20 Temmuz 2011 Çarşamba

iyi -kötü ince çizgi

annesi tarafından zorla şıkıştırılan bir adet yiğit resmi.

bu ay nasıl bir aymış.iyi kötü herşey oldu.....

04.07.2011  yiğit kreşe başladı:  iki arada bi derede kaldım da sonunda anneminde yardımlarıyla yiğiti kreşe başlattık.  bende en az 15-20 gün sonra işe başlayacaktım.hatta bir iki yer bile vardı.yiğit ilk dört gün saatlik gitti.beşinci gün tam gün gitti fakat.aç bilaç hayatına devam etti.akşam almaya gittiğimde yaygarayı bastı.ikinci hafta sabahtan başlattık.fakat kreşin yıkılmasından korka korka.zira ses öyleydi.o haftanın çarşambasıda öyle geçti ama perşembeden itibaren iyileşmeye başladı.seve seve gitmeye devam etti.
giderken de hafiften gözler sulanıyor fakat gizlice siliyor.gitmek istiyor ama benden de ayrılmak istemiyor..
benim fazlaca sevdiğim bir öğretmeni işten ayrıldı.üzüldüm.çok düzgün bir kızdı..yiğit hala sayıklıyor.

dün öbür öğretmen ona kızmış.bizimki içerlemiş baya.neden kızdı diyorum.sütü döktüm diyor.iyi peki ben sorayım bir dedim.sabah servis gelince yiğit atladı 'hande bana bidaha kızma sakın' dedi.kızda döküldü hemen.'arkadaşlarına tükürürsen ve kollarını sıkarsan kızarım' dedi.o sahneyi gözümde canlandırdım.tatlıya bağladık ve vedalaştık...

yiğit acaip bişey oldu.kreşten öncede hereketliydi fakat gerçekten bişeyler oldu bu ara.3 gündür bana kan kusturuyor diyebilirim.servisten indiği anda ben ne yicem diyor.yemeği hazır ettiğimden gelince yiyor bişeyler .ama hemen sonrası başlıyor hereketlilik.bana bağırmalar,sinirli hareketler.defol anne,seni görmicem demeler.nerden duyuyor bunları,nasıl plak gibi çevirip çevirip söylüyor bilemiyorum.aklım ermedi bu hereketlere.elimden gelen sabrı göstermeye çalışıyorum ama biraz zor açıkçası..

bugün sonunda yöneticilerle konuştum.biraz diyalog kursunlar yakından gözlesinler de bir anlayalım olayı diye.anlaştık bakalım..inşallah düzelir bu hali..

10.07.2011:annemlerin evlilik yıldönümü:  30 yıl.koskoca 30 .yılları doldu yaa.ve babam anneme tek taş yüzük almış.ne romantiktir şu babam.annem bide bişey almadı diye kapris yapıyordu sabahtan.allahım yaa.biz daha 5. senede kutlamasakta olur zihniyetindeyken annemlerim 30 yılı hala kaprisli..bilemiyorum..nice 30 senelere inşallah:)))

12.07.2011 doğumgünüm:  evet 29 yaşımdayım..eskiden 29 yaş deyince ooo yaşlanmış -orta yaşa gelmiş derdim.29 yaşta artık yapacaklar listesi tamamlanmıştı bana göre.ve şimdi hala kendimi 23-24 lerde gibi hissediyorum.öyle olduğunu düşünüyorum kendimin..pehh ne hissedersen hisset 29 sun işte.yaşlı şey..

15.07.2011 hamileyim: kreşten sonra çalışacaktım ama adetim gelmedi.sevinsemmi üzülsemi bilemedim önce.hemen belirtileri başladı.bulantılar.sinirlilik hali.boğazım açıldı ayol.azıcık vermiştim fazlasıyla alacağım gibi görünüyor.yürüyen bir duba görmediyseniz hamileliğimin sonuna doğru bir resim koyarım..

yiğite söylemedim henüz.arada bizimde böyle küçük bir bebeğimiz olsun mu diyorum.hemen tamam diyor.gerçekleşince neler olur şimdiden düşünmüyorum.istemiyorum bunu..

dün doktora gittim.ilk tahlillerimi yaptırdım ve.TSH yüksek çıktı.Guatırım varmış.yoktu yeni peydah oldu.cuma gideceğim doktora.başladı maraton.stresli-problemli hamilelik en son istediğim şey..

mide bulantıları akşam olur benim.yiğitte de öyleydi.akşam 17:00 gibi başlayıp.gece 01:00 gibi doruklara çıkardı.aynen öyle bu da.eşimide ,yiğiti de ve karşıma çıkan kim çıkarsa boğmayı hayal ediyorum..


18.07.2011.eniştemi kaybettik: teyzemin eşi feci şekilde kaza yaptı.motorsikletle dolaşırken köpek kovalamış ve eniştemde düşüp başını taşa çarpmış.beyin kanaması.yoğun bakımda 3 günün sonunda kurtarılamadı ve bugün vefat etti.çok üzücü bir olay.daha 55 yaşında filandı..geride kalanları düşünemiyorum.

19.07.2011.eşim kaza yaptı:  bu tarafik kazaları içimi acıtıyor.zaten duygularım çok yoğun bugünlerde.birde eşim  çıktı.dün izinliydi ve doktora gittik.tahliller için.dönüşte beni eve bıraktı ve işlerini halletmeye gitti.akşam yemeğe gelecekti.yiğiti kreş dönüşü karşılayacaktı.gelmedi gitti.aradım gelcem 1 saate dedi.ama söylemiyor.saatler geçti yok.dışarı çıkıp geldim kaç saat geçti yine yok.en son akşam 22:30 da geldi ve üstü başı kan.sıyrıkları var.kendine bişey olmamış allahtan .ama trafik cezası yemiş okkalısından.işte bende ona cırladım.dikkatsizsin filan diye..gece uyumadım..

hayat ne tuhaf.birgün varsın birgün yok..geride kalanlar için çok zor hayat.allah sevdiklerimizden koparmasın bizi.zamanasız ayrılıklar yaşatmasın..



17 Temmuz 2011 Pazar

6 haftalık bir yavru kuş

evet ya hamileyim.
ve bu da plansız..bunun abisi de plansız olmuştu.
hatta ilkinde adet tarihimi bile hatırlamıyordum.üstünde baya düşündükten sonra tahmini bişey söyledik doktora..
o kadar düzenlidir benim adet efendi..
bu ise aklımda. 6 haziran 2011..son zamanlarda sıcaklardan mı bilmem düzensizleşmişti.
ve Bam..hamileyim..
bu ara ben çok kararsızlık yaşamıştım bir bebek daha yapalımmı,yoksa çalışıp kariyer mi yapayım diye ve ben yiğiti kreşe başlatarak kariyeri seçmiştim tam.planlar yapmıştım.yiğit 1 ayda maksimum alışsa kreşe diye o arada ben iş bakacaktım,hatta hali hazırda vardı bişeyler..

çocuk alıştı derken geciktim.kondurmak istemedim.11.07.2011 de bir test yaptım fakat eşimin göremediği 2. çizgiyi ben gördüm.ama emin olamadım.5 gün sonra tekrarladım ve sonuç ortada.

15.07.2011
kariyer mariyer suya düştü..
eşim havalarda.planlar yapıyor.kendi kendine konuşuyor.
yiğitte biraz tecrübesizdik.anlamamıştık hiçbişey.
bunda biraz daha planlı gitmeyi düşünüyorum...

ahh ne yaptım ben diyorum bir dakika düşünüp.sonra yok yok iyi oldu diyorum.
bebek kokusunu özledim.
minik bir bedene dokunmayı özledim.
benden bir parça daha olacağı için farklı bir ruh halindeyim.
nasıl bişey olacak fikri şimdiden meraklandırıyor beni..
allah izin verirse mart başı gibi dünyaya gelecek..ve abisiyle arasında 3,5 u 1 ay geçen bir yaş olacak.

yiğit kreşe gidiyor.biz bütçemizi yiğitin kreşe gideceği şekilde ayarlamıştık.bakalım zaman bize iyi gelsin inşallah.herşey yolunda gitsin.lütfen lütfen

14 Temmuz 2011 Perşembe

çaramba,perşembe

evet kreş mevzuunda devam edelim.
2 haftamız bitiyor ve benim zıçması problemli oğlumun hala bir gaita ve boğaz kültürü testini yaptıramadık.
geçen cuma,pazts,salı,çarşamba ve bugün olmak üzre her sabah kahvaltıyı evde yaptı yaa.kahvaltıdan sonra yapar dedim yapmadı.pazar gün akşam yaptı.o günden beride yapmadı.dün akşam yaptı.o da saat 20:00 de ve kaskatı olarak.off niye kötü bunu sindirim sistemi.ye dedğini yemez.yada yemesi güzel olunca da böyle keçi b..ku gibi yapar..:(

neyse bu konuyu geçeyim
salı günü akşam evde ertesi gün kreşe gitmeyeceğim diye avaz avaz ağladı.ağlamayı geç.tepindi.tepinmeyi geç ıkınmaktan suratı kıpkırmızı oldu..anıra anıra ağladı.bişey demiyoruz.övmüyoruz kreşi.ertesi sabah oldu.hazırlamaya çalışayım diyorum.aynı olay tekrarlanıyor.kreşe değil de doktora gidelim diyor.tamam bir kağıt verelim dedik oraya.tmm dedi.önüne gelince bana diyorki.''biz babamla bekleyelim sen ver de gel'' allahım içimde gülüyorum.dudağımı ısırıyorum daha fazla gülmemek için.neyse kapı önündede aynı sahne canlanınca kandırdılar bir şekilde soktular içeri.
o akşam servisle geldi eve.acaip hoşuna gitmiş.hatta ben aşağı 2 dk geç indim.serviste gözler suslu suslu aldım.evimize geldik incem diyormuş...
o gece ertesi gün gitmeyi kabul etti.hafiften gözleri sulanıyor ama gitmeyi kabul etmiş artık.beninm ve babasının kararlılığından mı,yoksa seviyormu artık bilemedim.dün de sinemaya gitmişler.kungfu panda 2 filmine.sinemeya hiç gitmemişti yiğit.çok güzel durmuş.yükses sesten etkilendi galiba.sonuna kadar izlemiş bide filmi:)))))
bugünde sorun çıkarmadan bıraktık .hafif gözleri doluyor ama bize göstermeden siliyor yaşı bide.çözemiyorum sebebini..çokta acıklı geliyor bu sahne

bende ki durumlarda şöyle.
alışmaya başladım galiba yiğitin yokluğuna.hatta hoşuma mı gitmeye başladı ne?


11 Temmuz 2011 Pazartesi

pazartesi sendromlu yiğit // kreş //11.07.2011

8 temmuz günü yuvadaki yiğitten bir resim..
defile varmış.yiğit bir anlam verememiş.aval aval bakması ondandır:)
öğretmeni çekmiş bu resmi.

iki günlük tatilden sonra -ki bu  bizim için iyi bir hafta sonuydu.denize gittik.parkta vakit geçirdik.
dün gece hapşurmaya başladı.vücüdünda bir mikrop var ama neden oluyor bilmiyorum.ilaçsız geçirdiğimden midir nedir tekrarlıyor kolayca.burnu koyu akıyor yine.dün gece klimayı kapattığım saniye çığlık çığlığa geri kalktı.açtım klimayı sabaha kadar bende.babasıda onun odasında yattı üstünü kontrol etmesini tembihledim ..

sabah uyandık ve ben çorba yapayım dedim.yaptım yedirdim ki,yuvası için sağlık belgelerini yaptıracaktık.kaka ve boğaz kültürü işini yaptıramadık.kaka yapmadı.yuvaya gidebilir sağlık raporunu alalım dedik.aile hekimliği pazartesi olması nedeniyle tıklım tıklımdı.sırayı aldık.o arada babasıyla ikametgahı filan çıkardılar.resim çektirdik derken yine geldik aile hekimliğine.allahım bir dursana yaa.sebile basıyor.gür sesiyle çığlık atıyor.sevenlere bana bakmayın,sevmeyin diye bağırıyor.ya da abartılı şekilde gülüyor.
fotoğrafçıdakileri hiç anlatmayayaım.ana yola çıkmaya çalıştı en kötüsü bu.

o kadar çok kızdım ki.en az 10 tane çocuk vardı ve hiç biri bu hareketleri yapmıyordu.doktorun kapısını açmaya çalışıyor-perdeyi çekiyor.ellerini yerlere sürtmeye başlarınca ve o pis ellerle ağzına elinin yarısını sokunca bende ipler koptu kızdım.

ha tabi sabahtan erken kalktı ve evde de ben okula gitmicem demeler neler neler.duymazlıktan geliyorum.dürtüp söylüyor gitmeyeceğini.bide açıklamasını yapıyor.''okul güzel değil-ben sevmiyorum'' hiç ses etmedim.

eşim neyseki bugün benden daha anlayışlıydı da.hallettik işleri.gittik kreşe.daha sokağına girince başladı bağırmaya.yere yığılıyor.gözyaşlarını silmek için yetişemiyor babası.o kadar hızlı akıyor o yaşlar.
kucakta girdi nihayetinde.ben hiç ses etmiyorum.bana abanmasına izin vermiyorum.zaten 2 dk önce beni doldurmuş..
kucakta girdi ve 3-5 kişi onu iknaya çalıştı.en sevdiği kitabını çıkardık meydana gene ağladı.birisi kandırarak çıkardı yukarı da rahatladık.kameradan baktık.dinliyor güzel güzel.ama eminim arada bolca arıza çıkaracaktır.
ben nasıl dolduysam eşime ben gidelim artık dedim.
çıktık kreşten bakalım.
şu an saat 13:00 uykuya yatmış olmaları gerek.
yemek yedimi acaba.

akşam servisle bırakmalarını söyledim.dayanamayıp kendim de gidebilirim ..

7 Temmuz 2011 Perşembe

kreş günlüğünden

yiğit in nerde olduğunu söyleyeyim.?öğretmenlerin​ karşısındaki çocuklardan sarı tişörtlü olanı..durmadan öğretmenlere sarıldı durdu.açlıktan ölmek üzere o anda.tansiyonu düşmüş vaziyette.hareketleri acaip yavaş..yarın tam gün alacaklar..tümden poku yedik yani anlayacağınız

dünkü kreş günümüz ayrıntılarıyla şöyle.

kahvaltıya gittik.saat 9:00 da ordaydık.kreşin kapısından içeri girince'' hayır anne burası güzel değil dedim sana'' demeler başladı.müdüre hanım kapıda karşıladı yiğitin öğretmeniyle birlikte.ama ne yaptılarsa içeri sokmaya ikna edemediler.sonra elindeki arabasını arkadaşlarına gösterme vaadi ile yukarı çıktılar kahvaltıya ..kahvaltıda kofleks vardı ve yiğit hiç ağzına sürmüş değildir.süt zaten içmez biliyorsunuz.
yukarıda ağlama faslı başladı.biz kameradan bakıyoruz.normal kahvaltı teklif ettiler.e yiğit normal kahvaltıda etmez
.ben içimden diyorum ki müdüre kadın şimdi pok yesin diyecek:)) belki demiştir içinden:)onu yemez bunu içmez.

içimden üzüldüm aslında bu duruma.oysa ki alıştırabilirdim bazı yöntemlerle..

kahvaltıdan aç kalktı ve oyun odasına geçtiler.oyun oynadı ve aç olduğu için (12 saat tir--öğlene kadar15 saat olmuştu)huysuzdu.kısa aralarla hep birilerine sarılmak istedi.ve saat 10:00 gibi arıza arttı.çünkü ölüyor açlıktan.bende müdür odasında ölüyorum çocuğuma acımaktan:)sonra arattırdım.bidaha kahvaltı teklifi sunalım diye.öğretmeni reddetti.öğlen yemeğini beklesin diye.şimdi kahvaltı yerse --ki onuda yemeyecekti biliyordum--öğlene gene masaya otumayacak dedi.(öğlen sanki yedi)tamam dedim..

öğlene kadar iyi geçti sonra.yukarıdaki video da öğlen yemeği öncesi hemen.
öğlen yemeğinde nohut ,bulgur pilavı ve salata vardı.bütün yemek boyunca ağladı.öğretmenine sarılmak istedi.ve hiç bir şey yemedi.
öğretmeni durmadan anlattı bişeyler.

yemek sonrası aşağıya indirdi onu ve beni görünce yiğit içli içli ağlamaya devam etti. ne zaman kapıya gittik sustu.kendi ayakkabısını buldu ve önceki günler içeri terliğini orda bırakmak istememişti.kendi bırakmak istedi bu sefer.eşim evin kapısından girerken konuşturmak için ''öğretmeninin adı ne oğlum dediğinde..''burcu öğretmen '' cevabımızı aldık.hiç beklemiyordum.çok ta komik söylüyor duysanız:))
işte böyle gelişmelerle döneceğim:)

4 Temmuz 2011 Pazartesi

yiğit kreşe başaldı

Faal olarak 15 gündür ama ,el altından yaklaşık 3  aydır araştırma yapıyordum.
15 gündür gittim geldim kreşlere.''amanın burası ne böyle hemen çıkmalıyım'' deyip çıktığım yerler oldu..
içime sinen 2-3 bişey oldu .daha çok seçmede arkadaşların tavsiyelerinden yararlandım.
yiğit gittiğim her yerde arıza çıkardı.
hemen hepsi hemen eğitime ihtiyacı var,size aşırı bağlanmış filan gibi şeyler söyledi.hiç kimse gelişimini merak etmedi.çişini biliyormu,neler oynarsınız,nasıl uyur gibi sorular sormadı.
görüp karar verecekler heralde dedim.yada beklentim çok fazlaydı...
gezdiklerimin içinde en iyisini düşündüğüm ve bize hitap edenini seçtik ve bugün startı verdik.
antalya da isim yapmış kreşlere de baktım ve hemen dışarı çıkmak istediğim yerlerdir bunlar.yada eğitimcisini beğenmedim.
''çocuğumu göndermeye karar verirsem nasıl başlayacak'' dedim.direkt getirip bırakacaksınız dedi.ben kalmayacakmıyım,beklemeyecekmiyim dediğimde ''hayır kesinlikle'' cevabını aldım.ya ağlarsa dediğimde 'ağlar ağlar susar değilmi 'dedi yaa..ben çocuğumu biliyorsam kenarda vız vız ağlamaz,kendini yere atar ve asla kaldıramazsın.kimse umursamazsa -ki umursayanlarda yiğite göre yabancı olacak-akşama kadar ağlayabilir.
o isim yapmış kreşin pedagog sahibi bunları söyleyince üzüldüm.
en azından ben çocuğumu ağlatmak istemiyorum
acaba şu an ağlıyormu yu düşünmek istemem.
tabiki ağlayabilir.herşey hoşuna gitmeyecek.ama kendine güvenebileceği birini bulsun ağlasın o zaman.istediği olmazsa ağlar ve çok çabuk susar.ama yanlızlık hissine kapılıp ağlarsa 3 gün 3 gece ağlayabir ve bunu hiç bir anne istemez...neyse
bir kreşi beğendim ve başladık.TALYA ÇOCUK AKADEMİSİ.
dün gece uyuyamadım.sanki ben ilk defa okula gideceğim.durmadan yiğite baktım.daha bir ince davrandığımı hissettim.
işte bugün gittik sabah saat 10:00 gibi.hemen koşturdu içeri.öğretmeninin elini tuttu.çıktık yukarı.oyun odalarına koşturdu.benimle hiç göz temesı kurmadı ilk 10 dk.ve bende öğretmene aşağı indiğimi söyledim.aşağıda müdüre hanımla oturup sohbet ettik.kameradan yiğiti izledim.azrıza çıkarır diye korktuğumu söylediğim müdüre hanım hiçte öyle bir çocuk gibi gelmedi dedi.ilk gün başlayan herkeste olabilir.hatta 1 hafta ağlayabilir filanda dedi.
kameradan bakarken yalancı çıkardı beni yiğit.her çocukla uyum içinde oynadı.
aşağı inerken annem nerde diye sorduğunu duydum.yanıma gelince küçük  arızalar çıktı.öğretmnen sana sürprizim var deyince bahçeye çıktı hepsi.benim çocuk zaten park pahçe çocuğu.yaz kış demeden sokaklardayız biz.kum oynamak istemedi.biliyorum seslerini duydum içeriden bile.10 dk ya kadar arıza arttı ve son gaz bağırmaya başladı.zaten o ara yardımcı müdüre hanım bugünlük yeter yapalımmı diyordu.
tam zamanında oldu yani.çıktık geldik eve..
gelişmeleri yazarım yine..
yarın sabah saat 10:00- 12:00 arası yapacağız bakalım

30 Haziran 2011 Perşembe

35 aylık yiğit


yiğite hamile olduğumu anladığımda 6 haftalık olmuştu bile.
sonra işyerindeki kankamla hergün haftasına bakardık.
34 hafta olana kadar çalıştığımdan her haftasını dikkatle dinledi ofis arkadaşlarım..bir abimin yaşı biraz büyüktü ve ben günde 3 litre su içiyordum.bana bakıp ay ayşe çocuk boğulacak kızım az iç şunu derdi hatta:)))güldürürdü bizi..
ben koltuğuma yayılıp otururdum son zamanlarda.önlüğümün önünü açardım.yada ofiste göbeğime krem sürerdim arkamı dönüp,onlara da eğlence çıkmıştı:)))
40. haftayı doldurduğum gün yiğiti doğurdum..

ve ondan sonra bir 35 ay daha geçmiş..

valla günler su gibi akıp geçiyor..
daha çok şikayetlerle geçiyor günlerim.üzülüyorum bu duruma.kendimi kötü hissediyorum..hiç sızlanmayan anneleri görünce kendime fena kızıyorum..
oysaki yavrum kendi odasında 1 saat kadar yanlız oyun oynayabilir,oyun kurar,konuşması ne kadar seri oldu ,beni şaşırtıyor.
ezberlediği şarkılara eşimle kopuyoruz.tarkandan öp şarkısını baştan sona söylüyor.havuzun kenarında otla balık tutuyor güya ve bağırarak şarkı söylüyor:)))görenler konserde gibi hissettik kendimizi diye gülüyorlar.
bir gazete parçasının üstündeki pinokyo resmini görüp '' anne pinikyo bu pinikyo'' deyişini unutamıyorum
her seferinde arkadaşımın evinin oraya gelince ''yağmura gitmeyelim.kötü orası,istemiyorum'' demesine gülmekten kendimi alamıyorum
her seferinde '' anne sende ne var'' demesi çok hoşuma gidiyor.hep çantamda yiyecek bişeyler taşırım.
hadi yemek yiyoruz dedimde ''ne yicez''demesinden sonra sevmediği birşey olursa''anne ben acıkmadım dimi'' demesine bayılıyorum.
hadi yatma zamanı dediğimde''hayır yatma zamanı değil kitap okuma zamanı '' demesi çok hoşuma gidiyor da
Özgüven sahibi olduğunu görüyorum.belki benim bile olamadığım  bir özgüvene sahip..kimseye eyvallahı yok.10 yaşındaki çocuğa bile karşı çıkıyor istemediği bir durumda.bazıları ters cevap alırım diye yaklaşmaz dediğilmi.yok bizimkinde...ben söylemeden başka bir çocuğa gidip oyuncaklarımızı değişelimmi,yada ben buna biraz binebilirmiyim diyor.

en sevdiği hayvan olan salyangoz
 kesin netleştirdiğim sorunlarımız da var..bir kişiyi benimseyip onunla önceden güzel vakit geçirdiyse o kişi hayattaki en değerli şeylerden oluyor.herşeyini paylaşıyor,sohbetleri anlaşılır oluyor
ama gelgelelim ilk defa gördüğü yada beklemedği anda gördüğü biri olursa ,heleki önceden ona bir şekilde kızdıysa yandık.şöyle 15 m yakınına yaklaşmasın mümkünse,eşyasına dokunmasın,onunla tek kelime etmesin,yiğite dokunmak gibi bir hataya düşerse ben acırım ona..
ne benim sakinleştirmeye çalışmalarım,ne başka bişey yiğiti sakinleştiremez.bizden 1 km uzağa gidene kadar bağırır,ağlar ve kovar o kişiyi.aynı havayı solumayacaklar yani..
işte tamda bu sebepten dolayı kreşe gitmesini istiyorum,zorlanacağını biliyorum ama bir şekilde alışması lazım.
birinden hoşlanmayabilir ama bu onu bu kadar rahatsız edecek şekilde olmamalı,beni rahatsız edecek şeklilde olmamalı,gözrmezden gelemiyor.
bugün konuştuğum bir öğretmen çocukların en zor döneminin 3 yaş olduğunu söyledi.kendilerinin tam analamıyla farkına vardıkları,kimi nasıl kullanacaklarını anladıkları dönemmiş.inatlaşmanın tavan yaptığı bir dönemmiş.dikkatini başka yöne çek dedi bana.çeklimesini istemiyor yiğit.o an sinir geçiriyorsa hepsini yaşamak istiyor.en üst düzeyde yaşamak hatta.
bize çok kızıyor.

babası dışarı çıkarken (yiğit gitmek isterse )onu götürmediğinde _defol baba defol diyor.
ben kesin dille hayır dediğim zamnalar_çok sinirlendim anne sana git burdan
_seni görmek istemiyorum,çok kötü burası gitt gitt diyebiliyor.
bunları söylerken dudaklar bükülüyor,saniyesine içlenmiş bir hali oluyor,ses boğuklaşıyor.....

işte böyle.başka bir problemimiz yok şuan.
bir hastalık dönemi geçirdik.ne olduğunu anlamadım.denizden mi üşüttü,havuzdan mikrop mu kaptı bilmiyorum.
burnundan 1 hafta kadar kanlı -koyu sümük aktı geceleri,öksürdü,boğazı dolu gibi ama acımadığını söylüyor,gece uyumadı.sadece bir gece ateşimiz oldu ve bu huy peydahlandı..
geçer diyorum ama bu yabancılara böyle davranma hali bende son nokta oldu.bir şeklilde düzeltmem lazım.zamana bırakamam.
daha çok şikayet gibi değilde artık çözmem gereken bişey gibi görür oldum.zor anne babanın,zor çocuğu diyorum içimden ben yiğite...