yiğitle öyle eskisi gibi oynayamıyorum.sıkıntı basıyor.ve yiğit 5 dk oynadıktan sonra bişeye mızıldansa (ki mızıldanma değilde kendini yerlere atma şeklinde oluyor-ağzını sonuna kadar açıp anlaşılmayan şeyler söylüyor)sinirlerim bozuluyor.hatta ağlayan halini görünce başka odaya gidiyorum ki gerilmeyeyeim iyice.
eline kalem kağıt veriyorum onda da yine bana koşuyor bişeyler yapmak için.en çok el resimleri çiziyoruz.onun elini çizip üstüne bir saat ve yüzük konduruyoruz.
boyama kitapları aldık boyayalım diye,karalama kitabı oldu..
önce yiğitin elini ben çizmiştim .oynadık biraz ve kendi haline bıraktım.
canım benim kendi kendine bunları çizmiş yaa.görünce sarıldım sıkıştırdım:))
bide tıynak,şaat çis anne diyor
günlerimiz sıkıcı geçiyor.benim temizlik hastalığım,ve evimizin durmadan dağılması.
benim kendimi hırpalar derecede yinede düzenli olmaya çalışmam,
mutfaktan nefret ettiğim halde sürekli mutfakta olmamla geçiyor.
hava güneşli diye halı yıkadım yine.2 halı,2 yolluk.ama yağmur yağınca hepsi güme gitti.
yolluğun biri alt komşunun balkonuna düştü de almaya gitmedim.kandıncağız sermiş ,gördüm yine gitmedim,kurudu da kızıyla gönderdi. utandım valla.
o kadar titizleniyorum da bazen ne sallamacı oluyorum ben..
geçen kuşların içine girdim bende.yiğit te benim kadar gitmesine rağmen babasının peşinden ayrılmıyor dikkatimi çekti.babası şu kutuyu getir diyor.çırak gibi atlıyor.arkamda dolaş yardım et diyor.hiç sektirmeden yapıyor.vay be .ağır işler yaptırmak lazım demekki bu yiğit veletine.oyuncak vermekle olmuyormuş bu iş:)
dün babası giderken yiğite sordum;
-sende gitmek istermisin kuşların yanına ?
-evveet...dedi hemen kalktı.gözleri parladı resmen.montunu istedi.
-kuştan korykmam ben
-babacıım,eşaaat
-kuşa didoyoz
bu kadar hevesli işte.benim ondan sıkıldığım gibi,o da benden sıkılıyordur belkide.))))
geçen çarşamba yine denize gittik.yazın hadi neyse de kışın her hafta gittik nerdeyse bu yıl.
deniz kenarında evim olsun istiyorum.
benim çocukluğum deniz kenarındaki evimizde geçti.sabah 6 da kalkıp çıkardım arkadaşlarımla dışarı.denizden hiç çıkmazdık.dermiz buruşup pörsüyene kadar.
hatta acıkınca eve bile gelmezdim.annem bidaha göndermez diye.
sadece dişlerim,tırnaklarım ve gözlerimin beyazı beyazdı.bu karalığım burdan geliyor artık anladım ben:)
deniz aşkı da burdan geliyor bana.
ha birde su ürünleri mezunuyum.o mesleği seçmekte bu deniz aşkından gelmiş olsa gerek:))
geçen gittiğimizden bu resim.
hatta yiğit denize taş atarken dalga gelip yiğiti devirdi.kafadan aşağı ıslandı yavrum.ağlayacaktı.görüntü benim çok hoşuma gitti güldüm diye o da gülmekle ağlamak arası bişey oldu da.güldü nihayetinde:)yedek kıyafet almıştım.kaldığı yerden devam etti taş atmaya temkini de alden bırakmayarak.
geçen hafta bolca parklardaydık.sabah 10:00 gibi çıkıp 13:30 da eve geldik.çevremizdeki parkların birini yenilemişler.tertemiz kum ve yeni aletler.ohh yiğit nasıl debelenmesin.
her gün zor birşey yapmak istiyor.zoru başarmak istiyor.
ben kaç sefer oğlum ordan abiler tırmanır dedimse dinletemedim.ilgilenmediğim bir sırada burdan çıkmayı başardı.çıkıncada bana gülüyor .hehehe diye.
kaydıraktan yüzüstü kayıyor.hatta yüzer şekilde kaymaya çalıştıda ben kızınca normale döndü.
