19 Haziran 2011 Pazar

bendeki 2. bebek fikrine ve deneyimine bakın siz

bloğa uğrayamıyorum.evet evet birtek çocuğum var.evdeyim.ve hiçbirşeye vakit ayıramıyorum.kendime bakamadığım gibi çocuğa da yarım yamalak bakıyorum.örneğin oyun oynayalım yalvarışlarının yarısını karşılayabiliyorum...evim tertemiz olsun istiyorum .hep yemeğim olsun istiyorum.çocuğumla oyun oynayayım,gezmeye gidip arkadaşlarımla güzel sohbetler çevireyim istiyorum.alışveriş merkezleri gezeyim,spor yapayım......
hepsine vakit ayırayım istiyorum ama olmuyor. önemli bir günü beklesen gelmez.ama günler hızlıca ve ben hiçbişey anlamadan geçiyor.ben yaşlanıyorum.oğlum büyüyor....vs .vs.

pazartesi günü çok sevdiğim bir arkadaşım(seval) 50 günlük bebeğini bana bıraktı.kendisi iş görüşmesine gidecekti.havada kaptım valla.çok sevindim bırakacağını öğrenince.yiğite söyledim ve o da çok sevindi.
kapıda karşıladık Derin Su bebeği.annesi kapıdan hızlıca bıraktı.çantasını yere fırlattı ve sen bilirsin işte  deyip gidiverdi.geç kalıyormuş.
hemen kucakladım.yiğit üşüştü başına.anne çok küçük,öpebilirmiyim diyor.ben kucaklayınca pusetine o atladı.puset dediysem hani araba üstüne portatif varya,yatak gibi işte ondan .bilmiyorum adını.
yiğitin de vardı evde suyunu çıkarmasın diye annemlere götürdüm:)
yiğit onun yerine yattı.hemen.üşüdüm ben dedi.battaniye,örtü ne varsa taşıdı salona...
Derin Su biraz uyudu.sonra uyandı.hava çok güzeldi güneş alsın diye balkona çıkardım.omzuma uyudu kaldı.
benim sırtım kamburlaştı,sanki çok ağır da sırtım kamburlaştı haa.incitmemek,onu rahat tutmak için öyle bir hale getirdim kendimi:))
mis gibi kokuyordu.minik bir kedi gibi:) üstüme kustu bolca.))
kendimi iki çocuklu bir kadın gibi hissetmeye çalıştım.ve çok zor olacağına kanaat getirdim.yiğit beni de kucağına al dedi.onun biberonundan istedi.mamasını açmaya çalıştı.açsa yere saçılırdı valla..
bezini değiştirdim .kız bebek ne tuhaf geldi.yiğitten sonra bebek-hatta kız bebek -çok tuhaf geldi..
sanki hiç bebek büyütmemişim gibi hissettim.sanki ilk defa tutuyormuşum gibi acemileştim..
annem ben doğum yaptığımın 10. günü evine gitti.ve 2. ayda geldi tekrar.yani 10. gününden itibaren kendim baktım yiğite ve inanın hatırlamıyorum nasıl baktığımı..nasıl vakit geçirdiğimizi,ev işlerine nasıl yetiştiğimi hatırlamıyorum hiç....
evde başka bir çocuk varsa -ki bu yiğit-çok zor olacak bu 2. bebek işi benim için..yemeği var.çamaşırı temizliği..yiğit nasıl dağıtır evi bir görseniz şaşarsınız.dakikasına tozu dumana katabilir.
saniyesine salonu dağıttı.ve bebek bir taraftan ağladı.yiğit acıktım dedi.ve bebek kucakta durmak istiyordu.ikiye bölünmek gerek heralde  .helede benim gibi yardımcın yoksa.kocayı görmüyoruz mesela şu günlerde yine.aaah ah..
ama çok güzel bir tarafı varki....sevdiğin şey iki tane olacak..canından bir parça daha olacak ve bambaşka bir tecrübe..farkettim ki yiğitte bir kardeşi olsa sokaklarda çocuk aratmaz bana.bir abi olur eminim..sevgisine ortak olmak ister,biberonunu kullanmak ister,ağzına çubuk kraker filan sokar eminim ama harika bir şey  olacağından da eminim...arkadaşıma söyledim zaten.sık sık bana bırakabilirsin dedim..ü
hatta çok güleceğimiz bir konuşmamız da geçti.arkadaşım hamileliğinde sadece 6 kilo aldı ve hamileliği çok kolay geçti.doğumu da öyle.
bende ona diyorum ki.bunu bize verin sen zaten kolayca hamielşk ve doğum geçiriyorsun .bitene daha yap gitsin diyorum..yiğitte bizi dinleyip anlayıp evet evet anna bu bizim olcak diyor:))))

2. çocuk konusunda içimden bir ses hadi kalk diyor,öteki b..k  yeme otur diyor..

tecrübemi paylamak istedim sizlerle..

10 Haziran 2011 Cuma

kahvaltı sorunsalı

her sabah  ne yapsam arayışına giriyorum malum ben.yiğit normal kahvaltı yapmıyor.peyniri sade yemez.ekmeğe bişey sürüp yemez.yumurtayı haşlanmış sade yemez.domates ağzına sürmedi daha..
e böyle olunca her sabah annesinin yaratıcılığına kalmış bir yavru var.

bu sabah krep yaptım..
daha önceleri de yapmıştım ama yememişti.
bu sabah normal krep hamurunun içine beyaz peyniride ezip kattım. yedi. yutturdum yani içinde.
daha doğrusu kıvırıp yarısından böldüm elinde sallaya sallaya yedi.

yemediklerini sayayım mı daha.? çikolata yemez.bal yemez,bitki çayları içmez.zeytini ağzına sürmedi.reçe lmi o ne? yağda yumurtayı elimle lokma yaparak yediremem.yumurtanın içine çok az ekmek koyarım çatalla bölerek yer.istisnasız portakal suyu içer sabahları.kavun kokusundan tiksiniyor...

krebin içine çok az bal sürdüm ki tatlı şeyleri yer belki diye.ama tadını alır almaz tükürdü..
her gün netten yeni kahvaltı alternatifleri arıyorum yani:)

8 Haziran 2011 Çarşamba

anne bunu kim almış??

Y: anne bunu kim almış?
A: annem Uras ın annesi almış
Y: hıı.anne bunu kim almış??
A: annecim hani evlerine gitmiştikte oynamıştınız.resimlerine bakıyoruz ya.arkadaşın Urasın annesi almış
Y: hıım tamam. anne bunu kim almış
A: !!
Y: Urasın annesi almış dimi anne!


bugünlerde sohbetlerimiz hep arkadaşları üzerine dönüyor.evde benim almadığım ne varsa bulup getirip bunu kim almış diyor.cevaplada yetinmeyip 100 kere soruyor.sarılıp öptüğü oluyor hediyeleri.
nihalcim almıştı bunu biz gittiğimizde.ve ben yiğite büyük gelir bir kaç ay sonra oynasın diye kaldırmıştım ve unutmuşum buraya da koymayı. yeni bulmuş gibi oldum.çok teşekür ederim canım arkadaşım hediyeniz için:)

Y: anne 'menetli fayemi gördünüz ü' kim aldı?
A: Urasın annesi aldı demiştim tatlım
Y: yine de
A: tamam Urasın annesi aldı Yiğitçim
Y: hııı tamam
Y:???????????


29 Mayıs 2011 Pazar

34 aylık yiğit

işte bir ayımızı daha devirdik.gün geçtikçe aklı yerine daha çok oturuyor ya.daha çok hoşuma gidiyor.gün geliyor çok akıllı laflar ediyor.en küçük ayrıntıyı yakalıyorken,bazıları da yerlerden topladığım oluyor yavruyu...
asansörde bir kadın vardı geçen çıkarken biz.yiğit kadına annem bana kızdı dedi.kadında aa döverim ben o anneni dedi bana vuruyor gibi yaptı.ah ah filan da dedi.amaaan yiğit çıldırdı bana vuruyor diye.hayır kızma anneme diye çemkirdi.
ben  öyle yapmadım hiç bir durumda.düşüp biryerini vurunca,bir çocuk ona vurunca ....hiç ben ona kızarım filan tarzında konuşmadım.sanırım yiğit te bundan dolayı kızdı kadına..
aile hekimliğine gittik geçende.yiğit bu orda da dururmu,su sebiline basıyor,masanın üstünde duran kağıtları elliyor,perdeyi çekiştiriyor.bende engelliyorum elimden geldiğice.ama dikkatini başka bişeye yönlendiriyorum.şarkı söylüyorum filan.kadının biri gene ''bak doktor çıkar iğne yapar hemde kocaman'' deyiverdi.işte yiğiti yerden topladığım anlardan biri de bu oldu.kadına ''lütfen susarmısınız'' dedim en kısa zamanda.çocuk atmış kendini yere hala iğne yapar,ilaç sokar filan diyo yaa.sana ne bacım:!!!

işte gün geçtikçe çocuk yetiştirmenin ne kadar değişik yolları olduğunu bir kere daha anlamış bulundum.
yiğitin davranışları (iyi-kötü)karşısında hiç korkutmaya gitmediğimi anladım.iyi de ettim kendi çapımda.
ha çocuğum uslu,dur dediğinde duracak cinsten değil ,başkalarının yanında hiç utanması,çekinmesi yok belki,beni acaip zor durumlara sokuyor belki ama ben böyle mutluyum.

bu aralar ''anne benim aslanım yok'' deyip duruyordu.her gördüğümüzde ,yada oyuncakçılarda başka şeylere saldırmaktan almıyordu oyuncak hayvanları da eve gelince anne benim aslanım yok,atım yok diyordu.gittik aldık oyuncak hayvan sonunda. hala da çiftlik yapıp hayvan sesleri çıkardığını söyleyemiyorum..:))
zürafanın kafasını geveliyor.kaplanın kuyruğunu dişliyor.filin kulağını emiyor filan....

oğlum türk sanat müziği söylüyor teyzeleri..bak yeşil yeşili söylüyor...yiğiti hep yanında yatarak uyuttum ben.1,5 yaşına kadar da şarkı söyleyerek uyuturdum.sonrasında kitap okuyarak uyuyor .sesimin güzelliğinden değil ama ha.yanlış anlaşılmasında:))
söylediklerimi şimdi bir kere söylüyorum ve ezberlemiş oluyor.hatta ara ara otururken anne şunu söylesene dediği çok oluyor.

geçen masal okurken,pencereli bir kitabı var.işeret parmağıma tükenmez kalemle ağız,yüz çizdim.ve pencereden bakıtıp konuştum.çok çok şaşırdı.bön bön baktı yavrum.sonra parmağımı tedirgince elledi.sorduklarımı ciddiyetle cevapladı.çok hoşuma gitti.

küsüyor bu aralar sıkça.mesela mutfakta blendırın bıçağını oynarken yakaladım.kesin bir dille bihada ellemek yok diyince.odasına gidip kapıyı çarpıyor.delikten bakıyorum bide söyleniyor.ellerim işte filan diye.hatta yatağına yatıp,battaniyeyi kafasına çekiyor.hey allahım!!

aşağı indiğimizde hep çantamda yiyecek bişeyler olur.anne bana ne getirdin diye sorar.veririm.eğer yoksa bakkala....geçen yoktu bişey ve acaip yorgundum.bakkal 20 metre kadar uzakta.site içinde.ben çardakta otururken yiğit bakkala gönderdim para vererek.su iste dedim.parayı ver.50 kr verdim.aldı geldi.
ertesi gün 1 lira verdim su aldı yine.üstünü getirdi.
bir kaç gün sonra 5 lira verdim ve topitop aldı .üstünü getirdi...ve acaip kendiyle gurur duyuyor..anne bakkaldan ekmek alayımmı diyor...bende fena gurur duydum yaa.çok güzel oluyormuş..

bugünlerde bişeyin yerini tarif ediyorum.mesela yatak odasında çekmeceden bişeyi getir diyorum.bir kere tarif etmeyle bulup getiriyor.hemde çekmeceyi yine kapatarak filan.çok hoşuma gidiyor.

hala R ve L leri söyleyemiyor.çok çok hoşuma gidiyor.hiç unutmak istemiyorum bu konuşmalarını..

masalları anlatıyor .kitabın açılış sayfasından başlayarak tüm kitabı okuyor sanırsınız duysanız.harfi harfine anlatıyor.tabi kitaba bakarak.belki resimlerinden azberledi.görsel zekası çok güçlü çünkü bu aralar.meraklı minik dergisinin kartlarının abuk subuk isimli hayvanlarının tüm isimlerini ezbere biliyor birde.

sürekli konuşuyor.sustuğu hiç bir zaman yok.uyanıp yatıncaya kadar anne bu böylemi,şöylemi,bu ne yapar,niye olmuş,nereye gidiyor,sorularından kendimi düşünecek 1 saniyem bile yok.sürekli bir talebi var.hiç benim istediğim olmuyor yiğitle ilgili.herşeyine kendi karar veriyor..
tv izlemeyelim deyince tamam diyor ama.inatlaşması olmuyor.anlatınca tamam diyor.demediğide olunca kendi haline kalıyor yada kabul ettiriyor bana.arasını buluyoruz.


bugünlerde babasının gömleğiyle evde koşa koşa dolanan ve gömleği yatarkende çıkarmayan bir yavru var..
dün aşağı indik.gök gürültüleri içinde.illaki bisiklete binecek.tamam dedim.apartmanın dibindeyiz.yağmur yağarsa gireriz içeri dedim.ama birden bastıran yağmur ve içeri girmek istemeyen yiğitle çardağın altında durduk.diner şimdi yağmur derken yarım saat geçti.daha da hızlandı yağmur.allahtan üstümüz sıkı.neyse yiğit kucağımda bana yapışık oturduk öylece.sonra bizim kurtlu duramadı kalkıp şarkı söyledi bolca.bağıra bağıra.stresini attı.birde acıkası tuttu.bakkaldan bişey almak istiyor yine.ama yağmurda başımızı uzatsak havuza düşmüş gibi olacağız.azaldıda 1 saatin sonunda gittik eve.6 tane köfte ve 2 bardak ayranla doydu yiğit.çok acıkmış yavrum .ne zamamandır iştahı yoktu.banada onada iyi geldi..

aklıma gelmeyen çok şey var eminim.beni şaşırtan.afferim oğluma yaa dedirten çok güzel şeyler oluyor bu aralar.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

deniz mevsimini açtık


biz perşembe günü yine denize gittik.
ben sabah 1,5 saatlik sporun ardından güzel bir kahvaltı hazırladım ve eşimin kafasında dikildik yiğitle.öğleden sonrasının bozacağını bildiğimden erkenden gittik.
fakat bu sefer taş atmaya değil ha..yanıma yiğit için 3 kat kıyafet almıştım.
gidince kahvaltı yaptıktan sonra sahil dolmaya başladı.turistler buz gibi denize atlıyorlar,ben oturduğum yerden üşüyordum.
bizim oğlan ayağını sokup çekiyor,yanımıza gelip heyecenlanıyordu filan.bir ara bir baktımki dizine kadar girmiş.ilerlemeye çalışıyor.
yakaladım ve girme hayır demeye kalmadı,kendini bırakıverdi dalgalara-yere.kıyafetini çıkarmaya fırsatımız bile kalmadı,biz gülünce de tamam dedik.soğuk moğuk bizim oğlana kar etmiyor.
bende değiştirdim üstümü.girdik oğlumla denize..ama nefisti yaa.
soğuk filan da değil,girdikten sonra serin serindi.çok çok eğlendik..
yani bu yıl 26.05.2011 de deniz sezonunu açmış bulunuyoruz.hemde yiğitin yoğun katkılarıyla:))

yaklaşık 2 saat denizin içinde kaldık.ayağının yere değdiği yerlerde kendini tutturmuyor.hatta en sevdiği şey ayağının tuttuğu kadar ki yerde benim beklemem ve kendininde kıyıya kadar yürüyüp geri bana gelmesi.işte 2 saat boyunca bunu yaptık.sahili onun neşeli çığlıkları doldurdu..
çıkmamız gerektiği zamanda çok zorlandık.teni kırmızı kırmızı oldu artık.soğuktan..ama çıkmıyor.zor bela çıkardık bir ara ,geri koşarak kaçtı denize.sonunda ikna ettim ve çıktık.çokoprens verdim onu yedi.simit yedi.çok acıkmıştı tabi:)))


14 Mayıs 2011 Cumartesi

rahat batıyor bana...


günler nasılda hızlı geçiyor,hiç bişey anlamadan,jet gibi....

geçen hafta bir dağınıktım ki evde sormayın.mutfağı toplarsam o gün iyiydim.o sıralar kardeşim aradı abla yirmilik dişim çekilecek diye..çok korktuğunu bildiğimden bende gittim .yiğitle babası aşağıda beni beklediler.parkta oynadılar.
kardeşime iğne yapıldı 15 dk kadar bekledik.koltuğa oturduk  bizimki yaprak gibi titriyor.ben tornavida diyeyim adına-benzer bişey çıkardı ve başladı işleme.kardeşim elini ittriyor,adamın paçasını çekiyor filan.o derece korkuyor yani.neyse yaptı bişeyler ve dişi çekti.ama gözler karardı bizimkinde.ben raporunu yazdırayım diye beklerken kalktı kapıya gitti çıktı ve güm diye bir ses.bayıldı..ayağını kaldırdık,alkol filan koklattılar,olmadı.titriyo.dişçi koltuğuna gene çıktı.yarım saat yattı orda.kendine zor geldi.tansiyon 8-5 ...basit bir diş çekiminden hepimiz gerildik..kan kokusu midesini bulandırmış.bende kaldı 3 gün..sonra grip oldu kardeşim ve yiğitle devamlı yalaştıkları için benim tosuna da geçti grip 2 gün sonra.aslında grip denebilirmi bilmem.hapşurdu ,aynı gün burnu aktı,aynı gece huysuzlandı .ben tavuk çorbalarını dayadım.3 gün iştahı yoktu.ve ilaçsız toparladık.çok şükür..
aşağıda kan ter olması da cabası .aşağı inince 3 defa soyuyorum.yarım saate bir ter bezi değiştiriyorum.içtiği su dakikasına ter olarak çıkıyor:)

kardeşim gittikten sonra temizliğe başladım.camlar silindi,perdeler yıkandı.salonun,yiğitin odasını,yatak odasının şekilleri değiştirildi.çamaşır makinesinin hakkını nasıl öderim bilmem.heheheh
gerçi sağolsun yağmurlar bitmedi ve sildiğim camlar yeniden lekelendi ama içim rahat:)
koltuklar silindi,halılar yıkandı.tertemizim yani:)))

çarşamba günü sahile gittik.sahilde kahvaltı yaptık.malum yiğitin denize taş atma sevdası işe yarıyor.
tüm

kış boyunca sahilden eksik kalmadık:)

moskof cariye hürrem i 3. defa bitirdim dün..

sabah sporları devam.06:15 --7:45
arası na çektim.uzattım yani..
ve 8 kilo vermiş bulunuyorum..son zamanlarımda dombili olduğum için şimdi eski kilolu halimdeyim.yani incecik değilim 8 kilo vermiş olduğumu duyunca böyle sanmayın ..şöyle bir 15 kilo fazlam daha var.yavaş yavaş veririm heralde.ama şu iştah olmasa.gözümün önünden dizi dizi pizzalar,tatlılar geçiyor,kuruyemişlere de dayanamam.napalım bigün yiyip daha çok spor yapıyorum,yada hiç eve almıyorum ki yenmesin...


geçen yiğit ben gelmeden uyanmış eve gelince bizim dış kapı açık.yiğit ağlıyor.koştum ki babasının kucağında yatakta ikisi.ne oldu dedim.yiğit bezine kaka yapmış.ve popsuna yapışmış ya kaka.çok rahatsız.babasına kaka yapcam diye çemkirmiş ama benim uykucu koca duymadım bişey diyor.sen yoksun diye ağladı sandım diyor.uyku sersemliği yaklaşık 1 saat sürdüğü için..neyse sabah sabah çocuğu yıkadım..

yiğit çok sıkıldı evden.annemlerle hiç bu kadar arayı uzatmamıştık.anne kumlucaya gidelim diyor.annade dede evine dötürsün bizi diyor.onlarıda bizim evde istemiyo.biz gidelim istiyor.ben şımarmasına pek izin vermiyorum ya.annemlerde şımarabiliyor.yani sevgileriyle şımartıyorlar.çok istiyor bu aralar ama çalışyor annemler.napcaz orda.

evimde ayaklarımı uzatıp yatmak istiyorum.tv izlemek.miskinlik yapmak istiyorum.yoruldum geçen hafta ya.atamadım hala da yorgunluğu.

birde arkadaşlarımla konuşuyorum.bu ara hepimizde bişey var.mesela eşim denize götürüyor,eğleniyoruz.tamam ne ala.eve geliyorum ki yine canım sıkılıyo.hiç gitmemişim gibi.bir bitkinlik,bir memunsuzluk,mutsuzluk hakim.eskiden olsa bir küçük mutluluk 1 hafta yeterdi.heyecen mı bitti,bilmiyorum.
mesela yiğit artık bir birey.söyleneni yapıyor,anlıyor,arada küçük anlaşmazlıklar var ama,genel olarak öğreneceği pek bişeyde yok..
acaba diyorum ben yine kaşınıyormuyum.bişeyler kolaylaşınca ben sıkılıyorum galiba.kendime iş çıkarmak istiyorum.
evet evet ben anladım ki ben zoru seviyorum.

sıkıntı olacakki uğraşayım,rahat batıyor..delimiyim neyim





6 Mayıs 2011 Cuma

yuhh

sonunda bu da oldu:))
önce arka sepetini üstüne çıkarak kırdı,babası telle bağladı oraya.sonra üst tentesi vardı onu çıkardık.çok kızıyordu.ayak koyacak yerleri çıkardık sonra kendi sürmeyi öğrensin diye.bu arada arkadan ittirilen aparatı kırıldı da babası kaynak yaptırmıştı.sonra önündeki müzik bozuldu.pili bitti sandık meğer öyle olmamış bozulmuş. daha sonra arkalığı çıktı.cıvatası kaybomuş eşim onuda telle bağladı.
derken yiğit bisiklete binip tekerleklerini çevireyi öğrendi.daha hoyrat kullanmaya başladı.kaç defa tekmeleyip havuzun içine attı. geçen haftalardan beri tekerleğinin yanında bir vidası gevşeyip pedal çıkıyordu ben yanımda sokakta yıldız tornavida çıkarıp tamir ediyordum..
ve sona yaklaşmışız demekki üstündeyken çat diye bir ses çıktı ve yiğit hemen kalktı bisiklet oartadan ikiye ayrılmış.demir kırılmış..yuhh demekten kendimi alamadım:))
sonrada ön sepetini kırmış aynı gün.son hali bu işte.eşim artık telle bağlayamaz değilmi..? kaynak yaptır dedim bakalım.:))

yürütecimizde böyle olmuştu..yürüteci şöyle kaliteli plastiğinden olsun diye pahalıya bile almıştım.ama benim oğlan içinde 2 ay lök gibi oturdu.indireyim dedim inmedi:)
sonu buna benzemişti.tam ortasından çatlamıştı da eşim yine telle bağlamıştı.sonra parça pinçik olana kadar bindi.yani toplamda 4 ay bindi ve o hale geldi...

bizim baston pusetimizde 2. yılını yeni doldurdu ve toplamda 7-8 defa garantiye gitti.allahtan garantisi çok güzel.kargoyla kapıdan alınıp çok kısa sürede kapıya teslimdi..ön ayak koyma lastiği kırıldı.vidaları düştü sık sık.gayette güzel bir pusetti..

büyük arabamızsa çalınmıştı.aynısının yenisini aldık.onda henüz bişey yok...
elimize geçeni itinayla parçalarız yani:))))