14 Temmuz 2011 Perşembe

çaramba,perşembe

evet kreş mevzuunda devam edelim.
2 haftamız bitiyor ve benim zıçması problemli oğlumun hala bir gaita ve boğaz kültürü testini yaptıramadık.
geçen cuma,pazts,salı,çarşamba ve bugün olmak üzre her sabah kahvaltıyı evde yaptı yaa.kahvaltıdan sonra yapar dedim yapmadı.pazar gün akşam yaptı.o günden beride yapmadı.dün akşam yaptı.o da saat 20:00 de ve kaskatı olarak.off niye kötü bunu sindirim sistemi.ye dedğini yemez.yada yemesi güzel olunca da böyle keçi b..ku gibi yapar..:(

neyse bu konuyu geçeyim
salı günü akşam evde ertesi gün kreşe gitmeyeceğim diye avaz avaz ağladı.ağlamayı geç.tepindi.tepinmeyi geç ıkınmaktan suratı kıpkırmızı oldu..anıra anıra ağladı.bişey demiyoruz.övmüyoruz kreşi.ertesi sabah oldu.hazırlamaya çalışayım diyorum.aynı olay tekrarlanıyor.kreşe değil de doktora gidelim diyor.tamam bir kağıt verelim dedik oraya.tmm dedi.önüne gelince bana diyorki.''biz babamla bekleyelim sen ver de gel'' allahım içimde gülüyorum.dudağımı ısırıyorum daha fazla gülmemek için.neyse kapı önündede aynı sahne canlanınca kandırdılar bir şekilde soktular içeri.
o akşam servisle geldi eve.acaip hoşuna gitmiş.hatta ben aşağı 2 dk geç indim.serviste gözler suslu suslu aldım.evimize geldik incem diyormuş...
o gece ertesi gün gitmeyi kabul etti.hafiften gözleri sulanıyor ama gitmeyi kabul etmiş artık.beninm ve babasının kararlılığından mı,yoksa seviyormu artık bilemedim.dün de sinemaya gitmişler.kungfu panda 2 filmine.sinemeya hiç gitmemişti yiğit.çok güzel durmuş.yükses sesten etkilendi galiba.sonuna kadar izlemiş bide filmi:)))))
bugünde sorun çıkarmadan bıraktık .hafif gözleri doluyor ama bize göstermeden siliyor yaşı bide.çözemiyorum sebebini..çokta acıklı geliyor bu sahne

bende ki durumlarda şöyle.
alışmaya başladım galiba yiğitin yokluğuna.hatta hoşuma mı gitmeye başladı ne?


11 Temmuz 2011 Pazartesi

pazartesi sendromlu yiğit // kreş //11.07.2011

8 temmuz günü yuvadaki yiğitten bir resim..
defile varmış.yiğit bir anlam verememiş.aval aval bakması ondandır:)
öğretmeni çekmiş bu resmi.

iki günlük tatilden sonra -ki bu  bizim için iyi bir hafta sonuydu.denize gittik.parkta vakit geçirdik.
dün gece hapşurmaya başladı.vücüdünda bir mikrop var ama neden oluyor bilmiyorum.ilaçsız geçirdiğimden midir nedir tekrarlıyor kolayca.burnu koyu akıyor yine.dün gece klimayı kapattığım saniye çığlık çığlığa geri kalktı.açtım klimayı sabaha kadar bende.babasıda onun odasında yattı üstünü kontrol etmesini tembihledim ..

sabah uyandık ve ben çorba yapayım dedim.yaptım yedirdim ki,yuvası için sağlık belgelerini yaptıracaktık.kaka ve boğaz kültürü işini yaptıramadık.kaka yapmadı.yuvaya gidebilir sağlık raporunu alalım dedik.aile hekimliği pazartesi olması nedeniyle tıklım tıklımdı.sırayı aldık.o arada babasıyla ikametgahı filan çıkardılar.resim çektirdik derken yine geldik aile hekimliğine.allahım bir dursana yaa.sebile basıyor.gür sesiyle çığlık atıyor.sevenlere bana bakmayın,sevmeyin diye bağırıyor.ya da abartılı şekilde gülüyor.
fotoğrafçıdakileri hiç anlatmayayaım.ana yola çıkmaya çalıştı en kötüsü bu.

o kadar çok kızdım ki.en az 10 tane çocuk vardı ve hiç biri bu hareketleri yapmıyordu.doktorun kapısını açmaya çalışıyor-perdeyi çekiyor.ellerini yerlere sürtmeye başlarınca ve o pis ellerle ağzına elinin yarısını sokunca bende ipler koptu kızdım.

ha tabi sabahtan erken kalktı ve evde de ben okula gitmicem demeler neler neler.duymazlıktan geliyorum.dürtüp söylüyor gitmeyeceğini.bide açıklamasını yapıyor.''okul güzel değil-ben sevmiyorum'' hiç ses etmedim.

eşim neyseki bugün benden daha anlayışlıydı da.hallettik işleri.gittik kreşe.daha sokağına girince başladı bağırmaya.yere yığılıyor.gözyaşlarını silmek için yetişemiyor babası.o kadar hızlı akıyor o yaşlar.
kucakta girdi nihayetinde.ben hiç ses etmiyorum.bana abanmasına izin vermiyorum.zaten 2 dk önce beni doldurmuş..
kucakta girdi ve 3-5 kişi onu iknaya çalıştı.en sevdiği kitabını çıkardık meydana gene ağladı.birisi kandırarak çıkardı yukarı da rahatladık.kameradan baktık.dinliyor güzel güzel.ama eminim arada bolca arıza çıkaracaktır.
ben nasıl dolduysam eşime ben gidelim artık dedim.
çıktık kreşten bakalım.
şu an saat 13:00 uykuya yatmış olmaları gerek.
yemek yedimi acaba.

akşam servisle bırakmalarını söyledim.dayanamayıp kendim de gidebilirim ..

7 Temmuz 2011 Perşembe

kreş günlüğünden

yiğit in nerde olduğunu söyleyeyim.?öğretmenlerin​ karşısındaki çocuklardan sarı tişörtlü olanı..durmadan öğretmenlere sarıldı durdu.açlıktan ölmek üzere o anda.tansiyonu düşmüş vaziyette.hareketleri acaip yavaş..yarın tam gün alacaklar..tümden poku yedik yani anlayacağınız

dünkü kreş günümüz ayrıntılarıyla şöyle.

kahvaltıya gittik.saat 9:00 da ordaydık.kreşin kapısından içeri girince'' hayır anne burası güzel değil dedim sana'' demeler başladı.müdüre hanım kapıda karşıladı yiğitin öğretmeniyle birlikte.ama ne yaptılarsa içeri sokmaya ikna edemediler.sonra elindeki arabasını arkadaşlarına gösterme vaadi ile yukarı çıktılar kahvaltıya ..kahvaltıda kofleks vardı ve yiğit hiç ağzına sürmüş değildir.süt zaten içmez biliyorsunuz.
yukarıda ağlama faslı başladı.biz kameradan bakıyoruz.normal kahvaltı teklif ettiler.e yiğit normal kahvaltıda etmez
.ben içimden diyorum ki müdüre kadın şimdi pok yesin diyecek:)) belki demiştir içinden:)onu yemez bunu içmez.

içimden üzüldüm aslında bu duruma.oysa ki alıştırabilirdim bazı yöntemlerle..

kahvaltıdan aç kalktı ve oyun odasına geçtiler.oyun oynadı ve aç olduğu için (12 saat tir--öğlene kadar15 saat olmuştu)huysuzdu.kısa aralarla hep birilerine sarılmak istedi.ve saat 10:00 gibi arıza arttı.çünkü ölüyor açlıktan.bende müdür odasında ölüyorum çocuğuma acımaktan:)sonra arattırdım.bidaha kahvaltı teklifi sunalım diye.öğretmeni reddetti.öğlen yemeğini beklesin diye.şimdi kahvaltı yerse --ki onuda yemeyecekti biliyordum--öğlene gene masaya otumayacak dedi.(öğlen sanki yedi)tamam dedim..

öğlene kadar iyi geçti sonra.yukarıdaki video da öğlen yemeği öncesi hemen.
öğlen yemeğinde nohut ,bulgur pilavı ve salata vardı.bütün yemek boyunca ağladı.öğretmenine sarılmak istedi.ve hiç bir şey yemedi.
öğretmeni durmadan anlattı bişeyler.

yemek sonrası aşağıya indirdi onu ve beni görünce yiğit içli içli ağlamaya devam etti. ne zaman kapıya gittik sustu.kendi ayakkabısını buldu ve önceki günler içeri terliğini orda bırakmak istememişti.kendi bırakmak istedi bu sefer.eşim evin kapısından girerken konuşturmak için ''öğretmeninin adı ne oğlum dediğinde..''burcu öğretmen '' cevabımızı aldık.hiç beklemiyordum.çok ta komik söylüyor duysanız:))
işte böyle gelişmelerle döneceğim:)

4 Temmuz 2011 Pazartesi

yiğit kreşe başaldı

Faal olarak 15 gündür ama ,el altından yaklaşık 3  aydır araştırma yapıyordum.
15 gündür gittim geldim kreşlere.''amanın burası ne böyle hemen çıkmalıyım'' deyip çıktığım yerler oldu..
içime sinen 2-3 bişey oldu .daha çok seçmede arkadaşların tavsiyelerinden yararlandım.
yiğit gittiğim her yerde arıza çıkardı.
hemen hepsi hemen eğitime ihtiyacı var,size aşırı bağlanmış filan gibi şeyler söyledi.hiç kimse gelişimini merak etmedi.çişini biliyormu,neler oynarsınız,nasıl uyur gibi sorular sormadı.
görüp karar verecekler heralde dedim.yada beklentim çok fazlaydı...
gezdiklerimin içinde en iyisini düşündüğüm ve bize hitap edenini seçtik ve bugün startı verdik.
antalya da isim yapmış kreşlere de baktım ve hemen dışarı çıkmak istediğim yerlerdir bunlar.yada eğitimcisini beğenmedim.
''çocuğumu göndermeye karar verirsem nasıl başlayacak'' dedim.direkt getirip bırakacaksınız dedi.ben kalmayacakmıyım,beklemeyecekmiyim dediğimde ''hayır kesinlikle'' cevabını aldım.ya ağlarsa dediğimde 'ağlar ağlar susar değilmi 'dedi yaa..ben çocuğumu biliyorsam kenarda vız vız ağlamaz,kendini yere atar ve asla kaldıramazsın.kimse umursamazsa -ki umursayanlarda yiğite göre yabancı olacak-akşama kadar ağlayabilir.
o isim yapmış kreşin pedagog sahibi bunları söyleyince üzüldüm.
en azından ben çocuğumu ağlatmak istemiyorum
acaba şu an ağlıyormu yu düşünmek istemem.
tabiki ağlayabilir.herşey hoşuna gitmeyecek.ama kendine güvenebileceği birini bulsun ağlasın o zaman.istediği olmazsa ağlar ve çok çabuk susar.ama yanlızlık hissine kapılıp ağlarsa 3 gün 3 gece ağlayabir ve bunu hiç bir anne istemez...neyse
bir kreşi beğendim ve başladık.TALYA ÇOCUK AKADEMİSİ.
dün gece uyuyamadım.sanki ben ilk defa okula gideceğim.durmadan yiğite baktım.daha bir ince davrandığımı hissettim.
işte bugün gittik sabah saat 10:00 gibi.hemen koşturdu içeri.öğretmeninin elini tuttu.çıktık yukarı.oyun odalarına koşturdu.benimle hiç göz temesı kurmadı ilk 10 dk.ve bende öğretmene aşağı indiğimi söyledim.aşağıda müdüre hanımla oturup sohbet ettik.kameradan yiğiti izledim.azrıza çıkarır diye korktuğumu söylediğim müdüre hanım hiçte öyle bir çocuk gibi gelmedi dedi.ilk gün başlayan herkeste olabilir.hatta 1 hafta ağlayabilir filanda dedi.
kameradan bakarken yalancı çıkardı beni yiğit.her çocukla uyum içinde oynadı.
aşağı inerken annem nerde diye sorduğunu duydum.yanıma gelince küçük  arızalar çıktı.öğretmnen sana sürprizim var deyince bahçeye çıktı hepsi.benim çocuk zaten park pahçe çocuğu.yaz kış demeden sokaklardayız biz.kum oynamak istemedi.biliyorum seslerini duydum içeriden bile.10 dk ya kadar arıza arttı ve son gaz bağırmaya başladı.zaten o ara yardımcı müdüre hanım bugünlük yeter yapalımmı diyordu.
tam zamanında oldu yani.çıktık geldik eve..
gelişmeleri yazarım yine..
yarın sabah saat 10:00- 12:00 arası yapacağız bakalım

30 Haziran 2011 Perşembe

35 aylık yiğit


yiğite hamile olduğumu anladığımda 6 haftalık olmuştu bile.
sonra işyerindeki kankamla hergün haftasına bakardık.
34 hafta olana kadar çalıştığımdan her haftasını dikkatle dinledi ofis arkadaşlarım..bir abimin yaşı biraz büyüktü ve ben günde 3 litre su içiyordum.bana bakıp ay ayşe çocuk boğulacak kızım az iç şunu derdi hatta:)))güldürürdü bizi..
ben koltuğuma yayılıp otururdum son zamanlarda.önlüğümün önünü açardım.yada ofiste göbeğime krem sürerdim arkamı dönüp,onlara da eğlence çıkmıştı:)))
40. haftayı doldurduğum gün yiğiti doğurdum..

ve ondan sonra bir 35 ay daha geçmiş..

valla günler su gibi akıp geçiyor..
daha çok şikayetlerle geçiyor günlerim.üzülüyorum bu duruma.kendimi kötü hissediyorum..hiç sızlanmayan anneleri görünce kendime fena kızıyorum..
oysaki yavrum kendi odasında 1 saat kadar yanlız oyun oynayabilir,oyun kurar,konuşması ne kadar seri oldu ,beni şaşırtıyor.
ezberlediği şarkılara eşimle kopuyoruz.tarkandan öp şarkısını baştan sona söylüyor.havuzun kenarında otla balık tutuyor güya ve bağırarak şarkı söylüyor:)))görenler konserde gibi hissettik kendimizi diye gülüyorlar.
bir gazete parçasının üstündeki pinokyo resmini görüp '' anne pinikyo bu pinikyo'' deyişini unutamıyorum
her seferinde arkadaşımın evinin oraya gelince ''yağmura gitmeyelim.kötü orası,istemiyorum'' demesine gülmekten kendimi alamıyorum
her seferinde '' anne sende ne var'' demesi çok hoşuma gidiyor.hep çantamda yiyecek bişeyler taşırım.
hadi yemek yiyoruz dedimde ''ne yicez''demesinden sonra sevmediği birşey olursa''anne ben acıkmadım dimi'' demesine bayılıyorum.
hadi yatma zamanı dediğimde''hayır yatma zamanı değil kitap okuma zamanı '' demesi çok hoşuma gidiyor da
Özgüven sahibi olduğunu görüyorum.belki benim bile olamadığım  bir özgüvene sahip..kimseye eyvallahı yok.10 yaşındaki çocuğa bile karşı çıkıyor istemediği bir durumda.bazıları ters cevap alırım diye yaklaşmaz dediğilmi.yok bizimkinde...ben söylemeden başka bir çocuğa gidip oyuncaklarımızı değişelimmi,yada ben buna biraz binebilirmiyim diyor.

en sevdiği hayvan olan salyangoz
 kesin netleştirdiğim sorunlarımız da var..bir kişiyi benimseyip onunla önceden güzel vakit geçirdiyse o kişi hayattaki en değerli şeylerden oluyor.herşeyini paylaşıyor,sohbetleri anlaşılır oluyor
ama gelgelelim ilk defa gördüğü yada beklemedği anda gördüğü biri olursa ,heleki önceden ona bir şekilde kızdıysa yandık.şöyle 15 m yakınına yaklaşmasın mümkünse,eşyasına dokunmasın,onunla tek kelime etmesin,yiğite dokunmak gibi bir hataya düşerse ben acırım ona..
ne benim sakinleştirmeye çalışmalarım,ne başka bişey yiğiti sakinleştiremez.bizden 1 km uzağa gidene kadar bağırır,ağlar ve kovar o kişiyi.aynı havayı solumayacaklar yani..
işte tamda bu sebepten dolayı kreşe gitmesini istiyorum,zorlanacağını biliyorum ama bir şekilde alışması lazım.
birinden hoşlanmayabilir ama bu onu bu kadar rahatsız edecek şekilde olmamalı,beni rahatsız edecek şeklilde olmamalı,gözrmezden gelemiyor.
bugün konuştuğum bir öğretmen çocukların en zor döneminin 3 yaş olduğunu söyledi.kendilerinin tam analamıyla farkına vardıkları,kimi nasıl kullanacaklarını anladıkları dönemmiş.inatlaşmanın tavan yaptığı bir dönemmiş.dikkatini başka yöne çek dedi bana.çeklimesini istemiyor yiğit.o an sinir geçiriyorsa hepsini yaşamak istiyor.en üst düzeyde yaşamak hatta.
bize çok kızıyor.

babası dışarı çıkarken (yiğit gitmek isterse )onu götürmediğinde _defol baba defol diyor.
ben kesin dille hayır dediğim zamnalar_çok sinirlendim anne sana git burdan
_seni görmek istemiyorum,çok kötü burası gitt gitt diyebiliyor.
bunları söylerken dudaklar bükülüyor,saniyesine içlenmiş bir hali oluyor,ses boğuklaşıyor.....

işte böyle.başka bir problemimiz yok şuan.
bir hastalık dönemi geçirdik.ne olduğunu anlamadım.denizden mi üşüttü,havuzdan mikrop mu kaptı bilmiyorum.
burnundan 1 hafta kadar kanlı -koyu sümük aktı geceleri,öksürdü,boğazı dolu gibi ama acımadığını söylüyor,gece uyumadı.sadece bir gece ateşimiz oldu ve bu huy peydahlandı..
geçer diyorum ama bu yabancılara böyle davranma hali bende son nokta oldu.bir şeklilde düzeltmem lazım.zamana bırakamam.
daha çok şikayet gibi değilde artık çözmem gereken bişey gibi görür oldum.zor anne babanın,zor çocuğu diyorum içimden ben yiğite...

28 Haziran 2011 Salı

kreş deneyimi 28.06.2011

artık zamanının geldiğini düşünüyorum.doğumdan 8 ay sonra döneceğim işim olmayınca evde kalmayı ,oğlumla vakit geçirmeyi planlamıştım.planım tam tıkırında gitti.annem 2 saat uzakta oturuyor.annem gelemez buraya,ben de gönderemem.bakıcıya içim elvermedi.kreş için küçüktü derken kendim baktım bu zamana kadar.ama artık pes ediyorum.
son zamanlarda zıvanadan çıkmış durumda iş.ne yemekten,ne gezmekten,ne değişik oyuncaktan, hiçbirşeyden zevk almaz oldu.kurallara daha bir uymuyor,zaptedemiyorum çocuğu.ev oyuncakçı dükkanı gibi genede yaranamıyoruz.cak diyor ekmek,cuk diyor su şeklinde giden hayatından bile mutsuz çocuk..
işte böyle gitmeyeceğini düşündüm ve uzun zamandır internetin başına oturdum kreş araştırıyorum.
notlarımı aldım ve bugün başladık gezmeye.

evin yakınındakini eledik .(tomurcuk)
sebep;orda çalışan ve şimdi ayrılmış bir öğretmenle ve velilerle konuştuk biraz.çocuklara bağırılıyormuş.aç kalma cezası veriliyormuş.çok sert dille konuşuluyormuş.dolaplarında envai çeşit abur cubur varmış.hatta çocuğun biri hep ağlıyor diye günde pakat paket çikolata yediği oluyormuş.ve tv izliyormuş bolcana.....
450 tl bu kreş.servis içinde.ama servise ihtiyacımız yok.yakında..
pekte yakın olmayan bir kreşe gittik.(güneş selek)
daha açılalı 1 yıl olmuş.görüntü itibari ile beğendik.ama odalar mini mini.kutu gibi her oda.karı koca işletiyor.öğretmenmiş ikiside.çok güzel karşıladılar.yiğit hemen atladı.bütün her odayı gezmeye başladı.sahibi kadın yiğit hakkında sorular sordu.biraz zordur yiğit dediğimde benim hazır olmadığımı düşündü .ben ona önce yiğiti  adapte edeyim iş kolay benim için demeiştim.işniz hazır değil ve sizde hazır değilsiniz çocuğunuzdan ayrılmaya galiba dedi.işte bu konuda vaaz verirken yiğit içeri sürünerek girdi.ağzını halıya yapıştırıp ağlarken,çuval gibi yere yığılmışken kadının gözlerinin kocaman açıldığını gördüm.kucakladım ve dışarı çıktım yanlız kalıp konuşalım diye.tam sakinleşmeden kadın geldi ve yüksek sesle konuşmaya başladı yiğitle.ilgi çekici olmayı planladı ama kulakları sağır olacaktı az kalsın.çünkü yiğit onun gür sesini bastırdı.sonra oyun odasını gösterdim ve hemen koşarak girdi.sakinleşti.hiperaktif teşhisi konuldumu filan diye sordu.hayır dedik.zaten gözlemleyince anladı öyle olmadığını.sonrada normal bu yaş için filan diye devam etti.
kreşi gezdik.genel anlamıyla beğendim aslında.tv izleme olayı var bu kreşte.ama adama nasıl baktıysam şimdi yaz sezonundayız ya diye anlatmaya başladı.çocuklar gösterilerin yorgunluğuyla dinleniyorlar dedi.bende salağım..izlettiriyoruz çocuklara tv diye doğru söylemesini tercih ederdim..
ve fiyatı söyleyeyim.550 tl.servis içinde.cumartesileri 25 tl ek ücret.krtasiye ve geziler için ek ücret...
yani 750 ye filan gelecek..

bunu baştan eledim.(lider sevgi)
sebep:arayarak gitmek istedim.ben evden 11 de çıkıyorum dedim.tam saatini bilemem ama 13:00 e kadar gelirim mutlaka dedim.tamam dedi sekreter kız.zaten burda müdürümüz her dakika dedi.e yarımda gittik ve kapı duvar.demir kapısından girdik.öğretmenler yayılmışlar.bize bakmıyorlar bile.çocuklar arabalarla oynuyor ve yerde betonda..basamak kapıları var girişte ve paspas gerçekten paçavra.içeri halı ama o da paçavra..üstelik müdürleri yok.kız 13:.00 te geleceğim dedin diyor.hayır dedim.ısrar ettim.eşim neyse gezelim biz ücreti sonra müdürle konuşalım dedi.alamam içeri diyor yaa.e madem sen necisin güzelim.iyi dedim.oyuncakları toz içinde.hiç beğenmemiştim zaten..

bunuda elemek üzereyim:(deniz yıldızı)
girişte o kadar çok kartonla bişeyler yapmışlarki.kapıdan içeri girmek ne mümkün.sallandırmışlar yukarıdan.sade ve temiz görünenini tercih ederim herzaman.galoşları gitdik.çocuklar beton zemin üstüne muşambanın üstüne yayılmışlar.bütün çocuklar.kocaman lcd tv den çizgifilm izliyorlar.oyun odasıymış girişte hemen.kaydıraklar filanda aynı yerede.müdürün odasına geçtik.kocaman ekranda kamerayla çocuklara bakılıyor.izledik yiğiti.sevdi orayı.daha bir geniş buldu.kreşi gezeren ben aynı şeyi söyleyemeyeceğim.karman çorman.merdivenler halıfleks ve tozdan görünmüyor.üst katta mutfak ve yemek yiyen çocukları gördük.tabakta makarna ve taze fasulye vardı.melül melül yiyorlardı..(ne yapacaklardı orası ayrı)  :))
servis dahil 500 tl.

off bilemedim.eşime kalsa birini seçer ve gönderir.bu kadar ince eleyip sık dokumak zorundamıyım.bide yiğit ne zora sokuyor bizi.ya girmek istemiyor,ya çıkmak.galoş giymez,ayakkabıyı çıkarmak istemez.oyuncaklardan kopmaz.öff.kreş gezmekten daha yorucusu yiğitle gezmek tabi.
daha bir liste dolusu kreş var.yarında onlara bakacağım.aslında pahalılıklarının yanında temizliğe dikkat ettiğimi anladım.o ortamda yiğitin nasıl davranacağını hayal ettim.bunalacakmı diye düşündüm..

arkası yarın......

19 Haziran 2011 Pazar

bendeki 2. bebek fikrine ve deneyimine bakın siz

bloğa uğrayamıyorum.evet evet birtek çocuğum var.evdeyim.ve hiçbirşeye vakit ayıramıyorum.kendime bakamadığım gibi çocuğa da yarım yamalak bakıyorum.örneğin oyun oynayalım yalvarışlarının yarısını karşılayabiliyorum...evim tertemiz olsun istiyorum .hep yemeğim olsun istiyorum.çocuğumla oyun oynayayım,gezmeye gidip arkadaşlarımla güzel sohbetler çevireyim istiyorum.alışveriş merkezleri gezeyim,spor yapayım......
hepsine vakit ayırayım istiyorum ama olmuyor. önemli bir günü beklesen gelmez.ama günler hızlıca ve ben hiçbişey anlamadan geçiyor.ben yaşlanıyorum.oğlum büyüyor....vs .vs.

pazartesi günü çok sevdiğim bir arkadaşım(seval) 50 günlük bebeğini bana bıraktı.kendisi iş görüşmesine gidecekti.havada kaptım valla.çok sevindim bırakacağını öğrenince.yiğite söyledim ve o da çok sevindi.
kapıda karşıladık Derin Su bebeği.annesi kapıdan hızlıca bıraktı.çantasını yere fırlattı ve sen bilirsin işte  deyip gidiverdi.geç kalıyormuş.
hemen kucakladım.yiğit üşüştü başına.anne çok küçük,öpebilirmiyim diyor.ben kucaklayınca pusetine o atladı.puset dediysem hani araba üstüne portatif varya,yatak gibi işte ondan .bilmiyorum adını.
yiğitin de vardı evde suyunu çıkarmasın diye annemlere götürdüm:)
yiğit onun yerine yattı.hemen.üşüdüm ben dedi.battaniye,örtü ne varsa taşıdı salona...
Derin Su biraz uyudu.sonra uyandı.hava çok güzeldi güneş alsın diye balkona çıkardım.omzuma uyudu kaldı.
benim sırtım kamburlaştı,sanki çok ağır da sırtım kamburlaştı haa.incitmemek,onu rahat tutmak için öyle bir hale getirdim kendimi:))
mis gibi kokuyordu.minik bir kedi gibi:) üstüme kustu bolca.))
kendimi iki çocuklu bir kadın gibi hissetmeye çalıştım.ve çok zor olacağına kanaat getirdim.yiğit beni de kucağına al dedi.onun biberonundan istedi.mamasını açmaya çalıştı.açsa yere saçılırdı valla..
bezini değiştirdim .kız bebek ne tuhaf geldi.yiğitten sonra bebek-hatta kız bebek -çok tuhaf geldi..
sanki hiç bebek büyütmemişim gibi hissettim.sanki ilk defa tutuyormuşum gibi acemileştim..
annem ben doğum yaptığımın 10. günü evine gitti.ve 2. ayda geldi tekrar.yani 10. gününden itibaren kendim baktım yiğite ve inanın hatırlamıyorum nasıl baktığımı..nasıl vakit geçirdiğimizi,ev işlerine nasıl yetiştiğimi hatırlamıyorum hiç....
evde başka bir çocuk varsa -ki bu yiğit-çok zor olacak bu 2. bebek işi benim için..yemeği var.çamaşırı temizliği..yiğit nasıl dağıtır evi bir görseniz şaşarsınız.dakikasına tozu dumana katabilir.
saniyesine salonu dağıttı.ve bebek bir taraftan ağladı.yiğit acıktım dedi.ve bebek kucakta durmak istiyordu.ikiye bölünmek gerek heralde  .helede benim gibi yardımcın yoksa.kocayı görmüyoruz mesela şu günlerde yine.aaah ah..
ama çok güzel bir tarafı varki....sevdiğin şey iki tane olacak..canından bir parça daha olacak ve bambaşka bir tecrübe..farkettim ki yiğitte bir kardeşi olsa sokaklarda çocuk aratmaz bana.bir abi olur eminim..sevgisine ortak olmak ister,biberonunu kullanmak ister,ağzına çubuk kraker filan sokar eminim ama harika bir şey  olacağından da eminim...arkadaşıma söyledim zaten.sık sık bana bırakabilirsin dedim..ü
hatta çok güleceğimiz bir konuşmamız da geçti.arkadaşım hamileliğinde sadece 6 kilo aldı ve hamileliği çok kolay geçti.doğumu da öyle.
bende ona diyorum ki.bunu bize verin sen zaten kolayca hamielşk ve doğum geçiriyorsun .bitene daha yap gitsin diyorum..yiğitte bizi dinleyip anlayıp evet evet anna bu bizim olcak diyor:))))

2. çocuk konusunda içimden bir ses hadi kalk diyor,öteki b..k  yeme otur diyor..

tecrübemi paylamak istedim sizlerle..