30 Haziran 2011 Perşembe

35 aylık yiğit


yiğite hamile olduğumu anladığımda 6 haftalık olmuştu bile.
sonra işyerindeki kankamla hergün haftasına bakardık.
34 hafta olana kadar çalıştığımdan her haftasını dikkatle dinledi ofis arkadaşlarım..bir abimin yaşı biraz büyüktü ve ben günde 3 litre su içiyordum.bana bakıp ay ayşe çocuk boğulacak kızım az iç şunu derdi hatta:)))güldürürdü bizi..
ben koltuğuma yayılıp otururdum son zamanlarda.önlüğümün önünü açardım.yada ofiste göbeğime krem sürerdim arkamı dönüp,onlara da eğlence çıkmıştı:)))
40. haftayı doldurduğum gün yiğiti doğurdum..

ve ondan sonra bir 35 ay daha geçmiş..

valla günler su gibi akıp geçiyor..
daha çok şikayetlerle geçiyor günlerim.üzülüyorum bu duruma.kendimi kötü hissediyorum..hiç sızlanmayan anneleri görünce kendime fena kızıyorum..
oysaki yavrum kendi odasında 1 saat kadar yanlız oyun oynayabilir,oyun kurar,konuşması ne kadar seri oldu ,beni şaşırtıyor.
ezberlediği şarkılara eşimle kopuyoruz.tarkandan öp şarkısını baştan sona söylüyor.havuzun kenarında otla balık tutuyor güya ve bağırarak şarkı söylüyor:)))görenler konserde gibi hissettik kendimizi diye gülüyorlar.
bir gazete parçasının üstündeki pinokyo resmini görüp '' anne pinikyo bu pinikyo'' deyişini unutamıyorum
her seferinde arkadaşımın evinin oraya gelince ''yağmura gitmeyelim.kötü orası,istemiyorum'' demesine gülmekten kendimi alamıyorum
her seferinde '' anne sende ne var'' demesi çok hoşuma gidiyor.hep çantamda yiyecek bişeyler taşırım.
hadi yemek yiyoruz dedimde ''ne yicez''demesinden sonra sevmediği birşey olursa''anne ben acıkmadım dimi'' demesine bayılıyorum.
hadi yatma zamanı dediğimde''hayır yatma zamanı değil kitap okuma zamanı '' demesi çok hoşuma gidiyor da
Özgüven sahibi olduğunu görüyorum.belki benim bile olamadığım  bir özgüvene sahip..kimseye eyvallahı yok.10 yaşındaki çocuğa bile karşı çıkıyor istemediği bir durumda.bazıları ters cevap alırım diye yaklaşmaz dediğilmi.yok bizimkinde...ben söylemeden başka bir çocuğa gidip oyuncaklarımızı değişelimmi,yada ben buna biraz binebilirmiyim diyor.

en sevdiği hayvan olan salyangoz
 kesin netleştirdiğim sorunlarımız da var..bir kişiyi benimseyip onunla önceden güzel vakit geçirdiyse o kişi hayattaki en değerli şeylerden oluyor.herşeyini paylaşıyor,sohbetleri anlaşılır oluyor
ama gelgelelim ilk defa gördüğü yada beklemedği anda gördüğü biri olursa ,heleki önceden ona bir şekilde kızdıysa yandık.şöyle 15 m yakınına yaklaşmasın mümkünse,eşyasına dokunmasın,onunla tek kelime etmesin,yiğite dokunmak gibi bir hataya düşerse ben acırım ona..
ne benim sakinleştirmeye çalışmalarım,ne başka bişey yiğiti sakinleştiremez.bizden 1 km uzağa gidene kadar bağırır,ağlar ve kovar o kişiyi.aynı havayı solumayacaklar yani..
işte tamda bu sebepten dolayı kreşe gitmesini istiyorum,zorlanacağını biliyorum ama bir şekilde alışması lazım.
birinden hoşlanmayabilir ama bu onu bu kadar rahatsız edecek şekilde olmamalı,beni rahatsız edecek şeklilde olmamalı,gözrmezden gelemiyor.
bugün konuştuğum bir öğretmen çocukların en zor döneminin 3 yaş olduğunu söyledi.kendilerinin tam analamıyla farkına vardıkları,kimi nasıl kullanacaklarını anladıkları dönemmiş.inatlaşmanın tavan yaptığı bir dönemmiş.dikkatini başka yöne çek dedi bana.çeklimesini istemiyor yiğit.o an sinir geçiriyorsa hepsini yaşamak istiyor.en üst düzeyde yaşamak hatta.
bize çok kızıyor.

babası dışarı çıkarken (yiğit gitmek isterse )onu götürmediğinde _defol baba defol diyor.
ben kesin dille hayır dediğim zamnalar_çok sinirlendim anne sana git burdan
_seni görmek istemiyorum,çok kötü burası gitt gitt diyebiliyor.
bunları söylerken dudaklar bükülüyor,saniyesine içlenmiş bir hali oluyor,ses boğuklaşıyor.....

işte böyle.başka bir problemimiz yok şuan.
bir hastalık dönemi geçirdik.ne olduğunu anlamadım.denizden mi üşüttü,havuzdan mikrop mu kaptı bilmiyorum.
burnundan 1 hafta kadar kanlı -koyu sümük aktı geceleri,öksürdü,boğazı dolu gibi ama acımadığını söylüyor,gece uyumadı.sadece bir gece ateşimiz oldu ve bu huy peydahlandı..
geçer diyorum ama bu yabancılara böyle davranma hali bende son nokta oldu.bir şeklilde düzeltmem lazım.zamana bırakamam.
daha çok şikayet gibi değilde artık çözmem gereken bişey gibi görür oldum.zor anne babanın,zor çocuğu diyorum içimden ben yiğite...

28 Haziran 2011 Salı

kreş deneyimi 28.06.2011

artık zamanının geldiğini düşünüyorum.doğumdan 8 ay sonra döneceğim işim olmayınca evde kalmayı ,oğlumla vakit geçirmeyi planlamıştım.planım tam tıkırında gitti.annem 2 saat uzakta oturuyor.annem gelemez buraya,ben de gönderemem.bakıcıya içim elvermedi.kreş için küçüktü derken kendim baktım bu zamana kadar.ama artık pes ediyorum.
son zamanlarda zıvanadan çıkmış durumda iş.ne yemekten,ne gezmekten,ne değişik oyuncaktan, hiçbirşeyden zevk almaz oldu.kurallara daha bir uymuyor,zaptedemiyorum çocuğu.ev oyuncakçı dükkanı gibi genede yaranamıyoruz.cak diyor ekmek,cuk diyor su şeklinde giden hayatından bile mutsuz çocuk..
işte böyle gitmeyeceğini düşündüm ve uzun zamandır internetin başına oturdum kreş araştırıyorum.
notlarımı aldım ve bugün başladık gezmeye.

evin yakınındakini eledik .(tomurcuk)
sebep;orda çalışan ve şimdi ayrılmış bir öğretmenle ve velilerle konuştuk biraz.çocuklara bağırılıyormuş.aç kalma cezası veriliyormuş.çok sert dille konuşuluyormuş.dolaplarında envai çeşit abur cubur varmış.hatta çocuğun biri hep ağlıyor diye günde pakat paket çikolata yediği oluyormuş.ve tv izliyormuş bolcana.....
450 tl bu kreş.servis içinde.ama servise ihtiyacımız yok.yakında..
pekte yakın olmayan bir kreşe gittik.(güneş selek)
daha açılalı 1 yıl olmuş.görüntü itibari ile beğendik.ama odalar mini mini.kutu gibi her oda.karı koca işletiyor.öğretmenmiş ikiside.çok güzel karşıladılar.yiğit hemen atladı.bütün her odayı gezmeye başladı.sahibi kadın yiğit hakkında sorular sordu.biraz zordur yiğit dediğimde benim hazır olmadığımı düşündü .ben ona önce yiğiti  adapte edeyim iş kolay benim için demeiştim.işniz hazır değil ve sizde hazır değilsiniz çocuğunuzdan ayrılmaya galiba dedi.işte bu konuda vaaz verirken yiğit içeri sürünerek girdi.ağzını halıya yapıştırıp ağlarken,çuval gibi yere yığılmışken kadının gözlerinin kocaman açıldığını gördüm.kucakladım ve dışarı çıktım yanlız kalıp konuşalım diye.tam sakinleşmeden kadın geldi ve yüksek sesle konuşmaya başladı yiğitle.ilgi çekici olmayı planladı ama kulakları sağır olacaktı az kalsın.çünkü yiğit onun gür sesini bastırdı.sonra oyun odasını gösterdim ve hemen koşarak girdi.sakinleşti.hiperaktif teşhisi konuldumu filan diye sordu.hayır dedik.zaten gözlemleyince anladı öyle olmadığını.sonrada normal bu yaş için filan diye devam etti.
kreşi gezdik.genel anlamıyla beğendim aslında.tv izleme olayı var bu kreşte.ama adama nasıl baktıysam şimdi yaz sezonundayız ya diye anlatmaya başladı.çocuklar gösterilerin yorgunluğuyla dinleniyorlar dedi.bende salağım..izlettiriyoruz çocuklara tv diye doğru söylemesini tercih ederdim..
ve fiyatı söyleyeyim.550 tl.servis içinde.cumartesileri 25 tl ek ücret.krtasiye ve geziler için ek ücret...
yani 750 ye filan gelecek..

bunu baştan eledim.(lider sevgi)
sebep:arayarak gitmek istedim.ben evden 11 de çıkıyorum dedim.tam saatini bilemem ama 13:00 e kadar gelirim mutlaka dedim.tamam dedi sekreter kız.zaten burda müdürümüz her dakika dedi.e yarımda gittik ve kapı duvar.demir kapısından girdik.öğretmenler yayılmışlar.bize bakmıyorlar bile.çocuklar arabalarla oynuyor ve yerde betonda..basamak kapıları var girişte ve paspas gerçekten paçavra.içeri halı ama o da paçavra..üstelik müdürleri yok.kız 13:.00 te geleceğim dedin diyor.hayır dedim.ısrar ettim.eşim neyse gezelim biz ücreti sonra müdürle konuşalım dedi.alamam içeri diyor yaa.e madem sen necisin güzelim.iyi dedim.oyuncakları toz içinde.hiç beğenmemiştim zaten..

bunuda elemek üzereyim:(deniz yıldızı)
girişte o kadar çok kartonla bişeyler yapmışlarki.kapıdan içeri girmek ne mümkün.sallandırmışlar yukarıdan.sade ve temiz görünenini tercih ederim herzaman.galoşları gitdik.çocuklar beton zemin üstüne muşambanın üstüne yayılmışlar.bütün çocuklar.kocaman lcd tv den çizgifilm izliyorlar.oyun odasıymış girişte hemen.kaydıraklar filanda aynı yerede.müdürün odasına geçtik.kocaman ekranda kamerayla çocuklara bakılıyor.izledik yiğiti.sevdi orayı.daha bir geniş buldu.kreşi gezeren ben aynı şeyi söyleyemeyeceğim.karman çorman.merdivenler halıfleks ve tozdan görünmüyor.üst katta mutfak ve yemek yiyen çocukları gördük.tabakta makarna ve taze fasulye vardı.melül melül yiyorlardı..(ne yapacaklardı orası ayrı)  :))
servis dahil 500 tl.

off bilemedim.eşime kalsa birini seçer ve gönderir.bu kadar ince eleyip sık dokumak zorundamıyım.bide yiğit ne zora sokuyor bizi.ya girmek istemiyor,ya çıkmak.galoş giymez,ayakkabıyı çıkarmak istemez.oyuncaklardan kopmaz.öff.kreş gezmekten daha yorucusu yiğitle gezmek tabi.
daha bir liste dolusu kreş var.yarında onlara bakacağım.aslında pahalılıklarının yanında temizliğe dikkat ettiğimi anladım.o ortamda yiğitin nasıl davranacağını hayal ettim.bunalacakmı diye düşündüm..

arkası yarın......

19 Haziran 2011 Pazar

bendeki 2. bebek fikrine ve deneyimine bakın siz

bloğa uğrayamıyorum.evet evet birtek çocuğum var.evdeyim.ve hiçbirşeye vakit ayıramıyorum.kendime bakamadığım gibi çocuğa da yarım yamalak bakıyorum.örneğin oyun oynayalım yalvarışlarının yarısını karşılayabiliyorum...evim tertemiz olsun istiyorum .hep yemeğim olsun istiyorum.çocuğumla oyun oynayayım,gezmeye gidip arkadaşlarımla güzel sohbetler çevireyim istiyorum.alışveriş merkezleri gezeyim,spor yapayım......
hepsine vakit ayırayım istiyorum ama olmuyor. önemli bir günü beklesen gelmez.ama günler hızlıca ve ben hiçbişey anlamadan geçiyor.ben yaşlanıyorum.oğlum büyüyor....vs .vs.

pazartesi günü çok sevdiğim bir arkadaşım(seval) 50 günlük bebeğini bana bıraktı.kendisi iş görüşmesine gidecekti.havada kaptım valla.çok sevindim bırakacağını öğrenince.yiğite söyledim ve o da çok sevindi.
kapıda karşıladık Derin Su bebeği.annesi kapıdan hızlıca bıraktı.çantasını yere fırlattı ve sen bilirsin işte  deyip gidiverdi.geç kalıyormuş.
hemen kucakladım.yiğit üşüştü başına.anne çok küçük,öpebilirmiyim diyor.ben kucaklayınca pusetine o atladı.puset dediysem hani araba üstüne portatif varya,yatak gibi işte ondan .bilmiyorum adını.
yiğitin de vardı evde suyunu çıkarmasın diye annemlere götürdüm:)
yiğit onun yerine yattı.hemen.üşüdüm ben dedi.battaniye,örtü ne varsa taşıdı salona...
Derin Su biraz uyudu.sonra uyandı.hava çok güzeldi güneş alsın diye balkona çıkardım.omzuma uyudu kaldı.
benim sırtım kamburlaştı,sanki çok ağır da sırtım kamburlaştı haa.incitmemek,onu rahat tutmak için öyle bir hale getirdim kendimi:))
mis gibi kokuyordu.minik bir kedi gibi:) üstüme kustu bolca.))
kendimi iki çocuklu bir kadın gibi hissetmeye çalıştım.ve çok zor olacağına kanaat getirdim.yiğit beni de kucağına al dedi.onun biberonundan istedi.mamasını açmaya çalıştı.açsa yere saçılırdı valla..
bezini değiştirdim .kız bebek ne tuhaf geldi.yiğitten sonra bebek-hatta kız bebek -çok tuhaf geldi..
sanki hiç bebek büyütmemişim gibi hissettim.sanki ilk defa tutuyormuşum gibi acemileştim..
annem ben doğum yaptığımın 10. günü evine gitti.ve 2. ayda geldi tekrar.yani 10. gününden itibaren kendim baktım yiğite ve inanın hatırlamıyorum nasıl baktığımı..nasıl vakit geçirdiğimizi,ev işlerine nasıl yetiştiğimi hatırlamıyorum hiç....
evde başka bir çocuk varsa -ki bu yiğit-çok zor olacak bu 2. bebek işi benim için..yemeği var.çamaşırı temizliği..yiğit nasıl dağıtır evi bir görseniz şaşarsınız.dakikasına tozu dumana katabilir.
saniyesine salonu dağıttı.ve bebek bir taraftan ağladı.yiğit acıktım dedi.ve bebek kucakta durmak istiyordu.ikiye bölünmek gerek heralde  .helede benim gibi yardımcın yoksa.kocayı görmüyoruz mesela şu günlerde yine.aaah ah..
ama çok güzel bir tarafı varki....sevdiğin şey iki tane olacak..canından bir parça daha olacak ve bambaşka bir tecrübe..farkettim ki yiğitte bir kardeşi olsa sokaklarda çocuk aratmaz bana.bir abi olur eminim..sevgisine ortak olmak ister,biberonunu kullanmak ister,ağzına çubuk kraker filan sokar eminim ama harika bir şey  olacağından da eminim...arkadaşıma söyledim zaten.sık sık bana bırakabilirsin dedim..ü
hatta çok güleceğimiz bir konuşmamız da geçti.arkadaşım hamileliğinde sadece 6 kilo aldı ve hamileliği çok kolay geçti.doğumu da öyle.
bende ona diyorum ki.bunu bize verin sen zaten kolayca hamielşk ve doğum geçiriyorsun .bitene daha yap gitsin diyorum..yiğitte bizi dinleyip anlayıp evet evet anna bu bizim olcak diyor:))))

2. çocuk konusunda içimden bir ses hadi kalk diyor,öteki b..k  yeme otur diyor..

tecrübemi paylamak istedim sizlerle..

10 Haziran 2011 Cuma

kahvaltı sorunsalı

her sabah  ne yapsam arayışına giriyorum malum ben.yiğit normal kahvaltı yapmıyor.peyniri sade yemez.ekmeğe bişey sürüp yemez.yumurtayı haşlanmış sade yemez.domates ağzına sürmedi daha..
e böyle olunca her sabah annesinin yaratıcılığına kalmış bir yavru var.

bu sabah krep yaptım..
daha önceleri de yapmıştım ama yememişti.
bu sabah normal krep hamurunun içine beyaz peyniride ezip kattım. yedi. yutturdum yani içinde.
daha doğrusu kıvırıp yarısından böldüm elinde sallaya sallaya yedi.

yemediklerini sayayım mı daha.? çikolata yemez.bal yemez,bitki çayları içmez.zeytini ağzına sürmedi.reçe lmi o ne? yağda yumurtayı elimle lokma yaparak yediremem.yumurtanın içine çok az ekmek koyarım çatalla bölerek yer.istisnasız portakal suyu içer sabahları.kavun kokusundan tiksiniyor...

krebin içine çok az bal sürdüm ki tatlı şeyleri yer belki diye.ama tadını alır almaz tükürdü..
her gün netten yeni kahvaltı alternatifleri arıyorum yani:)

8 Haziran 2011 Çarşamba

anne bunu kim almış??

Y: anne bunu kim almış?
A: annem Uras ın annesi almış
Y: hıı.anne bunu kim almış??
A: annecim hani evlerine gitmiştikte oynamıştınız.resimlerine bakıyoruz ya.arkadaşın Urasın annesi almış
Y: hıım tamam. anne bunu kim almış
A: !!
Y: Urasın annesi almış dimi anne!


bugünlerde sohbetlerimiz hep arkadaşları üzerine dönüyor.evde benim almadığım ne varsa bulup getirip bunu kim almış diyor.cevaplada yetinmeyip 100 kere soruyor.sarılıp öptüğü oluyor hediyeleri.
nihalcim almıştı bunu biz gittiğimizde.ve ben yiğite büyük gelir bir kaç ay sonra oynasın diye kaldırmıştım ve unutmuşum buraya da koymayı. yeni bulmuş gibi oldum.çok teşekür ederim canım arkadaşım hediyeniz için:)

Y: anne 'menetli fayemi gördünüz ü' kim aldı?
A: Urasın annesi aldı demiştim tatlım
Y: yine de
A: tamam Urasın annesi aldı Yiğitçim
Y: hııı tamam
Y:???????????


29 Mayıs 2011 Pazar

34 aylık yiğit

işte bir ayımızı daha devirdik.gün geçtikçe aklı yerine daha çok oturuyor ya.daha çok hoşuma gidiyor.gün geliyor çok akıllı laflar ediyor.en küçük ayrıntıyı yakalıyorken,bazıları da yerlerden topladığım oluyor yavruyu...
asansörde bir kadın vardı geçen çıkarken biz.yiğit kadına annem bana kızdı dedi.kadında aa döverim ben o anneni dedi bana vuruyor gibi yaptı.ah ah filan da dedi.amaaan yiğit çıldırdı bana vuruyor diye.hayır kızma anneme diye çemkirdi.
ben  öyle yapmadım hiç bir durumda.düşüp biryerini vurunca,bir çocuk ona vurunca ....hiç ben ona kızarım filan tarzında konuşmadım.sanırım yiğit te bundan dolayı kızdı kadına..
aile hekimliğine gittik geçende.yiğit bu orda da dururmu,su sebiline basıyor,masanın üstünde duran kağıtları elliyor,perdeyi çekiştiriyor.bende engelliyorum elimden geldiğice.ama dikkatini başka bişeye yönlendiriyorum.şarkı söylüyorum filan.kadının biri gene ''bak doktor çıkar iğne yapar hemde kocaman'' deyiverdi.işte yiğiti yerden topladığım anlardan biri de bu oldu.kadına ''lütfen susarmısınız'' dedim en kısa zamanda.çocuk atmış kendini yere hala iğne yapar,ilaç sokar filan diyo yaa.sana ne bacım:!!!

işte gün geçtikçe çocuk yetiştirmenin ne kadar değişik yolları olduğunu bir kere daha anlamış bulundum.
yiğitin davranışları (iyi-kötü)karşısında hiç korkutmaya gitmediğimi anladım.iyi de ettim kendi çapımda.
ha çocuğum uslu,dur dediğinde duracak cinsten değil ,başkalarının yanında hiç utanması,çekinmesi yok belki,beni acaip zor durumlara sokuyor belki ama ben böyle mutluyum.

bu aralar ''anne benim aslanım yok'' deyip duruyordu.her gördüğümüzde ,yada oyuncakçılarda başka şeylere saldırmaktan almıyordu oyuncak hayvanları da eve gelince anne benim aslanım yok,atım yok diyordu.gittik aldık oyuncak hayvan sonunda. hala da çiftlik yapıp hayvan sesleri çıkardığını söyleyemiyorum..:))
zürafanın kafasını geveliyor.kaplanın kuyruğunu dişliyor.filin kulağını emiyor filan....

oğlum türk sanat müziği söylüyor teyzeleri..bak yeşil yeşili söylüyor...yiğiti hep yanında yatarak uyuttum ben.1,5 yaşına kadar da şarkı söyleyerek uyuturdum.sonrasında kitap okuyarak uyuyor .sesimin güzelliğinden değil ama ha.yanlış anlaşılmasında:))
söylediklerimi şimdi bir kere söylüyorum ve ezberlemiş oluyor.hatta ara ara otururken anne şunu söylesene dediği çok oluyor.

geçen masal okurken,pencereli bir kitabı var.işeret parmağıma tükenmez kalemle ağız,yüz çizdim.ve pencereden bakıtıp konuştum.çok çok şaşırdı.bön bön baktı yavrum.sonra parmağımı tedirgince elledi.sorduklarımı ciddiyetle cevapladı.çok hoşuma gitti.

küsüyor bu aralar sıkça.mesela mutfakta blendırın bıçağını oynarken yakaladım.kesin bir dille bihada ellemek yok diyince.odasına gidip kapıyı çarpıyor.delikten bakıyorum bide söyleniyor.ellerim işte filan diye.hatta yatağına yatıp,battaniyeyi kafasına çekiyor.hey allahım!!

aşağı indiğimizde hep çantamda yiyecek bişeyler olur.anne bana ne getirdin diye sorar.veririm.eğer yoksa bakkala....geçen yoktu bişey ve acaip yorgundum.bakkal 20 metre kadar uzakta.site içinde.ben çardakta otururken yiğit bakkala gönderdim para vererek.su iste dedim.parayı ver.50 kr verdim.aldı geldi.
ertesi gün 1 lira verdim su aldı yine.üstünü getirdi.
bir kaç gün sonra 5 lira verdim ve topitop aldı .üstünü getirdi...ve acaip kendiyle gurur duyuyor..anne bakkaldan ekmek alayımmı diyor...bende fena gurur duydum yaa.çok güzel oluyormuş..

bugünlerde bişeyin yerini tarif ediyorum.mesela yatak odasında çekmeceden bişeyi getir diyorum.bir kere tarif etmeyle bulup getiriyor.hemde çekmeceyi yine kapatarak filan.çok hoşuma gidiyor.

hala R ve L leri söyleyemiyor.çok çok hoşuma gidiyor.hiç unutmak istemiyorum bu konuşmalarını..

masalları anlatıyor .kitabın açılış sayfasından başlayarak tüm kitabı okuyor sanırsınız duysanız.harfi harfine anlatıyor.tabi kitaba bakarak.belki resimlerinden azberledi.görsel zekası çok güçlü çünkü bu aralar.meraklı minik dergisinin kartlarının abuk subuk isimli hayvanlarının tüm isimlerini ezbere biliyor birde.

sürekli konuşuyor.sustuğu hiç bir zaman yok.uyanıp yatıncaya kadar anne bu böylemi,şöylemi,bu ne yapar,niye olmuş,nereye gidiyor,sorularından kendimi düşünecek 1 saniyem bile yok.sürekli bir talebi var.hiç benim istediğim olmuyor yiğitle ilgili.herşeyine kendi karar veriyor..
tv izlemeyelim deyince tamam diyor ama.inatlaşması olmuyor.anlatınca tamam diyor.demediğide olunca kendi haline kalıyor yada kabul ettiriyor bana.arasını buluyoruz.


bugünlerde babasının gömleğiyle evde koşa koşa dolanan ve gömleği yatarkende çıkarmayan bir yavru var..
dün aşağı indik.gök gürültüleri içinde.illaki bisiklete binecek.tamam dedim.apartmanın dibindeyiz.yağmur yağarsa gireriz içeri dedim.ama birden bastıran yağmur ve içeri girmek istemeyen yiğitle çardağın altında durduk.diner şimdi yağmur derken yarım saat geçti.daha da hızlandı yağmur.allahtan üstümüz sıkı.neyse yiğit kucağımda bana yapışık oturduk öylece.sonra bizim kurtlu duramadı kalkıp şarkı söyledi bolca.bağıra bağıra.stresini attı.birde acıkası tuttu.bakkaldan bişey almak istiyor yine.ama yağmurda başımızı uzatsak havuza düşmüş gibi olacağız.azaldıda 1 saatin sonunda gittik eve.6 tane köfte ve 2 bardak ayranla doydu yiğit.çok acıkmış yavrum .ne zamamandır iştahı yoktu.banada onada iyi geldi..

aklıma gelmeyen çok şey var eminim.beni şaşırtan.afferim oğluma yaa dedirten çok güzel şeyler oluyor bu aralar.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

deniz mevsimini açtık


biz perşembe günü yine denize gittik.
ben sabah 1,5 saatlik sporun ardından güzel bir kahvaltı hazırladım ve eşimin kafasında dikildik yiğitle.öğleden sonrasının bozacağını bildiğimden erkenden gittik.
fakat bu sefer taş atmaya değil ha..yanıma yiğit için 3 kat kıyafet almıştım.
gidince kahvaltı yaptıktan sonra sahil dolmaya başladı.turistler buz gibi denize atlıyorlar,ben oturduğum yerden üşüyordum.
bizim oğlan ayağını sokup çekiyor,yanımıza gelip heyecenlanıyordu filan.bir ara bir baktımki dizine kadar girmiş.ilerlemeye çalışıyor.
yakaladım ve girme hayır demeye kalmadı,kendini bırakıverdi dalgalara-yere.kıyafetini çıkarmaya fırsatımız bile kalmadı,biz gülünce de tamam dedik.soğuk moğuk bizim oğlana kar etmiyor.
bende değiştirdim üstümü.girdik oğlumla denize..ama nefisti yaa.
soğuk filan da değil,girdikten sonra serin serindi.çok çok eğlendik..
yani bu yıl 26.05.2011 de deniz sezonunu açmış bulunuyoruz.hemde yiğitin yoğun katkılarıyla:))

yaklaşık 2 saat denizin içinde kaldık.ayağının yere değdiği yerlerde kendini tutturmuyor.hatta en sevdiği şey ayağının tuttuğu kadar ki yerde benim beklemem ve kendininde kıyıya kadar yürüyüp geri bana gelmesi.işte 2 saat boyunca bunu yaptık.sahili onun neşeli çığlıkları doldurdu..
çıkmamız gerektiği zamanda çok zorlandık.teni kırmızı kırmızı oldu artık.soğuktan..ama çıkmıyor.zor bela çıkardık bir ara ,geri koşarak kaçtı denize.sonunda ikna ettim ve çıktık.çokoprens verdim onu yedi.simit yedi.çok acıkmıştı tabi:)))