9 Temmuz 2010 Cuma

parmak boyası 2

aktiviteler bitti sanırım,sıkılıyoruz,yiğitte çıkarıp çıkarıp boyaları bana getiriyor aç aç diye,açmazsam peşimde kafasını bir o yana bir bu yana yatırıp yalvarıyor aç diye,kızacak olsam gülümsüyor,oyy nasıl dayanayım,en son açtık,yere koyduk önce ,bez serdik,baktım yerde olmaz,bacaklarına resim yapmaya başladı,hemen sehpaya kalktık,çok büyük zevkle oynadı,helede ben ayyy ayyy ne yaptın,çok batırmışsın elini dedikçe kocaman kahkahalarla 20 kadar A4 boyadı,kuruması için kaldırdık onları,hepsi şaheser,paha biçilemez değerde yağlı boyalar,babasına bu bu diye işaret ede ede gösterdi tek tek hepsini,





dolu dolu ve yiğit'li günler

yaklaşık 2 haftadır zor günler geçirdik,yiğit acaip huysuzdu.hiçbişeyden memmun kalmıyor,sevdiği yiyecekler,beraber yapılan aktiviteler,park,bahçe,alışveriş merkezlerine yapılan gezmeler..neler neler,herşeyden bir sorun çıkarıyordu.babasıyla ne yapacağımızı şaşırdık,dişlerinin çıktığını anlayınca,yumuşadım biraz daha,kendime kızdım,.dışarı çıkmak iztemeziçıkınca gelmek istemez,
bu resimde kapıyı açma ağlamasıydı,:) kuzum yaa



geçen pazar, yiğite ve bunalmış olan bana faydası olur diye eşimin oteline gittik,çok eğlendik,yemek sırasında yiğit çok sorun çıkardı,bişey yemedi,mama sandalyesine oturmak istemedi,restaurantın içinde koşacakmış,yok efendim,ince saplı bardaklarla oynayacakmış,izin vermeyince bağırıp kendini yere atıyor,neyseki kardeşimde vardı bana yardım etti,sonra eski arkadaşlarımızdan çok kişi vardı ve yiğitin sevdiği amcaları bana yardım ettiler,gezdirdiler yiğiti,oyaladılar bende biraz nefas aldım,animasyon gösterilerini izledik,lobisi çok güzeldi ,aynalarla doluydu,yiğit bol bol kendini izledi ve güldü,



pazartesi eşim izinliydi,geceden çok yorulduğumuz için sabah 10:00 a kadar uyudular,sonra kalkıp denize gittik,yiğitin bu yaz ikinci gidişiydi,önce denize taş attı biraz,yaklaştı iyice,eşim denize girince oda arkasından koştu gitti tutamadım kıyafeti ıslandı:)))bizde soyduk ve hepimiz girdik.korkup ağladı ama top götürmüştüm ,oynadık ,güldük derken alıştı,hoşlandı sonraları,allerini kollarını yüzer gibi yaptı,simitini unutuyorum her seferinde,sonra kıyıda dalgaların vurduğu yere oturduk ve 1 saat orda oyalandık,çok mutlu ayrıldık denizden,
motorsikletle gitmiştik,sırtım acaip yanmış,esmer tenim nasıl yanıp acıyor anlamıyorum,alışamadı yıllardır..çok yanmışım,4 gündür yatamıyorum sırtüstü
dönüşte balık aldık,yiğite uğraş olsun diye,yem veriyoruz hergün, birlikte suyunu değiştiriyoruz,yiğitte bol bol elini içine daldırıyor,kaldırdım boyunun yetişemeyeceği bir yere,suya daldırıyor elini,ben görünce suyu kafasına sürüyor,sıcaklamışta yüzünü yıkayarak ferahlamış havası veriyor:))))



huysuzluğundan iyi yönlerini göremeyecek kadar kızgındım,dili biraz daha gelişti diyebilirim,kendi kendine oyunlar yapıyor,geriden izliyorum onu,telefonun almacını kaldırıyor kenara koyuyor,başka bir oyuncak telefon koyup hayır diyip kafasını hayır anlamında sallıyor,sonra almacı yerine koyup kafasını evet anlamında sallıyor ve evet diyor,dillendikçe daha güzelleşiyor herşey,tembel olmasa çok güzel konuşacak,çok kelime öğrendi ama kullanmak istemiyor,ummadığımız anda söylüyor,bu ne deyince şımarıklık edip söylemiyor,
günlermizi dolu geçirmeye çalışıyorum ki dişini unutsun yavrum diye,birgün parmak boyası yaptık,ama ne parmak boyası,yazıcam onu da,ve dün izmirden arkadaşım geldi,çok güzel vakit geçirdik,onu da ayrı bir konu olarak yazıcam

1 Temmuz 2010 Perşembe

YİĞİT'le her haftaya bir tema


bu aktiviteye elimizden geldiğince katılmaya çalışıyoruz.
işte bizim bu konudaki kullandığımız oyuncaklar;;


bu oyuncağı alalı 2 ay oluyor nerdeyse,çok işimize yarayacağını ve yiğitin çok seveceğini tahmin ederek aldım,çok güzel ve değişik şekillerde oynuyoruz,renk ve şekilleri çalıştık bolca burdan,deliklerinden baltık,düz zemine yanyana sıraladık,dairenin öyle durmayacağını köşesiz olduğunu anlattım,













ayrıca büyükten küçüğe,küçükten büyüğe sıralıyoruz,renklerine göre ayırıyoruz,çubuklara geçirirken el-kordinasyonu gelişti..





bu oyuncaktan bizimde var tabiki,yiğit artık sıkıldı bundan ama renklerini ben sesli şekilde söyleyince ilgisini yeniden çekiyor,yada şekilleri ayrı ayrı yerlerde toplayıp değişik oyunlar yapıyoruz






bunlarla da büyük küçük çalışmaları yapıyoruz,yiğit henüz büyük küçükten anlamıyor,ama baba araba,bebek araba diye söylüyorum şimdilik,hemen küçükleri uyutmaya çalışıyor,ve bana soruyor tekrar tekrar durmadan baba-bebek diyorum,bunaltıncaya kadar soruyor




bu oyuncağımızı da biliyorsunuz,bunlardanda bıktı yiğit ama büyük küçük ve renk çalışmaları için yine işimiz düşecek bunlara




eşleştirme,ve zıt kavramla için kullanıyoruz,kız hangisi erkek hangisi diyince biliyor,seçiyor daha doğrusu cinsiyet öğrenmiş olamaz heralde ama kız erkek diyince biliyor,dışardada gösteriyor kızlar erkekleri ayrı ayrı




son olarakta bunlar benim kartlara çizdiğim resimler,acaip yeteneksizim bu konuda ama yiğit anlıyor zavallım,ne yapsın elindekiyle yetiniyor olmalı:))kavram çalışırız burdan arada sırada,yiğit mısır canavarı olduğu için mısır resmini görünce canı ister heman kaldırırız,oyunumuz orda biter,yada havuç resmini ağzına sokar,araba resmini yerde sürmeye çalışır kart buruşur,hiç geriden izlemeye razı olmaz,hep aktivitenin ortasında olacak,başrolde olacak yani,,,

arkadaşlar değişik fikirlerimizi birbirimizle paylaşalım vakit buldukça,insan tıkanıp kalıyor bazen,elindeki materyallerle neler yapacağını düşünemiyor,herkese bol aktiviteli günler,,

29 Haziran 2010 Salı

günlerimiz böyle geçiyor


tam bir haftadır temzlik yapıyorum,geçen hafta misafirlerim vardı,yalnız kalınca her taraf gözüme batmaya başladı,mutfaktan başladım,fayans duvarlardan tutun,buzdolabının cam raflarının kenarlıklarını çıkarıp yıkamaya kadar köşeleri bucakları temizledim,camlar silindi perdeler yıkandı filan,balkonlar bile domestoslarla,yetmedi porçözlerle yıkandı,kapı doğramaları bile dezenfekte edildi,bir yğite bir temizliğe derken ben arada baya yoruldum,yiğitide ihmal etmek istemedim yavrucumda oyuncaklarıyla oynadı,ağladığı zamanlarıda atlamayayım tabi,ben iş yaparsam ağlar kendileri:(
dün eşim sen çok yoruldun yemek yiyelim akşam dışarda dedi,hemen kabul ettim,yemekte yiğit boş durmadı kürdanları döktü,ayranı mama sandalyesine içirdi,,sonra lunaparka gittik,daha önceleride gitmiştim o lunaparka ama ben gitmeyeli ne kadar çok şey eklenmiş,çok kalabalık ve gürültülüydü,yiğit korktu önce kucaktan inmedi,arabasınıda almamıştık,sonra alıştı ve tutamadık kendilerini,o önde biz arkada koşturduk,hiç bişeye binmedi ama ,yarış arabalarını bol bol izledi,aresim çekmeyi akıl etmedim,bidahakine inşallah,

bugünde 7:30 da kalktı ve hemen oyuna oturduk,biraz oynadık sıkıldı,kahvaltı yaptı,aşağı indik süt almak bahanesiyle,yarım litrelik sütlerden aldık ve yiğit taşıdı eve kadar,abi oldun sen artık bana yardım etmelisin dedim,kuş ekmek kırıntısı yiyormuş onu seyrettik bir süre,karıncalara baktık,site çocuk gürültüsüz ne güzel oluyormuş onu bikere daha anladım sabah sabah,
akşamüstü park eşyalarımızı aldık ve parka gittik,kamyon,kova kürek,altına oturmalık pike,çubuk kraker ,su,yedek çamaşır derken bavul gerekti sanki,baston araba zor taşıdı bizi,neyseki yiğit arabada oturmuyor gidip gelirken,önde arkada koşturup duruyor,araba gelince kenara kaçmayı pekiştirdi bugün,inşaat varmış kepçeyi seyrettik 10 dk kadar,
parkta eğlendi herzamanki gibi,kaydırak boyuna göre,at gibi binilen kenarları tutmalıklı demirede kendi biniyor ben başında bekliyorum ve başka büyük çocuklara dikkat ediyorum sadece,yiğitinde gözü bende oluyor genellikle,21:00 de geldik eve.banyo yaptı,yemeğini yedi,birazdaha oyun,orgunu çaldı ,benim ve komşuların kafasını birazdaha şişirdi ve kitabımızı oluyup uyuduk,,
bir gün daha bitti,yarın tekrarı yaşanmak üzere :)))

16 Haziran 2010 Çarşamba

piknik,yiğit ve kaplumbağa:)))

dün pikniğe gittik,çook eğlendik,biraz daha az sıcak olsaydı daha güzel olurdu ama ...hafta içi olmasına rağmen doluydu lara plajı..
ve yiğit,gider gitmez keşfe çıktı ,etrafta gezindi neler var yok diye bakındı,ağaçları sordu bana,başka ailelerin çocuklarını gösterdi,hemen çeşmenin yanında bitti,suya ayağını soktu hayır dememe rağmen,dedesiyle top oynadılar,,dedesi denizden poşetle kum getirdi tezgahı kurduk ve oynadı ,sonunda herzamanki gibi cozuttu kumu başına gözüne saçtı,bezinin içinden avuç avuç kum çıkardım:))



sandaletlerini,çoraplarını çıkardım bol bol yalınayak gezindi,enerjisi boşalsın diye ama yiğitin enerjisini hangi toptak kum alabilirr.))
ve yiğit gezinirken ne bulmuş dersiniz,KAPLUMBAĞA:)
yiğite bakıyordum birden eğilip kalkmaya başladı,yerde bişeye bakıyor dedim,ayrıcada gülüyor kahkaha atıyordu,adım adım gidip eğiliyor,korktum vallahi,koşarak gittim ki ne göreyim,kocaman kaplumbağayı seviyor bizimki,cici yapıyor,her eğilişinde kaplumbağa kabuğuna çekiliyor ,sonra yürümeye başlıyor yine,,amaaan ben yaklaşamam,bak sen yiğite yaaa






sonunda kaplumbağa bıktı,bende yiğiti aldımda yazık hayvan,sevgi gösterilerinden sıkılmış olarak hızlıca gözden kayboldu,
böylece günümüz güzel geçti,yiğitin arbasınıda götürmüştüm,güzel uyudu,beslendi,oynadı,,gerçekten çok sıcaktı ama ,,sıcaktan beynim sulanmış olacakki,daha nice güzel resim çekebilirdim ama çekmemişim,ortam,manzara,herşey resmetmeye değerdi oysa

deniz mevsimini açtık



havaların bir öyle bir böyle gitmesinden dolayı deniz mevsimini biz geç açtık,yoksa mayısın başlarında hemen girerdik suya,14 haziran da girmiş olduk bu yıl,geçen yıl yiğit bayılmıştı denize,haftada 2 defa gidiyorduk ama bu gidişimizde hiç girmek istemedi,3-4 metre uzaktan taş atmakla yetindi..babası girdi önce,bizimki kıyameti kopardı,5 dk duramadan çıktı babası,konuştuk,anlattık yok kabul etmedi hatta babasına küstü,sonra barıştılar,onlar oynarken ben girdim,beni bir gördü,ağlamasını tüm konyaaltı plajı duymuştur,,biraz azalınca ağlaması soyduk ve hepimiz girdik,alışır belki diye,ama yok,istemedi,ben kucaklayıp,oyunlar oynayınca denizin içinde yumuşadı,ama susmadı,çıktık bizde,napalım,yavaş yavaş alışır heralde,,şimdi hep anlatıyorum,deniz çok güzeldir,yüzelim falan diye,hemen yüzüne kara bulutlar geliyor ...

15 Haziran 2010 Salı

ne nasıl????


burası yiğitin bloğu ama içimden bunları yazmak geliyor şimdi;
Ne kadar dirensekte,ne kadar özensekte her zaman bizi üzen insanlar çıkar karşımıza...
Ne kadar sevsek elimizden kaçar,Ne kadar dirensek bırakır gider.Belki zamanı geçti sevmelerin,belkide insanlar değişti.Ama bu kadar mı zor değer görmek,insanları anlamak. :-((

ne nasıl yapılır, nedir yol yordam,hep kendim mi olmalıyım yoksa arada numaramı yapmalıyım,sahte sözcükler de mi söylemeliyim ara sıra ki ,,kaybetmeyeyim,yerimi sağlamlaştırayım,, yalan söylediğim belli olsun varsın ben yinede kıvırayım mı demeliyim,kendimdemi aramalıyım hataları yoksa başkalarındamı,geniş mi olmalıyım yoksa sınırlarımmı olmalı,iyice pişmeye daha çok var biliyorum,ne kadar çok değişik insan var,bu sefer tamam diyorsun hoop başa dönüyorsun,nasıl bir çark,nasıl bir kısır döngü,, nasıl bir karanlıkkkkk
hep doğru olmak kaybettiriyor bunların sonucunda anladığım,,kaybetmek mi kazanmak mı orasıda tartışılırya