yiğit doğmadan önce benim adımı kokoş koymuştu arkadaşlarım..işe geç kalsam bile rimel,allık,ruj sürmeden sokağa adımımı atmazdım.ayda 2 kere saçımı boyatmışlığımvar..kuaförden çıkmazdım.
şimdi geride kaldı o günler..
geçen yan apartmanın altındaki kuaförden randevu aldım.altı üstü kaş için haa.bakım değil yanlış anlaşılmasın..pala remziye dönmüştüm..yekpare olmuştu kalın kaşlarım..saatine de geç kaldım diye paldur küldür çıkıyordumki, kapıyı çekiverdim ve çekmemle birlikte dışarıda kaldık tosunla ikimiz.anahtar içeride kaldı yaa.eşimin gelmesine 9 saat vardı daha.sinir oldum.üstelik yağmur yağıyor.
yok yaramıyor bana kendim için bişey yapmak.saf ayşe dedim kendi kendime.
hırsızlık olayları kolay oluyor bizim sitede.önce çilingire,sonra kuaföre gitme kararı aldım.yağmur öyle hızlandıki,yiğit arabasında yağmurluğu üstünde keyif alıyor resmen kafama taş gibi düşen yağmurdan ve benim homurdanmalarımdan:))bende güldüm bolcana:))..
hep düşünürdüm anahtara dikkat et ayşe ,ya kapatırsan dışarda kalısanız derdim.kaldık işte.neyse 20 tl cik sıkışmış kapıya..verdim rahatladım:)
************************************************************
hep kuzuyu şikayet ediyorum gibi oluyor son zamanlarda ama bunu yazmazsam tarihe geçiremeyeceğim..
çiş işleri iyice sarpa sardı..tam 2 yaşında öğrendiği tuvalet eğitiminde 2,5 yaş itibari ile çuvallamış bulunuyoruz.ne yiyor ne içiyorsa yiğit çişini tutamıyor.minicik su sesi duysa salıveriyor.tutamıyor.şimdi daha iyi anlıyorum.
önce gece gündüz bez bağlamıyordum.12 saat bile işememişliği oldu ama şimdi her 10 dk da yapıyor.
sonra uyanınca bağladım uykuda gene yapmıyordu.(el gider mersine,biz gideriz tersine)
ve şimdi tamamen beze geri döndük.
bugünden itibaren hiç çıkarmamaya karar verdim bezi.dolduruyor tamamen.vaktince değiştirmezsem eşofmanına çıkıyor ya.o kadar yani.prostatmı oldun oğlum ? a benim güzel çocuğum??
çiş gelince söyle diyorum.çiş diyor.koşa koşa tuvalete gidiyoruz. yani gidemiyoruz yolda(2 metre en fazla)salıveriyor.
bazen bezli haldeyken beze yapmıcam diye ağlıyor.çıkarıyorum/çıkarıyordum.onu da söylemez oldu 2 gündür.gelince salıyor..
şişe koydum kapıya.çiş varmı deyince pet şişeye yapıyoruz banyo kapısında.ama şişeyle filan olacak iş değil bu..beze geri döndük biz..anne bez bağlama.kötü bez diyor bide.e kötü de sen altına yaparsan, bende burda çamaşırcı kadınmıyım.kurusa dert değil.altını değişririrken kaçmasa /köşe bucak yiğit kovalamasam/dert değil.her seferinde banyoda popoyu yıkarken hasta olacak diye düşünmesem dert değil de değil...
üşütüyormu acaba diyorum.kilotlu çorabı eksik etmiyorum, evin her tarafı minder.popuşa her daim iyi bakıyorum yani,,ev ayakkabısı ayaktan çıkmıyor,,
yaza doğru yeniden iyileşiriz belki.bir doktoramı götüreyim diyorum..
aynı şikayetlerle 1-2 ay önce üroloğa götürdüm yiğiti.labaratuvarda bir sorun varmış.tahliller çıkmadan doktor 4 kalem içacı yazıvermişti de.e tahliller çıkmadı niye yazdınız bunları deyip fırçamı atıp çıkıvermiştim dışarıya....
kime nasıl güveneyim şimdi.çişini tutamadı diye ,tahlillerini görmeden,4 kalem ilacıda bir kaşık çocuğa verecek değilim diye düşünüyorum..
beze devam o zaman.kendimi de yiğiti de yıpratmaya gerek yok değilmi.fikri olan??
23 Şubat 2011 Çarşamba
22 Şubat 2011 Salı
daha bir saat önce.....
evet evet anladım ben.bu çocuk değişemeyecek bir ağlama karakterine sahip.yakınımızda bim var.oraya gittik..ah orda bir sorun ,bir ağlama zor aldım bişeyleri.sürekli gürültücü bir halde.sürekli bir talebi var.yaptığımı beğenmiyor,yanlış olduğunu bile bile gözüme baka baka yapıyor.
eve geldik.gram sessiz yeni aldığımız oyuncağı oynadı.ama ne zaman ki kapının sesini duydu babasının geldiğini anladı vay efendim kulaklarımız sağır olacak.oysaki sabah kahvaltıda yapmıştı aynısını da.bende yanlız kalınca anlatmıştım böyle yapmaması gerektiğini.beni çok iyi anlamış edasıyla tamam demişti.yook ben tam tersini söylemişim gibi eli minicik kalem izi oldu diye bas bas bağırmalar,suyu baba değilde anne doldursun diye yırtınmalar,ben tamam deyip dediğini yapıpta gerilmeye başlarken de bana kimse bakmasın diye feryatlar....biteceği yok bu gereksiz ağlamaların.
önce yaşına gelmedi diyordum, sonra dişleri çıkıyor dedim,yok olmadı 2 yaş sendromu dedim.2,5 yaş oldu artık.her lafı anlıyor,yanında konuşulanları iyice idrak edebiliyor.fısıltıyı bile anlayıp cevapını yapıştırıyor..eee ne bu??
ne zaman geçecek??
geçmeyecek ben biliyorum.her ağlaması bir öncekinden daha şiddetli,bir öncekinden daha gereksiz,anlamsız...
hani kendini ifade edemiyor diye sinirleniyor diyordum.kendini paşalar gibi de ifade ediyor..ne olcak şimdi..
başım çatlayacak gibi,....bırakıp çıksam bir hava alsam rahatlarım belki.onu da yapamıyorum.
kreşe verip çalışayım.akşamdan akşama göreyimde ağır gelmesin artık bu durum diyorum .onda da baksana yenisini yapma fikri aklıma düştü..vazgeçtim şu dakikalarda yenisini yapmaktan.
ben daha biriyle başedemezken bitane daha yüklenmek bana haksızlık değilmi??
iç sesim acıma kendine,sende böyle büyüdün diyor ama iç ses git geri....daha sesin çıkmasın....
bide az önce uyudu da ,uyurkende kitap okumadım.hemen de uyudu.içini çeke çeke..böyle masum bişeye nasıl da kızdım,bende karşısında hüngür hüngür ağladım.nasıl yenik düştüm gerginliğime..
acaba kalbini üzmüşmüyümdür kuzunun,acaba aklında kalırmı da.hatırlayıp üzülürmü tekrar....
eve geldik.gram sessiz yeni aldığımız oyuncağı oynadı.ama ne zaman ki kapının sesini duydu babasının geldiğini anladı vay efendim kulaklarımız sağır olacak.oysaki sabah kahvaltıda yapmıştı aynısını da.bende yanlız kalınca anlatmıştım böyle yapmaması gerektiğini.beni çok iyi anlamış edasıyla tamam demişti.yook ben tam tersini söylemişim gibi eli minicik kalem izi oldu diye bas bas bağırmalar,suyu baba değilde anne doldursun diye yırtınmalar,ben tamam deyip dediğini yapıpta gerilmeye başlarken de bana kimse bakmasın diye feryatlar....biteceği yok bu gereksiz ağlamaların.
önce yaşına gelmedi diyordum, sonra dişleri çıkıyor dedim,yok olmadı 2 yaş sendromu dedim.2,5 yaş oldu artık.her lafı anlıyor,yanında konuşulanları iyice idrak edebiliyor.fısıltıyı bile anlayıp cevapını yapıştırıyor..eee ne bu??
ne zaman geçecek??
geçmeyecek ben biliyorum.her ağlaması bir öncekinden daha şiddetli,bir öncekinden daha gereksiz,anlamsız...
hani kendini ifade edemiyor diye sinirleniyor diyordum.kendini paşalar gibi de ifade ediyor..ne olcak şimdi..
başım çatlayacak gibi,....bırakıp çıksam bir hava alsam rahatlarım belki.onu da yapamıyorum.
kreşe verip çalışayım.akşamdan akşama göreyimde ağır gelmesin artık bu durum diyorum .onda da baksana yenisini yapma fikri aklıma düştü..vazgeçtim şu dakikalarda yenisini yapmaktan.
ben daha biriyle başedemezken bitane daha yüklenmek bana haksızlık değilmi??
iç sesim acıma kendine,sende böyle büyüdün diyor ama iç ses git geri....daha sesin çıkmasın....
bide az önce uyudu da ,uyurkende kitap okumadım.hemen de uyudu.içini çeke çeke..böyle masum bişeye nasıl da kızdım,bende karşısında hüngür hüngür ağladım.nasıl yenik düştüm gerginliğime..
acaba kalbini üzmüşmüyümdür kuzunun,acaba aklında kalırmı da.hatırlayıp üzülürmü tekrar....
20 Şubat 2011 Pazar
yazmayalı .....
yazmayalı baya olmuş.hızlıca geçen günlerimizi anlatayım..
yiğitle öyle eskisi gibi oynayamıyorum.sıkıntı basıyor.ve yiğit 5 dk oynadıktan sonra bişeye mızıldansa (ki mızıldanma değilde kendini yerlere atma şeklinde oluyor-ağzını sonuna kadar açıp anlaşılmayan şeyler söylüyor)sinirlerim bozuluyor.hatta ağlayan halini görünce başka odaya gidiyorum ki gerilmeyeyeim iyice.
eline kalem kağıt veriyorum onda da yine bana koşuyor bişeyler yapmak için.en çok el resimleri çiziyoruz.onun elini çizip üstüne bir saat ve yüzük konduruyoruz.
boyama kitapları aldık boyayalım diye,karalama kitabı oldu..
günlerimiz sıkıcı geçiyor.benim temizlik hastalığım,ve evimizin durmadan dağılması.
benim kendimi hırpalar derecede yinede düzenli olmaya çalışmam,
mutfaktan nefret ettiğim halde sürekli mutfakta olmamla geçiyor.
hava güneşli diye halı yıkadım yine.2 halı,2 yolluk.ama yağmur yağınca hepsi güme gitti.
yolluğun biri alt komşunun balkonuna düştü de almaya gitmedim.kandıncağız sermiş ,gördüm yine gitmedim,kurudu da kızıyla gönderdi. utandım valla.
o kadar titizleniyorum da bazen ne sallamacı oluyorum ben..
yiğitle öyle eskisi gibi oynayamıyorum.sıkıntı basıyor.ve yiğit 5 dk oynadıktan sonra bişeye mızıldansa (ki mızıldanma değilde kendini yerlere atma şeklinde oluyor-ağzını sonuna kadar açıp anlaşılmayan şeyler söylüyor)sinirlerim bozuluyor.hatta ağlayan halini görünce başka odaya gidiyorum ki gerilmeyeyeim iyice.
eline kalem kağıt veriyorum onda da yine bana koşuyor bişeyler yapmak için.en çok el resimleri çiziyoruz.onun elini çizip üstüne bir saat ve yüzük konduruyoruz.
boyama kitapları aldık boyayalım diye,karalama kitabı oldu..
önce yiğitin elini ben çizmiştim .oynadık biraz ve kendi haline bıraktım.
canım benim kendi kendine bunları çizmiş yaa.görünce sarıldım sıkıştırdım:))
bide tıynak,şaat çis anne diyor
günlerimiz sıkıcı geçiyor.benim temizlik hastalığım,ve evimizin durmadan dağılması.
benim kendimi hırpalar derecede yinede düzenli olmaya çalışmam,
mutfaktan nefret ettiğim halde sürekli mutfakta olmamla geçiyor.
hava güneşli diye halı yıkadım yine.2 halı,2 yolluk.ama yağmur yağınca hepsi güme gitti.
yolluğun biri alt komşunun balkonuna düştü de almaya gitmedim.kandıncağız sermiş ,gördüm yine gitmedim,kurudu da kızıyla gönderdi. utandım valla.
o kadar titizleniyorum da bazen ne sallamacı oluyorum ben..
geçen kuşların içine girdim bende.yiğit te benim kadar gitmesine rağmen babasının peşinden ayrılmıyor dikkatimi çekti.babası şu kutuyu getir diyor.çırak gibi atlıyor.arkamda dolaş yardım et diyor.hiç sektirmeden yapıyor.vay be .ağır işler yaptırmak lazım demekki bu yiğit veletine.oyuncak vermekle olmuyormuş bu iş:)
dün babası giderken yiğite sordum;
-sende gitmek istermisin kuşların yanına ?
-evveet...dedi hemen kalktı.gözleri parladı resmen.montunu istedi.
-kuştan korykmam ben
-babacıım,eşaaat
-kuşa didoyoz
bu kadar hevesli işte.benim ondan sıkıldığım gibi,o da benden sıkılıyordur belkide.))))
geçen çarşamba yine denize gittik.yazın hadi neyse de kışın her hafta gittik nerdeyse bu yıl.
deniz kenarında evim olsun istiyorum.
benim çocukluğum deniz kenarındaki evimizde geçti.sabah 6 da kalkıp çıkardım arkadaşlarımla dışarı.denizden hiç çıkmazdık.dermiz buruşup pörsüyene kadar.
hatta acıkınca eve bile gelmezdim.annem bidaha göndermez diye.
sadece dişlerim,tırnaklarım ve gözlerimin beyazı beyazdı.bu karalığım burdan geliyor artık anladım ben:)
deniz aşkı da burdan geliyor bana.
ha birde su ürünleri mezunuyum.o mesleği seçmekte bu deniz aşkından gelmiş olsa gerek:))
geçen gittiğimizden bu resim.
hatta yiğit denize taş atarken dalga gelip yiğiti devirdi.kafadan aşağı ıslandı yavrum.ağlayacaktı.görüntü benim çok hoşuma gitti güldüm diye o da gülmekle ağlamak arası bişey oldu da.güldü nihayetinde:)yedek kıyafet almıştım.kaldığı yerden devam etti taş atmaya temkini de alden bırakmayarak.
geçen hafta bolca parklardaydık.sabah 10:00 gibi çıkıp 13:30 da eve geldik.çevremizdeki parkların birini yenilemişler.tertemiz kum ve yeni aletler.ohh yiğit nasıl debelenmesin.
her gün zor birşey yapmak istiyor.zoru başarmak istiyor.
ben kaç sefer oğlum ordan abiler tırmanır dedimse dinletemedim.ilgilenmediğim bir sırada burdan çıkmayı başardı.çıkıncada bana gülüyor .hehehe diye.
kaydıraktan yüzüstü kayıyor.hatta yüzer şekilde kaymaya çalıştıda ben kızınca normale döndü.
10 Şubat 2011 Perşembe
LARA SAHİL-PİLNİK
dün hiç iyi başalamadı.tahlil yaptırmak için aile hekimliğine gittim.yarım saatte işimiz bitecek ama yiğitte aşırı biz hiperaktif hal var..başta söyleyim aç bilaçım..
off bişeyler anlatıyorum ilgisini çakmiyor,geziyoruz apartmanın kenarında sıkılıp bağırıyor,
bende işimi hemen bitirmek için takipteyim ki,sıkıntı olmasın.
ama yok.birisi sever bağırır,sevmeeee diye,
yok çok tatlıymış der biri,bizimki ağlar,orta sehpaya çıkmaya çalışır,ellerini yere sürer,....ve derken çıldırdım.kızdım.
başka çocuklarda var.ama tek kıvılcım ,hareket bizde.tek ses onun.
içeri girmem lazım doktorun yanına,girmiyor dışarda kalacakmış.
ya bişey olsa,yol kenarı,üstelik güvenli biyer değil.
delirdim...eve geldik ama ikimizde sinirden kopmuşuz.babasına da oğlunada bağırdım.pustular kenara..
neyseki kardeşim aradı napıyorsunuz diye.izinliymiş.nişanlısıyla geldiler ve pikniğe gidelimmi dediler.oleyyy
yiğitin uykusu.off uyumayıversin bigün dedim.(iyi halt ettim..)eşimde izinliydi.5 kişi koyulduk yollara,
hazırlandık gittik.saat 14:00 gibi
Antalya da yaz geldi biliyor-mu-su-nuuuzzz...hava inanılmaz güzeldi.hemen mangalı yaltık.yiğite top,kepçe ,kürek ne varsa topladım ki beni rahat bıraksın..kan ter içinde kaldı.3 defa üstünü değiştirdim.yorgunluktan dili sallandı:))
yemek faslı bitti.toplandık.sahile indik.taş atmaya.ama konyaaltı sahili gibi taşlı değili lara sahili.kumların arasında taş arattı bize.ağlaya bağıra.
ahh şimdi aklıma geldi.niye bir poşet kum getirmedim balkonun köşesine yaww...çekirdek ailemizz
BURAYA BİR PROF.FOTO MAK. İLE GELMELİ
GÜNEŞİN BATMASINA YAKIN KUMLAR BİLE RENK DEĞİŞTİRDİ.FOTO MAK.GÜZEL OLSA SİZ DÜŞÜNÜN GERİSİNİ
ANTALYA DA GÜNEŞİN BATIMI.HARİKAYDI..
ve akşam bayılırda bende sülümanı izlerim dedim.20:00 de girdik yatağa ve hissetti düdük sanki uyumuyor.gözleri çöktü.uykudan halkalar oluştu ama uyumuyor.zorla 21:30 da uyudu ve gecede satte bir kalktı.yok bundan sonra gündüz uykusu atlamak.yorulmak yaramıyor benim oğlana:))
8 Şubat 2011 Salı
oyuncak cenneti
yiğit callio yu pek sevmezdi şimdiye kadar..D smarttaki Luli tv yi izlerdi.ama baktıkki o kanal kapanmış.ben callio nun saatlerine baktım ,takip ettim onu açtım.baktım izliyor.sevmeye başladı.ha bire başlamadımı,başlıcakmı diye soruyor.birtek de onu izliyor bundan sonra..
tezyezi geçen eli kolu dolu geldi.serisini almış bize kitapların..yiğit cennete düşmüş gibi oldu..hepsini okutuyor bana.işte bunlar;
bunlarda boyama kitapları.
ve CD leri var birde.hertaraf callio doldu.
D&R bizim avm uğrak yerimiz.minik masallar serisinin yenileri gelmiş.aynı yazar değil ama konular gene güzel..yiğit görünce almak istedik..
hafta sonu annemler geldi .yiğite pilli havlayan bu minik köpeği almışlar.yiğit çok sevdi.ayamı ısııcak döpek diyor:)))
karton puzzelleri sevmiyoruz ama ahşabını bulamayınca alıyoruz ne yapalım..yine callio lu bir puzzel..
hertaraf callio oldu .
yiğit e mesleklerle ilgili bir kitap filan almak istiyordum bulamamıştım ama.istediğim gibi bişeyler yok..her oyuncak para kazanmak için olmuş.amaca hizmet eden,birşey bulamadım dedim dedim kızdım ve en sonunda gene callio ya kaldım..mesleklerle ilgili bir puzzel
döpek,
tabuk,
hoyoj,
yumuuta,
kıj,
eykek,
keyebek
kaj
işte bu puzzelide anlatan kelimelerimiz :)
tezyezi geçen eli kolu dolu geldi.serisini almış bize kitapların..yiğit cennete düşmüş gibi oldu..hepsini okutuyor bana.işte bunlar;
bunlarda boyama kitapları.
ve CD leri var birde.hertaraf callio doldu.
D&R bizim avm uğrak yerimiz.minik masallar serisinin yenileri gelmiş.aynı yazar değil ama konular gene güzel..yiğit görünce almak istedik..
hafta sonu annemler geldi .yiğite pilli havlayan bu minik köpeği almışlar.yiğit çok sevdi.ayamı ısııcak döpek diyor:)))
karton puzzelleri sevmiyoruz ama ahşabını bulamayınca alıyoruz ne yapalım..yine callio lu bir puzzel..
hertaraf callio oldu .
döpek,
tabuk,
hoyoj,
yumuuta,
kıj,
eykek,
keyebek
kaj
işte bu puzzelide anlatan kelimelerimiz :)
30 Ocak 2011 Pazar
yaş 2,5
erkeklerin askerlik,kadınların doğum anıları anlatmakla bitmezmiş..
biz anneler çocuklarımızdan günlerce bahsetsek laf bitmez,birbirimizin anılarınıda aynı ilgiyle dinleriz:)))
biz anneler çocuklarımızdan günlerce bahsetsek laf bitmez,birbirimizin anılarınıda aynı ilgiyle dinleriz:)))
dün gibi hamile olduğumu öğrendiğim an.
9 ay hamilelik,
doğdu,
birinci doğumgünü,
6 aylık oldu ek gıdalar,
1. yaş günü,
1,5 yaşında sünnet oldu,
2. yaş günü ,,,,,derken işte
2,5 yaşında oldu YİĞİT' İM..

doğumunun ikinci günü
çok zorluklar geçirdim ama,hayatımda hiçbirşeyden almadığım bir zevki, annelik zevkini yaşadım.
hemde dolu dolu,doyasıya. yanlız kendim ilgilendim herşeyiyle. daha bir bağlıyız birbirimize.
gözünden anlarım neyinin olduğunu:)
allah sağlıklı,uzun ve musmutlu bir ömür versin yavruma.
tüm çocuklara.....

doğumunun ikinci günü
6 aylık
1. doğumgünü
1,5 yaşında
2. doğumgünü
2,5 yaşında
gelişimi ise söyle;
kilo:17.200 gr
boy:99 cm
çok hareketli.gün içinde oturduğunu çok az görüyorum.o da tv açarsak eğer müzikli bişey yoksa oturup seyreder.yoksa otuduğu yok.
benden kaynaklı olarak odasında oturup oynamıyor.ben onunla biraz otursam orda vakit geçirsek oturacak ama,ben sıkıntılıyım bir süredir.
puzzel çok güzel oynuyor.yanında oturursak ilk gördüklerini bile 2. defada çözüyor.
konuşma tahminimden hızlı oldu.bir gün önceye oranla bile çok şey konuşuyor..
hala anlayamadığım yani melodisini bilemediğim 2 şarkı ezberlemiş.yabancı bile olabilir.
kuzu kuzu me,komşu komşu,fış fış kayıkçı,karga karga gibi tekerlemeleri uzun zamandır biliyor..
3 tekerlekli bisikletten,2 tekerlekli olup yandan çıkıntı küçük tekerlekli olan bisiklete terfi ettik.pedallarını çeviriyor.ayakları yere basmıyor..(dedesinden 2. doğumgününde kabul etmediğimiz bisikleti 3. doğumgününde kabul edebiliriz:) :))
beslenme şöyle ki..;kahvaltıyı hala karışım yiyoruz...evet doğru duydunuz. haşlanmış yumurtayı çatalın arkasıyla ezip,peyniri ve haşlanmış kayısı kurusunuda çatalla ezip sütle karıştırıp portakal suyuyla hüpletiyoruz..portakal suyu olmadan kahvaltı etmiyor..peynirli omlette yiyor .ve vazgeçilmezimiz sebze çorbası da kahvaltı menülerimiz arasında.
pilav ve makarna da önemli besinlerimizden..balığı çorba olmadan tava olarak 2-3 aydır yiyor.yiğitle ilgili en sevindiğim şeylerden biri oldu balığı öyle yemesi..
kütüphanemiz oldukça büyüdü..her gittiğimiz yerden kitap alıyoruz ve ben bıkıncaya kadar yani sayısını bilemediğim kadar okuduktan sonra yani yiğit her cümlesini ezberleyene kadar okuduktan sonra başkasına geçiyoruz..hatta ilk kitaplarından olanları bile okuduğumuzda hala unutmamış olup replikleri tekrar edebiliyor kendisi:)
çok gürültücü....eşim yıllık izinde olduğundan beri akşamları kabus.sürekli bir talebi var.hiçbişeyden memmun değil.ama yalnızken fazla talep yok.olumlu,ağlaması az.ikna oluyor.yani aklıma gelmedi değil kimseyle görüşmemek.hatta eşimi eve almamak...
uyku sorunumuz başladı 3-5 gündür.konuşmaktan uykuya dalamıyor.bıdı bıdı bıdı bişeyler diyor.onay bekliyor.kaçtane kitap okumuşuz hala oku diye buyuruyor.okumayınca ağlıyor.ağlayınca susmuyor.susmayınca bana geliyorlar..bana gelince bişey olmuyor.....uyuyor numarası yapıyorum oda ben uyuduklatan sonra uyuyordur heralde....
++geçen kardeşimle aynı odada uyuduk hepimiz.ben kardeşime saat 22:00 de uyuduk diyorum.yoo yiğit 11 de ayaktaydı diyor.bende çok eminim o saatte yatağa girip çokça kitabı devirdiğimizden..oo sen uyumuşsun o ne çok zaman bıdı bıdı konuştu.kalktı yattı diyor bana.gülüştük biz diyor.amanınn bak sen beni uyutmuşta neler yapmış.nasıl yoruluyorum siz anlayın artık..
hiç belkemediğim laflar ediyor bazen ki gülmekten kopuyorum ve sarılıp öpüyorum çokça..
çiş konusunda cıvıttı iyice.çiş varmı deyince 2 damlacık yapıyor eşofmanına.ahh deliriyorum.e be çocum niye yapıyorsun.tutmayı hani 2 yaşında öğrenmiştin.gece bile bağlamıyordum.şimdi güpegündüz bağlayasım geliyor.çamaşır yıkamaktan ben de ,çamaşır makinemizde yorulduk artık..bez parasından yırttık derken elektrik ve deterjandan batacağız..
koltuk moltuk kalmadı.her koltuk pilot,tükenmez,keçeli ve pastel gibi envai çeşit kalem lekesi.geçmiyor..
arkadaş arıyo hep.yanlız oynamıyor.küçükleri tercih etmiyor.çok büyükte olmayacak.
bir Beyza'mız var burda.geçen karşılaşınca yiğit biz geldikk dedi.beyza da hoşgeldiniz dedi yaa.aralarında böyle bir dil kurmuşlar
bunlar sadece 2,5 yıl önce doğdular
kardeş istiyorum dedi geçen.iyiki babası duymadı.hemen yapalım derdi yoksa.
çok uzun oldu.başka postlara da kalsın bari.yoksa sabaha yazacağım.
dediğim gibi bitmiyor onları anlatmak..
işte 2,5 olduk kısacası
28 Ocak 2011 Cuma
uras//yiğit buluşması 18.01.2011
ne de güzel bir gündü......
nihal'ciğimle aylar önceden sözleştik eşimin yıllık izne çıkacağı tarihte görüşmek üzüre...
başka bir siteden başladı arkadaşlığımız...kuzular minicikti daha...
sanallığın gerçekliğe dönüşmesi harika bişeymiş...
büyüyüp 2,5 yaşında oldular şimdi. tam da birbirlerini tanıyıp, bilebilecekeri bir yaşta görüştürdük onları..
şimdi yiğit gün içinde mutlaka bir kez urası soruyor:))
poz veriyor düdükler:))
çok tatlılar.....
nihal yiğitin en sevdiği oyuncak olan,baloncuk aletini çıkardı.
bide köpük yapabilselerdi harika olacaktı..:)))))
dünyanın en güzel şeyi insanın bir yavrusunun olmasıymışşş..
nihalle benim en değerli şeylerimiz de işte bu resimdeki kişiler.))
çok güzel zaman geçirdik biz ailecek.
iyiki seni tanıdım canım.teşekür ederim ev sahipliğin için:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)