18 Eylül 2011 Pazar

15. hafta da bitti

kaldı 169 gün doğuma:)) üff ne çok gün ya.bundan sonrası karnımın büyümesi demek ve 169 gün koca göbüş demek.belki sezeryan diye erken olur bir 10 gün de:)

aynı yiğitte ki gibi hala bulantılarım son gaz.yiğitte çalıştığım için ve ilk aylar kışa geldiği için paso uyuyordum ve bişey anlamamışım demekki..
bunda ise uyku çok az, jet hızında bir oğlan var evde ve bulantılar kusmaya kadar gidiyor.
karnım çok az çıktı.sivrilmeye başladı.
3 eylül 2011 de doktor kontrolünde çok güzeldi herşey.el ve ayak parmaklarını saydık,burun kemiği boyu beyin ve diğer organ gelişimlerini çok iyi bulmuştu doktor.ense kalınlığı ölçümleri filan yapıldı ve 5 eylülde de 2 li taramamızı yapmıştık.sonucu bugün alacağız..  cinsiyetimi? doktor bişey söyledi ama kesin diyemedi çünkü bizim bücür bacağını kilitledi sonra iyi bakamadı yani.ama %70 bişey var.cuma kesinleşince hemen yazacağım ..

23 eylül de yine bir kontrolümüz var.3 lü taramayı yapacağız,usg ye gireceğim ve tahlillerim yapılacak yine..
tsh düşmüş baya.ama ilaç kullanmayı bıraktım.yani bitti ilaç daha doğrusu devam edecekmiyim bilmiyorum.bu kontolde belli olacak..

henüz kilo almadım diyordum ama 1 kilo almışım sanırım bu sabah itibariyle.yürüyüşlere sıkı başlamam lazım.kendimi hantal hissediyorum.geçen başlamıştım ama annemler geldi ve erteleyince bidaha gidesim gelmedi.en fazla 10 kşloyla bitirmem lazım bu gebeliği .daha fazlası beni fazlasıyla kötü yapar.
''düşünmezsen birincide ağlarsın ikincide'' özlü sözümü kendime armağan ediyorum.

hafta sonu annemlerdeydik.çok güzel 2 gün geçirdik.annem etli,tavuklu yemekler yaptı bize.hamile kızım bunları yapamıyordur yesin diye ,ama yiyemediğimi ve hala tiksiniğimi düşünemedi galiba.bende hafta sonunu aç geçirdim yani.sadece kızılcık yedim gene tabak tabak.sonrada o kızılcıklar beni yedi tabi ama orası ayrı:))
fotoları bidahaki posta..

13 Eylül 2011 Salı

ilk okul günü.....

13.09.2011.hamdullah suphi tanrıöver anaokulu

bugün ilk günümüzdü.
dün veli toplantısı yaptılar.ihtiyaç listesi,servis güzergahları ,merak ettiklerimiz gibi şeyler paylaşıldı.çok kalabalıktı.ve herkes çocuklarıyla gelmişti.ben arıza çıkacağını bildiğimden yiğiti götürmedim.
o kadar çok ihtiyaç listesi verildiki.en az 250 tl eder yani.bir kadın itiraz etti bu ne böyle diye.örneğin 400 plastik bardak,12 kutu markası belirtilen pastel boya...banada çok geldi bir bakacağız..aslında bu malzemeler için devlete ödenek veriliyormuş.tamam bizde bişeyler vereceğiz ama çok abartı şeyler var.3 makas.2 top fotokopi kağıdı,2 top renkli A4 kağıt filan.ve hepsinin markası var.aklıma gelmiyor şimdi yazsam şaşarsınız.NNeyse...

bugün sabah 9:30 da gittik okul kapısına.yiğit daha okulu görünce yırtmaya başladı .attı kapısında daha kendini.ben kağıt vereceğiz diye soktum içeri.zırıldayarak gittik yani.ilk okul günümüz böyle.
sınıfını biliyorum diye girdik .bütün çocuklar yere oturmuş oyun oynuyorlar.aileler de var içeride.sandalyelerde oturuyorlar.dünden tanıştığımız hanım grupla otuduk bizde.

kamyon-kepçe bişeyler buldu yiğitte kendine.sök tak cinsinden oyuncaklarla oynadı.sonra bebek puseti buldu.oynadı biraz.sonra boya yapacağız dendi.oyuncaklar toplandı.ve  yiğit cinsinden 2 tane kuduruk çocuk kendilerini gösterdiler hemen.VE koca bir tesadüf ki o çocuğun biriyle yanyana düştük.çocuk boyaları topluyor önüne.vermiyor kimseye.yiğit dururmu.almaya çalışıyor.bir kavga edildi.ayırdık.karalamaya devam..
az sonra o çocuk bişeyden gene arıza çıkardı yiğit katıldı.kalktık ordan oyuncaklara geçtik biz.o çocuk başkalarıyla devam etti krizlere .annesi sakinleştirmeye çalışıyor.

ve bu 2-3 çocuktan gerisi çok iyiydi biliyormusunuz.
ben çok fazla merak ediyorum ne meselesi bu iş.
nasıl böyle çocuklar yetiştirilir.ellerine ne verilirse onunla oynuyorlar.1 defa söylenince yapıyorlar.istediklerini sakince söylüyorlar,istedikleri olmayınca ses yok.23 çocuktan 20 tanesi böyleydi.acaba ben nerde yanlış yapıyorum.resimler bittikten sonra herkes sırayla resimleri öğretmene veriyor asılması için.nasıl sakinler anlatamam.hiç kriz yaşamayan çocuklar gibi.annesiyle göz temesı kurmuyorlar bile ki benim gibi peşinde durmak bir yana.

aslında çocuğumu fazlaca hareketli olduğu konusunu kabul ettiğimi düşünüyordum.ama daha tam kabul edememişim galiba.başkasının çocuğuyla kıyaslamamayı öğrendim,kimsenin surat ifadesini görmemeyi-bakmamayı öğrendim diyordum ama daha öğrenenmişim.bunu anladım.en az hasarla atlatacağız umarım.bu hafta götüreceğim haftaya götürmeyeceğiz.şu kreş olayı rayına otursun istiyorum hemen....


8 Eylül 2011 Perşembe

iskender

  almıştım ve okuyayım diyordum bir süredir ama malum bulantılardan filan pek vakit bulamamıştım.bir kaç gün önce uykusuzluklar dolayısıyla okumaya başladım ve bitirdim.

açıkçası pek beğenmedim.fazlaca rastlantılar ve gerçekten uzak şeyler var.çok kolay okunan bir kitap tamam ama bazı yerlerinin de bu kadar uçuk  olmasına tahammül edemedim.

fantastik ve rastlantısal konuları olan,şaşırtmalı kitapları severim,fakat bir türk romanında biraz kaçmış bu sınır.

bir solukta bitirdim..
benim okuyasım gelmiş heralde.

4 Eylül 2011 Pazar

abuk subuk hallerimiz:)


geçenlerde çok yakın bir akrabamızın sünnet düğününe gittik.yiğitle evden aşağı inmek bile bir olayken düşünün bir düğüne gitmek nasıldır.üstelik bişey yemek istemedi evde beyimiz ve aç gitti oraya.salon küçücüktü ve acaip gürültülüydü.biz salonun asma katına çıktık daha serin diye.
aman allahım yiğit dururmu???
neler yaptı.önce gelen pasta ve kolayı döktü masaya.sonra dolaşmaya başladı.masa örtülerini topladı.kafasına geçirdi.düştü defalarca.
ve en son bu görüntü oluştu.kardeşim çekmiş ben peşinde koştururken.masa örtüsünün birini asma kattan sallandırdı.yani manyadı hepten:))


herkes havuzunun içine girip yüzmek için kullanırken benim paşa oğlum antika bisikletimizi yıkamak için kullanır bu mereti.sabahtan akşama kadar o bisikleti yıkadı o gün biliyormusunuz?
bisiklet gıcır oldu orası ayrı:))))


e oğlu manyar da anası manyamazmı???
bayramın 1. günü ve sabah balkonda yatarken hafif serinlediğimi hissediyorum ve kafama sular gelmeye başlıyor.aaaa o da ne.yağmur yağıyor.hemde bayram sabahı.sevindirik olmakla birlikte gözüm çapaklı fotoğraf makinesini arıyorum ve envai çeşit fotoğraf ve video çekiyorum.hatta herkesi uandırıp yağmur yağıyor diye bilgilendiriyorum.
sonra da balkonda oturup bir güzel ıslanıyorum


sonu yine yiğitle yapayım.
bugün yiğiti odasında öğlen uykusuna yatırdım.ve hiç ses çıkmıyor.bende uyuyacağım diye odasına bir minder atmıştım ama telefon çaldı ve ben uyuyamadım.
bir ara bakayım bir çocuğuma diye kalkıyorum ve yiğiti göremiyorum yatağında.amanınn.içim bir hoş oluyor göremiyorum yiğiti.sonra gözüme çarpıyor.bir yastık alıp balkona gidip yatmış kuzum yaa.sıcakladı demek.
gülüyorum içimden bolca.ve fotoğraf makineme sarılıyorum:)

2 Eylül 2011 Cuma

37. aylık yiğit



ve 37 ay bitti birlikte.harika bir 37 ay:)
12. eylül de okula başlıyor.daha önceden deneyimli olduğumuzdan kolay olacak diye düşünüyorum fakat tam terside olabilir.her okul lafı duyunca anne ben okula gitmicem diyor.tamam diyorum yada cevapsı kalıyorum.geçen dosya vermek için uğradım ve hemen koşturdu içeri.hemen oyuncaklara daldı.gitme zamanı deyince kabul etmedi ve yerlere yattı.anlatınca dinlemedi.inatlaştı.ve danışmadaki kadının ağzı açık kaldı.
devlet kreşleriyle ilgili aklımda sorular takılı kaldı.bu başka bir postun konusu olsun..

yiği hala kural tanımaz bir çocuk.hala ihtiyaçları herşeyden önce karşılansın istiyor.beklemeyi tam öğrenemedi..örneğin su istiyorya.bin kere arka arkaya söyleyebilir.tamam tatlımn kalkıyorum desem bile hala su verirmisin diye tekrarlıyor.mutfağa gittiğimi görse bile tekrarra devam.

oyun oynamak istiyor.oyuna oturunca şakaya vuruyor işi ve asıl amacından sapıp alakasız laflar söyleyip gülüyor.araba oynuyoruz.kaza yapıyor,yada arabaı fırlatıp kahkahalarla gülüyor.
puzzel yapamıyoruz,sıkılıyor hemen.odaklanamıyor bişeye bu günlerde.
meraklı minik kartlarıyla oynuyoruz,sıkılıp başka kartlara geçmek istiyor.yani kesinlikle yönlendiremiyorum.

dağıtma huyu başladı.eskiden toplayalım deyince toplardı,yada birlikte toplardık.şimdi sen topla,ben toplamam gibi lagflar ediyor.başka oyuna geçeceksek dağıttıklarımızı toplayalım deyince kenara savurup yer açıyor.

aslında ben 3 yaş tan çok şey beklemiştim.biraz uyum gösterir.nerde nasıl davranacağını bilir,uyarınca bari yapar diye umuyordum fakat tam tersi oldu.bir restorana gidince peçeteleri bururturur.çatalları yere atabilir,tuz-biberi döker.oyalamak mümkün değil eğer bişey yemiyorsa o an.
geçen ekmek yiyordu ve ekmeği yere attı.sert uyardım ama nafile.buna gülüyor kahkahalarla.hiç korkutma yoluna gitmemiş olmama kızıyorum aslında.şimdi korkutsam bişeyle asla korkmaz çünkü.
yani hala zor bir çocuk.

ama başka çocuklarla oynamak istiyor.kendi gibi kudurabileceği kişilerle özellikle .saatlerce oynayabilir.başka bir çocuğa uyum sağlayabiliyor.ama çocuğa şunu yapalım diye önermede bulunduğunda yok eğer yapmazsa zorluyor çocuu,dahada yapmaz ve ya anlamazsa sert çıkıyor yine.vurmuyor evet ama bağırıyor.

avm lerde hala deli gibi koşuyor,hiç el ele yürüyemedik.hala az uzun gelse yol kucakla diyor.
hala ağzına herşeyi sokuşturuyor.ve hastalanmaya feci halde açık.

ve yeni huyumuz.balkondan eline ne geçerse aşağı atıyor.havuzu var balkonda ve birsürü plastik oyuncak ta sepette balkonda duruyor.hepsini aşağı atmış geçende.babasıyla gidip topladılar.boş damacana atmış.su şişesini bitirip doğru balkona koşuyor.sert dille uyarsam bile.birinin kafasına düşer,başka çocuklar götürür desem bile.

çişini ayakta yapmak istiyor.kreşte ayakta yaptırmışlar minik klozetlere ve hala aynı yapmak istiyor.ama dışardaysakta aynı.sitede çimlere, kener köşelere,ağaç diplerine yaptığımız oluyor.ve an ufak ayağına sıçrarsa vay halimize.hemen eve gelip temizlenmemiz gerekiyor.

yemeklerde hala seçici.sadece pilav ve makarnayla beslendiği günler oluyor.midem malum benim.hergün yemek pişirmek ağır gelsede burnumu tıkayıp pşiriyorum .ama beyimiz yemiyor.aç yaşadığı günlerde fazlaca.kahvaltıda yine yağda yumurta revaçta.başka bişey yok.sucuklu yumurta da açık ara önde.domatesmiş,salatalıkmış,peynirmiş hayatta bakmaz yüzlerine.napalım.12 eylülü iple çekiyorum valla ne yalan söyleyeyim:)

eşim yıllık izinde ve bolca takılıyorlar allahtan.öğlen uykularını bazen birlikte uyuyorlar.işime geliyor.hiç görmemişim ki başkasının ilgilenmesini.aslında değişikte bişey:)
kavga edip geliyorlar dışardan.yiğit gene kzımış bişeylere.sağolsun eşimde alttan almayı bilmez.çocuktur demez.oda itişir en çocuksu hallerden biriyle.

bolca pipiyle oynanıyor bugünlerde.hatta geçen kuafördeki çırak kıza göstermiş.valla napcaz bilmiyorum.
anne senin pipin varmı sorusuyla karşılaştım.ama iyi kotardım.ben kızım,kızların pipisi olmaz,erkekelrin olur diyerek.babasının,kendinin,dedesinin pipisi var. birde yetzesinin pipisi olduğuna beni ikna etmeye uğraşıyor bolca.yok desekte:)gamze de erkek çünkü diyor:)


29 Ağustos 2011 Pazartesi

12.haftamız bitti

ah nasılda hızlı geçiyor günler.bulantılarımda az olsa hepten hissettirmeyecek kendini bu yeni yavru..

dün sabah ilk defa çıkarttım.sabah kalkınca biraz su içtim ve hoop başladım bulanmaya.banyoya zor attım kendimi.içmediğim kadar su çıkarttım.ilk defa oldu.aslında sabah bulantım olmuyor pek.folikasidi içince başlıyor.malum birde guatır hapı içiyorum aç karnına.
akşam olur benim bulantım.sabaha kadar dolanıyorum evin içinde.

bolca turşu yiyorum.hatta soğanlı salata yapıyorum.ikisini yiyorum.asitli bebek olacak galiba.iştahım yavaşça açılmaya başladı.bide kendim yapmasam yemekleri ne kadar yerim allah bilir:)
herzamanki gibi mutfaktan nefret ediyorum.hamilelikte 10 kat daha arttı.malesef bir yardım edenim,önüme bir tas çorba koyanım olmadı hiç..benim hiç dışarıdan-havadan gelen yemeğim olmadı.:)

karnım belirginleşti.hamile olduğumu bilmeyen biri bilmez-görmez .göbüşü var der.ama bilenler hemen çıkmış diyor.
allahtan hala hiç kilo almadım.ama o potansiyel kat be kat var.
her öğünü başkası yapsa 2 ayda 15 kilo alırım.o kadar pisboğazım yani.

sanki ufaktan hissediyorum kıpırdanışını,yaklaşık iki hafta önce hissettim gece 04:30 larda ama inanasım gelmedi.zira yiğit 4. ayını doldurduğunda hissettirmişti kendini.yiğitteki ilk hareketi hissettim işte ilk iki hafta önce.barsak hareketimiydi bilemiyorum ama kıpraşığın biri olacak galiba bu kuzu.
yiğit tembeldi.sonradan çıktı acısı halende çekiyorum ama olsun.belki bu şimdiden kıpraşık sonrada uslu olur:)ümit ediyorum.yani yiğitin tıpkısından bitane daha olursa beni bakırköyden ziyaret edebilirsiniz:)

ilk tahlillerimi 19 temmuz 2011de yaptırmıştım.üstünden baya geçti.4 ağustos 20011 de de ilk ultrasonuma girdim.gayet iyiydi herşey.
bir sonraki kontrolüm 6 eylül 2011 salı olacak kısmetse.2 li taramamızı ve 2. usg mizi yapacağız.nasıl oldu büyüdümü heyecenlıyım tabi.. birde nerdeyse 3,5 aylık olmuş olacak.cinsiyetinide gösterir belki bize:)

ne istediğime gelince;tabi önce sağlıklı bir bebek istiyorum.sonrası ise karışık....
tyiğit için erkek olsun diyorum.çünkü 3 yaş aralığı fena değil.birkaçyıl sonra arkadaş olurlar,oyun oynarlar diyorum..
bir taraftan da kızım olsun,o duyguyu da tadayım diyorum.başka çocuk istemediğim için her iki duyguyu da tatmak hayatta hiç hevesim kalmamasını isterim her zaman..bakalım neler olacak...

kısaca doktor işinden de bahsedeyim.yiğite hamileliğimde devlet hastanesinde çalışan ve özel muayenehanesi olan bir doktora gitmiştim.her ay düzenli gittim ve doktorum beni sezeryana yönlendirdi.aslında 40. haftayı doldurduk ve bebek gelmiyordu.ben kalça ağrıları çektiğim için ve tecrübesiz olduğumdan,yönlendirmeye ihtiyaç duydum ve ilk yönede gittim.sebepsiz sezeryanı seçtim.ama anesteziden uyanırken çok ağrım oldu.sebepsiz çok ağladım.ilk gün sütüm gelmedi.
bu sefer üniversite hastanesine gideceğim ve epidural sezeryan istiyorum.inşallah iyi olur burda herşey.doktor gezmeyi sevmem hiçbirzaman ama denemekte fayda var.o anı yaşamak istiyorum diye normal istemiştim ama olmadı.bari böyle yaşayayım değilmi?

bu arada yiğite söylememe taraftarıydım bir 5 aylık olana kadar ama mide bulantılarımın beni iyice rahatsız etmesi ,koşup karnıma atlamaması gerektiğini anlaması için biraz ucundan söylemek istedim.
şimdi diyorki;
 ''benim karnımda kim var de bana''  diyor...soruyorum bende
cevap;pis çocuk
cevap; kardeş:)))))kardeşi gururla söylüyor.
aslında kardeşi olacağını tam idrak edebilmiş değil.laf olsun durumları var şimdilik.ama ucundan bildirdik....

25 Ağustos 2011 Perşembe

''ben neeeerde yanlış yaptım''

bu yazım klasik çocuğunu şikayet eden bir ayşe postu olacak baştan söyleyeyim:)

yavrumun 15 gün önce sol gözü kızarmaya başladı.bilgisayarla oynadığı için filan sandım.giderek kızardı.arkadaşının parmağı gözüne kaçtığında aldığım damlayı kullanmaya başladım ama nasıl? yiğit feryat figan damlattırmıyor.eli kolu tutuluyor öyle damlatılıyor.ağlamayla çıkıyordur zaten.göz giderek kötüleşti üstünde beyaz bir sıvı durdu kaldı.eşimin vakti yok doktora götürmeye.3 gün hiç görmedik adamı.hiç.
neyse dün dünya göz hastanesine gittik.çocuklara bakan doktor doluymuş.bugüne randevu aldık.birkaç gün öncede sağ gözüne geçti kızarıklık.1,5 yaşlarında da olmuştu aynısı.ben güneşten diyordum kendimce.hassas çocuk bu.(yaptıklarının yanında bir de bedeni hassas çok yaa.nasıl tezatlık bu)

neyse biz bir solukta girdik hastaneden.işlemi yaptırıp çıktık yukarı doktora.beklemeye başladık.allahım ne kadar rahat koltukları var öyle.ne kadar güzel temiz havası.beni bıraksalar akşama uyusam orda.(çocuksuz)

VEE başladı bizim yavrumuz gösteriye.yükses sesle şarkı başladı girişten.ses etmedik olabilirdi.sonra yavaştan aranmalar başladı.cam kenarındaki demirlere tırmanmaya başladı.düşse 3. kattayız yani.aynı camı yalamaya kalktı.ben ayağa kalkıp nazikçe hayır dedim.bağırarak kaçtı benden.babası gazeteye gömülmüştü o ara.ben sorularına cevap verirken bir anda hasta doldu o kat.ve yiğit te başladı 2. perdeye.sahpaların üstüne çıkmaya..hayır dedikçe kahkahalarla gülüyor.gel çantamda ne var deyip bişey anlatacağım yok.broşürleri yerlere atıyor yok yırtıyor.bunları yaparkende feci gürültü var.yani doktor işini yapsada kurtulsak diyor o an herkes.aynı benim gibi.görevli kızlar bakıyor.e uyarsalar bile yapacak bişey yok gerçekten.sert uyarınca daha fena olduğunu eşim dahi kestiremedi daha.
bu gibi hareketlerin daha niceleri olduktan sonra nihayet doktor içeri çağırdı.göz doktorundayız.birsürü ıvır zıvır aletli  oda.hemen masaya saldırdı.kolunu tutacak ol kendini hepten yere salıyor ve asla laf dinlemiyor.bir ara babası sert çıktı dışarıda 'öküz müsün nesin sen baba'diyen feryadını hastane duydu.gülüşmeler de cabası.eşime baktım hiç gülmüyor.)

dışarıda sert çıkan babaya siniri geçmedi ya.doktorun odasında birinin kucağına oturması gerek.babasına ''sen defol'' buyurdu bir.doktor ''aa babaya öyle söylenmez ''demesine karşın''bir zılgıtta doktor yedi:).
kanmıyorda.
neyse resimler göstermeye başladı.araba,çiçek,ev.en küçüğünden büyüğüne hepsini bildi.tek göz kapadık onlarda da bildi.
başka aletlerle baktı sonrasında da.10 ar dk aralıklarla damla damlatılacak 3 defa.sonrasında 45 dk beklenecek.
allahım bu bize ve kendilerine yapılacak en kötü şeydi.ama henüz haberleri yoktu.

birinci damla damlatıldı tükürükler ve ağlamalar arasında.yavrum gerçekten sevmiyor bu damla işini.''damya istemiyommm'' içim acıyor.o arada sakinleşti biraz derken tuvalete götürdüm.çöp kutularına bayıldı yiğit.minik düğmesine basınca lank diye açılan kapalı bişey.ve açıp kapatmayla yarım saat uğraştık.bozmaya ramak kala oturduk.2. damla geldi.aynı işlem yine oldu.bu sefer de su sebilinden su doldurup içmece.herkese su ikram etti.eşim artık midesinde yer kalmayıncaya içti.
gitti gitti doldurdu..bu arada başka çocuklarda var bekleyen.hem bir değil iki değil.üç çocuklu insanlar.bir kıpırdasalarya ya.çakılmış şekilde hepsi oturuyor.ve kimsenin gözü ayrılmadan,kırpılmadan biz izleniyoruz.tv de luli açalım diye tutturuyor.
3. damladan sonra koptu zaten.eşimin sabrı taştı.kolunu sertçe tuttu ve biraz dur oğlum.gidicez az sonra demesiyle kendini yere attı ve 1 saat onun için ağladı.((hala küs bunun için biliyormusunuz))
aşağıda oyun salonu varmış.oraya gittik.oynadı biraz neyseki.ve BAM.kakası geldi.tuvalet ardık.klozet o kadar büyükki.zannedersin oraya yapanların poposunun çapı ikili koltuk kadar.ben çöktüm yanına ve ben seni tutarım tatlım.dedim.neyseki güvenir elimi sıkı sıkı tuttu hatta sarıldık ve oturmaya devam etti.ama ben öldüm bu arada.kokudan az kaldı ölüyordum.zaten altüst olan miden eridi sandım.artık bir midem kalmadı.kaçtı biyerlerime:)o satten beri bişey yiyemedim.
o da bitti.biraz daha peçete attık çöpe.yukarıdaki uslu çocuklarada geldi.oyun parkına.oynadılar.biri henüz 2 yaşında filan sürekli arıza çıkardı.ama nasıl arıza.kurban olunur onun arızasına.saniyesine biten arızalar.kadın bakmıyor bile çocuklara.yiğit azdırdı dakikasına tabi onlarıda.

ama yiğitin şöyle bişeyi varki,ne kadar huysuz olsun,arızanın kralı da olsa sevdiriyor kendini.büyük küçük hep bayılarak ayrılıyorlar birbirlerinden.yaptığı hallerin yanında herkes evet zor çocuk ama çok sevdik yiğiti diyerek ayrılıyoruz.
ha ben kabul ettim artık çocuğumu böyle.yanlış anlaşılmasın.ama ben hamileyim ve daha zorlanıyorum.bu yazıyı da unutmayayım diye yazıyorum.ileride göstereceğim kendisine.''ben anayım yavrım'' ''bak senin için ne hallere düşmüşüm'' diyeceğim:))))
sonra yukarı çıktık yine ve bekledik .aynı haller tekrarlandı.doktorun odasında babasının yaptığı şikayet edildi ve küslüğü devam.damlalar gözünü iki misli daha kızarttı ve -güneşe az çıksın.güneş gözlüğü taksın- dedi doktor.e sana verelim bu çocuğu da oyala o zaman diyesim geldi:)

burcu ne dedi doktor.aslan deyince güldü şöyle bir.e siz şimdi şikayet etmeyin sakın.18 yaşına gelince vah halinize dedi yaaa.delimidir nedir.ben daha seneyi düşünemezken adam 18 i düşün dedi yaa.ben kesin ya sabır taşı olurum o zamana.yada ölür giderim böyle devam edecekse.uslanır,nerde ne yapacağını giderek öğrenir diyeceğine.bak bak neler dedide beni kara kuyulara attı adam.
çıktık alnımızın akıyla.eşimle birbirimize baktık ve 1 yaş yaşlanmıştık.birbirimize çocuğumuzu şikayet edecek laf bulamadık.keşke biraz kolay çocuk olsaydı dedi eşim.sanki demin ölmek isteyen ben değilmişim gibi.böyle bizim çocuğumuz kabul edelim dedim.hahahah meth de edeim mat da:))çocuk benim değilmi.

giderken bütün hosteslere öpücük yolladı.doktora görüşürüz yine dedi.''çikoyata vaamı sende'' dedi.3 napolyonu kaptı.ışıklı kalemi verdi adam.güvenlik güzel bir bloknot verdi.allahım kovulmalık olduk ve hala böyle ayrılıyor...işte sevilen çocuk yiğit:))))şeytan tüyü var benim çocuğumda büyük ihtimal

bize sadece o saatleri aşacak sabır ver allahım.nihayetinde ona kızmadığım zaman bende kendimi iyi hissediyorum.o zaten demin o hareketleri yapan biri değilmiş gibi munis oluyor.alan veren memmun görünürken bize sadece sabırlı olmak kalıyor .bazı umursamaz insanları görünce hep takip ediyorum gözümle bişey kapabilirmiyim diye.kaptım tabi çoğu şey.annem babam sen ne olmuşsun diyor.kızmadan sabırla anlatıyorum.çok kızılacak şeyde bir gözümle oturtuyorum.araya giren bir parazit tüm günü mahfediyor.onlar tecrübesiz napalım....