yiğit bindi ve hiç inmek istemedi,3 turcuk biniverdi.1 i bedva oldu 4 tur bindi,oyyyy

1 Ağustos 2010 Pazar

----2 bitti----.31.07.2008


kuzum doğalı 2 yılı geride bıraktık,
hamile olduğumu öğrendiğimde biraz düşündüm,hazırlıksız yakalamıştın kuzum beni,iyi bir anne olabilirmiyim,sana layık bir annelik yapabilirmiyim diye çok düşündüm,seni iyi besleyebilirmiyim,seninle bıkmadan,sabırla ilglenebilirmiyim,seni hayatımın odak noktası yapabilirmiyim diye 2 koca gün düşündüm,ve karar verdim...seni kucağıma almak için geri kalan günlerimi sabırla beklemeye ve seni içimde en iyi şekilde büyütmeye çalıştım,söz verdim kendime,sağlıklı mutlu bir hayat sağlayacağıma sana,
ve 2 koca yıl geçti annem ,sen benimsin,gerçeksin,kucağıma alıp kokladığımda hayatımda duyduğum en güzel kokusun,sana baktığımda hayatımda gördüğüm en güzel şeysin,bir yerin acısa benim daha çok acır,sen gülünce senden daha çok gülerim
sen benimsin
iyiki doğdun,iyiki allahım seni bana verdi



piyanist şantör yiğit


piyanist şantör yiğit from ayse arslan on Vimeo.

29 Temmuz 2010 Perşembe

geç olsun güç olmasın


erkek çocuklar kız çocuklara göre daha geç konuşur diye bir bilgi var,doğruluğunu bilmiyorum ama yiğit bazı konularda tembel olduğu gibi bu konudada tembellik etti galiba,ama az kaldı bi sus oğlum diyeceğim günler,
yiğit 11 aya kadar emeklemedi,11 ay geçmiştiki emekledi,fakat kilolu bir bebekti ki 13 aylıkken koşuyordu,
yürüteç aldığımızda 7 aylıktı,fakat benim kuşum yürüteçi amacı gibi kullanmadı,geri geri gezdi uzun bir süre evin içinde,popuşunu kaldırmak ise uzun bir süresini aldı
yürümeye başladıklatn sonra ise ki yürümek denirse adeta koşuyordu,halada her gittiği yere yürümez koşar,arkasından en hızımla koşsam yetişemem

konuşma tembelliğini anlatacağım,10 aylıkken bana bilinçli olaran günde 1000 defa anne diyen çocuk demez oldu,1 aydır anneee diyor şimdilerde,e napim benim çocuğum önce bir tembel sonra durdurana aşkolsun her konuda

söylediği kelimeleri yazacağım unutmak istemiyorum,hep unutmam ben bunu diyorum ama bir bakmışım yenileri eklenince unutmuşum davranışlarını,gerçi yaşıtları ne çok şey söylüyor hatta yetişkin insan gibi konuşanlar bile var ama napim dedimya tembel benikisi,
bir kaç aya kadar birden profesör kesileceğini tahmin ediyorum
anne
baba
dede
annani_-annane
tezzi_teyze
a-bi_abi
babannii_babanne
alkiş_alkış
kardiş_kardeş
çekiceç_çekirdek
karpuf_karpuz
hu_su
aloo_alo
çiçeeç-çiçek
çeççe_kepçe
momanniz-domates
üç_dört_beş
kapı-
köppü_köprü
tiktak-saat
kahvi_kahve
mamoniz_mayonez
keççaç-ketçap
kuş
gel
hadi
kalk
dittii-gitti
oku
titap_kitap
okuu_okul
kaka
çiş,
kötü,pis,meme,pipi,çüç,döt(bunlar ayıpmış kendince)_ben söylemedim ama arada bana söyleyip ne diyeceğimi tartıyor,bide gülüyor
eşek,öküz_bunları çocuklardan duydu)
koyye_kolye
çöççü-çöpçü
kova
kum,taş
mama
ekmik_ekmek
ciçs_cips



aklıma gelmeyenler ve adını döylemeden sadece sesini çıkardığı kelimeler de vardır
2 kelimeliklere çok geçemedik daha
anne gel,anne hu(su),baba kuş(babası kuşun yanına gitmiş),baba iş(babası işe gitmiş)
hatırladıkça yazacağım yada yeni kelimeler öğrendikçe,
unutmak istemiyorum bu anıları

son üç kaldı

yiğitin huysuzluğu başlayalı 1 ayı geçmişti,ne şikayet ettim,ne bunalıma girdim ama yaaa,4 gündürde tavan yaptı,ne diller döküyorum,hayatımda konuşmadığım kadar anlatıyorum oğluma herşeyi,anlıyor,tamam diyor ama çocuk işte...
2 yaş sendromu dedim,ne zaman kadar sürecek bu böyle diye kafa patlattım,i
en sonunda da meyvesini gördüm dün,son dört azıdan 1. si patlamış,yeri kıpkırmızı ve güzel incimiz arasından çıkmış,
ve başımızdan kaç olay geçti:(((üzülerek yazacağım,parka götürüyorum sık sık,orda mutlu oluyor,enerjisini atsın,gece bari güzel uyusun diyorum,patkta biyere tırmanma ayaklarını da yerden kesme yeni modamız,



ve en son böyle yaparken ben foto çekeyim dedim,elleri terlemiş kuzumun,sırtüstü yere düştü,kafası çakıllrdan sıyrıldı ve kanadı,üzüntümü anlatamam,kucağımda ovaladım kafasını,aciyoo diye ağlıyo,anneee diye ağlıyo,eve getireyim dedim gelmek istemedi,suyla ovaladım biraz acısını unuttu...bu fotoda eninin kayıp düşeceği an:((((


dün LCW ye gittim arkadaşımın oğluna hediye bakacaktım,yiğit merdivenlerde 1-2 basamakta oyun oynuyordu,yapma deyince kendini yere atıp avzı çıktığı kadar bağırdığı için yapma demeyimde izleyeyim dedim,bir baktım yok,2 kat yukarı çıkmış,ve aralarda yerlerde yatıyor,yuvarlanıp oynuyor,deli gibi aradım,çok telaşlandım,kimse görmemiş,gülüp koşturuyor aralarda,bulduğumda sorunca da bişey olmamış gibi bakıyor,oyyyy

bizde macera bitmez,akşam evin yanındaki parka götürdü babası,dün izinliydi ,yiğit huysuz diye birlikte vakit geçirelim dedik,bu sefr çok çok heyecenlıydı,gece olduğu için alnını demire vurmuş,sabah kalktığımda alnı şişti ve morrr..düşününce çıkardım,

şu dişler neler yapıyor bize,,çıksada normal hayatımıza dönsek,,,

dün denize gittik birde müthiş eğlendi şişme bota koydum onu,kendim yanında yüzme çabalarını görmek sevindirici,hiç korkmuyor artık hatta içinden çıkmamak için huysuzlanıyor,

27 Temmuz 2010 Salı

kışın sıkıl,yazın sıkıl


şu yağmurlu kış günlerinden gına gelmişti artık,
yağmur olmazsa çok soğuk,
çok soğuk olmazsa rüzgar,
rüzgar olmazsa kapalı bir hava oluyordu
dolayısıyla artık bir yaz gelse de,denize gitsek,sıcak olsun farketmez,gündüz değilde akşam çıkarız diyordum,terlesekte bişey olmaz değişiriz üstümüzü diyordum
yaz geldi
eşim,annem ,babam,kardeşim full çalışıyorlar
1 günlük izinlerinde yetiştiremedikleri tonla işleri var
yiğitle kaldık yine baş başa,bazen alayım oğluşumu denizimize yalnız gidelim diyorum cesaret edemiyorum,o kadar şeyi taşı,yiğit hemen gitmek isterse ,hoop diye hemen kalkızmazki
Ah yaz gelişin bir dert,olmayışın ayrı dert

25 Temmuz 2010 Pazar

sıcak yaz günleri

bu sıcak havalarda nemden ölmek üzereyken ne yaptığımızı şaşırmış durumdayız,
kuşumla site içinde dolanırken birden kendini yere attı,olum ee ,pis demeye kalmadı bende ağzımı yormaktan yorulmuş olarak -niye kısıyorum ki ben bu çocuğu dedim,şimdi kirlenmicekte ne zaman kirlenecek, oyuncağını seçti ve başladı sitenin içinin taşlarını silmeye,
uzaktan bakıyorum koca bir dünyada küçücük bir nokta gibi geliyor,saf bir nokta,hiç iç hesapları, maddi düşünceleri, derdi ,tasası olmayan bir melek gibi orda tek başına huzurlu ve mutlu...
bir baktım ki totosu görünüyo,gittim resimlerini çektim,bayıldım totosunun görünmesine,nasıl dalmış oynamaya,,,
araba seslerini takip ediyor,sitenin kumandalı kapısının sesini takip ediyor benimle birlikte,araba gelenek olursa o küçük gözleri beni arıyor beni bulup hemen yanıma koşuyor,gidince yine aynı yerine gidip yayılıp oynamasına devem ediyor,,çok güzeldi



bir gün önce oyuncakçıya gitmiştikte ben onların ne olduğunu anlamamıştım,cahillik had safhada..ne bilim görmedim hiç,meğer su pompasıymış,su tabancalarını tabanca diye almak istemiyordum kim icat ettiyse sağolsun varolsun,çok güzel
sitede baktım çocuklar oynuyo gördüm,anladım ne olduğunu ,yiğit çoktan çocukların yanında soluğu almıştı zaten,içi gitti ertesi gün alayım diyordum kiiiii
eşim yiğite almış ondan o akşam,getirdi,sevincimi burda yazamama gerek yok sanırım
bir oynadılar ki,,yiğiti soymaya vakit bile olmadı kıyafetiyle pompaya odaklandı ve başka bişey duymadı o an
pompa diyorum başka adı vardır belki ben hala bilmiyorum:))))))


e başlık sıcak yaz günleri olunca aktivitelerde hep cıvıtık oluyor galiba,
sabah uyanınca yiğit hemen ortalığa göz gezdirdi ve babasına lazım olan asetatlı kalemi gözleri görüverdi,hemen aldı ,çekmeceden de kağıtlarının yerini biliyor,bana cilve yapmaya başladı oynayayımmı cilvesi,e ne diyim oynamaya başladı,güzel güzel karalama yaptı sonra cozuttu sert noktalar yaptı ve kalemin ucu içine kaçtı:) :(


kalemin ucu içine kaçtıktan sonra bana şirinlik yapıyor,kızarım belki diye


e çok enerji kaybetti ,bana bağırdı anneeee çok çalıştım bana bir enerji içeceği getirirmisin:))))))))
ben içtim ve o şirinliğin arasında istedi,bitmiş kutuyu verdim ,belki 2-3 damla içmiştir -ohhhhhh, diyor
çok güldüm,-ımmmmm ıh, yapıyor nefismiş



en sonda işler bitti kalemi aldım koydum çekmeceye,daha önceden tükenmez kalemle yazdığı deri ve beyaz koltuklarımızı birde asetatlı ve kırmızı bir kalemle geçivermiş:üüüüüüüüüüüü
birde ben görünce - a aaaaaaa , diyor
kim yapmış bunu demek bu da
ne oldu buraya dedim,boş boş bakıyor,bende ona boş boş baktım
işte bu sıcak yaz günleri ve nem cozutturdu bizi
foto mak. şarjı bitti onu resimleyemedim,bir sonraki posta onun resimleri olacak