5 Ekim 2011 Çarşamba

çocuk kavgası

şimdi yiğitin okulundan geldim,sıcak sıcak yazayım...
yiğit 3 gün önce eve geldiğinde alnını gördüm.yanlardan birer tane ve ortasından bir tane omak üzere 3 yer mosmor ve şişmiş vaziyetteydi.yiğite sorduğumda '' geçti geçti bişey olmaz anne'' dedi.tabi nasıl acımıştır ki mosmor olmuş ve de şişmiş ..hemen öğretmenini aradım.Caner diye bir çocukla kavga ediyormuş yiğit bolca.yiğit oynamak isterken  çocuk yiğite vuruyor ve yiğitte ona vuruyor ve boğuşmaya başlıyorlarmış.öğretmen ayırıp konuşunca tamam bidaha yapmıcaz deyip canciğer kuzu sarması olduktan sonra 10 dk sonra aynı manzara yaşanıyormuş....

şimdi çocuğu hiç görmemiştim ben.ama yiğit her gün biryeri mor,çizik gelince Emel hanıma nedir nasıl çocuktur dedim.aslında iyi ama yiğite her dokunması vurma gibi dedi.yiğit canı acımasından nefret eder.hemen tepkisini koyar.caner in en ufak can acıtmasıda yiğitin de karşılığını vermesiyle sonuçlanıyor tabi...

**bugün kardeşimle sabah kalktık ve kahvaltı yaptık.attık kendimizi sokağa.gezdik,yürüdük alışveriş yaptık.eve geri dönerken yolda öğretmeni aradı.çekinerek yiğitin gözünün önünün çizildiğini,morardığını söyledi.kim yapmış,nasıl olmuş? tabiki Caner...
isterseniz bir gelin okula dedi.canerin de babasını çağırmış..

gittim emel hanımla koridorda konuştuk ve sonuç:Canerin sorununun ne olduğunu çözmüşler
çok yoğun çalışan bir anne-babanın çocuğu.dönüşümlü annane,babanne,teyze bakmış. ve bakarken de hep sıkıştırarak canını acıtarak sevmişler çocuğu.ilgi az anne-babayı görme az..canere göre birini sevmek canını yakmak  emel hanıma göre.
e caner yiğitin canını yakıyor,yanağını sıkıyor,kolunu çimdikliyor e yiğit hiç hoşlanmaz canının yanmasından.yiğit te bağırıyor,canımı yakma diye tepki veriyor.caner devam edince yiğitte vuruyor ve al sana savaş meydanı..ama hep yara alan yiğit olmuş şimdiye kadar.

benim çocuk gürültücü ve kendine zarar veriyor çok sinirlerince..caner ise karşısındakine kalıcı zarar verebilir.ailesi kabul etmiş ve daha dikkatli olcaklarmış.konuşacaklar bol bol çocukla.acıtmalı sevmeler bitecek vs..

yiğite görünmeden eve geri geldim.yoksa beni bırakmazdı.yemek saatleriydi tam.kapı kenarından baktım ve kucaklamak-sarılmak  için öldüm bittim resmen.belli ki çok acıkmıştı.hiç enerjisi yoktu.üstünde sabah giydirdiğim uzun kollu üst duruyordu daha  uyardım öğretmeni çıkarın ne olur çok terlemiştir diye..
ha bire dışarı çıkan çocuklar vardı ve hepsi de ağlıyorlardı.çok üzücü yaa.alışma süreleri ne kadar zor.insanın içi kıyılıyor ağlamalarını görünce..

ama ikinci katta tiyatro vardı bugün.çocuklarında içine katıldıkları bir oyundu.kostümlü oyuncular çocukları çok eğlendiriyorlardı.yiğitin de çok hoşuna gitmiştir eminim.

30 Eylül 2011 Cuma

gelen telefonla üzülen/rahatlayan anne

yiğitin anaokulunun rehber öğretmeni iki gün önce beni aradı ve düzenlenecek eğitime davet edildim.daha önce bildirimini almıştım zaten.aile ve çocuk hakkında 10 hafta sürecek bir seminer.uzman kişiler tarafından verilecek ve sonunda bir sertifika da verilecek.çok sevindim ..toplamda 25 anne katılacakmış ve bende katılma fırsatı bulduğumdan sevinmiştim..

ve bugün sabah telefonum çaldı baktım yiğitin sınıf öğretmeni.hemen açtım ve bişeymi oldu dedim.emel hanım yok yok yiğit iyi de ben sizinle konuşmak istiyordum dedi.

direkt konuya girdi.yiğitte evde bazı problemler gördünüzmü dedi.bende herzaman bloğa yazdığım bazı problemlerimizin olduğundan bahsettim.
siz bişeymi gördünüz dedim.yiğitte herzamankinden biraz daha fazla görülen daha  hırçınlık,arkadaşlarına vurma,istemediği bir davranış karşısında kendini hızla yere atıp tepinme,kendine vurma gibi davranışlar gördüğünü söyledi.aynı davranışların akabinde özür dilediğini,davranışından dolayı pişmanlık yaşayıp üzüldüğünü ama aynı davranışı yinelemekten de çekinmediğini dile getirdi.öğretmenine kızıp ''seni sevmiyorum,git burdan'' gibi şeyler de söylediğini, söyledi.
bende bunların hepsini bildiğimi söyledim.
bir hayli de üzüldüm.

ne yapabilirizi konuştuk biraz da.ve okulun rehber öğretmeni Arzu hanımla bir görüşün dedi.aradım Arzu hanımı ve yarım saat sonrası için görüşme ayarladım.gittim
arzu hanımda hamile çok şeker bir hanım.konuşmaya başladık.bilgilerimizi aldı.neleri problem gördüğümüzüden bahsettik.yiğitin öğretmeninin söylediklerini konuştuk

*takıntılı bir şekilde 'baran beni kaldırıma düşürdü'lafını günün her saatinde söylüyormuş.(böyle bir olay yaşamıştık)
*kendinden cılız gördüğü çocuklar başta olmak üzere güçlülere de vurup-kavgaya girişiyormuş
*kurallara uymuyorumuş(yemekhaneye sıra şeklinde gitmek gibi)
*kendini yere atıyormuş
*kendine vuruyormuş
*ağlıyormuş

*uygunsuz davranışı sonrası özür dileyip öğretmene sarılıyormuş
*bidaha yapmayalım dendiğinde''tamam'' demeyi ihmal etmiyormuş
. . . . . .

bunlar zaten benim hep bahsettiğim/şikayet ettiğim davranışlarıydı.ama zaten biliyordum ben bunları,çözümünün nasıl olacağı konusunu ise zamana yaymıştım kendimce...
kreşe gönderdim ki kuralları bir şekilde öğrensin,evde zaten sabır taşıyım ona karşı,bol aktivite yapıyoruz,dışarıda geçiriyoruz zamanımızı,yemek yemezse zorlama yok,sevgi gani zaten.(annem çok sevgiden şımardığını düşünüyor.)
yani ne yapalım konusunda dolaşıp dolaşıp sabır-sevgi-kaliteli zamana çıkıyor her sorunun sonu.

rehber öğretmen aslında iyi yönlerinin fazlaca ağır bastığından bahsetti,izleyecek yiğiti ...
kendince ilgi çekmek istiyordur dedi.
bol sabır gösterilecek.
bir de karakter yapısı böyle olablir dedi.zaten biliyorum ki 100 kişinin içine koysak ta kendini belli edecek bir  çocuk yiğit.gerek hareketliliği,atılganlığı,aklı,huysuzluğu,istekleriyle....ama yinede herşeyin anne babada çözüleceğinden konuştuk.

kardeş geliyor şimdi.ilgi azalacak,belki problem çoğalacak belki tamamen bitecek.hazırlıyorum kendimi bunlara şimdiden..eşimle akşama bir toplantı yapmam lazım.hatta konuşmakla olmaz nasıl olacağını yazılı olarak sunacağım kendisine...
eve biraz rahatlamış olarak döndüm.sonuçta 3 yaş 2 aylık bir erkek çocuğum var.doğalı sadece ve sadece 3 yıl oldu.doğduundan beri sadece ben ilgilendim.doğru yaptığım şeyler yanında yanlışlarımda var.

gelişmeleri yazacağım yine.

27 Eylül 2011 Salı

16.hafta bitti.


16 haftamız bitti.
şimdiye kadar hamile olduğumu bulantılardan biliyordum.günün her saati bulantım vardı.ve ksıklarımda hassasiyet vardı.en ufak şeyde sancıyordu.

fakat 16. haftanın bitmesiyle bulantılar sadece kötü kokulara karşı kaldı.örneğin çöp konteynırı kokusu gerçekten dayanılmaz.kokuyu alınca kesinlikle çıkartabilirim.

bu aya kadar her koku batıyordu.yiğitin her kokusuna bayılırım.terli,ekşimiş...ama çocuğumu yeni yıkıyordum ve o kokusu bile batıyordu bana..makarna ,pilav kokularından nefret ediyordum.ekmek kokusuna dayanamıyordum.eşimin 6 yıldır bayıldığım parfüm kokusu bana çöp gibi kokuyordu.şükür ki geçti sayılır.
ha bulantılar tamamen geçti diyemem.akşamları ara ara kaldı yine.ama yakında bitecek inşallah.

hafif göbüş çıksada resimlerde görüldüğü gibi,hiçbir zaman çöp gibi biri olmadığım için bu göbüş kilo da olabilirdi.yani hamile gibi hissetmiyorum artık kendimi.bulantılar azalınca,kasık ağrıları gidince kuş gibiyim.unutup yiğiti kucaklayarak havaya kaldırdığım oluyor.akşam okuldan geldiğinde servisten kucağıma alarak indiriyorum.temizilik yapıyorum bol bol.halı silkeliyorum.şükür kendimi çok iyi hissediyorum.çok yorulunca,yada yanlış pozisyonda uyumuşsam belim ağrıyor yine.temkinli gitmeliyim yani ileleyen zamanlarda ileri derece bel ağrısı çekmemek için..

yiğit kucağıma oturunca ''anne senin karnında bebek vardı dimi'' diye soruyor.evet tatlım diyorum.bakabilirmiyim diyor.açıyorum göbeğimi ve bebeğin göbek deliğimde olduğunu düşünüyor.karnımın içinde olduğunu anlatıyorum.hıı deyip pek ilgilenmiyor bu konuyla daha sonra.anlamıyor galiba orda nasıl durduğunu.ben anlatıyorum ama ses etmiyor o saniyeden sonra.karnım büyüdükçe daha iyi anlayacak sanırım.

geçen hafta (23.eylül.2011)cinsiyetini öğreneceğim diye seviniyordum.sabah heyecenla gittim hastaneye ama doktor 3 lü tarama için erken bir tarih vermiş bana ve göremedim yavrunun bacak arasını.bakmadı doktor ultrasona.4. ekime kaldı cinsiyet konusu.neyse geç olsun da güç olmasın.gerçekten insan ikinci bebekte daha meraksız oluyor.süreci bildiğimden daha rahatım.

22 Eylül 2011 Perşembe

sınıfı geçtik galiba:)))



bunu diyeceğim günü iple çekiyordum.
eşimi kaç gündür görmeyen oğlum arızaya bağlamıştı artık..nihayet bugün izinliydi okula onu almaya gittik.
ihtiyaç listemizi götürdük hem öğretmenle ilgili sıkıntılarımı müdüre hanıma dile getirecektim kiiii....

okula gittik saat 15:00 gibi.danışman bey velileri içeri almadıklarını söyledi.başka şeyler konuşmak istediğimizi de söyledik cumartesi toplantı varmış.daha iyi oldu böyle.
bari öğretmeniyle konuşsam diyordum ki tamda Emel öğretmen kapıya geldi.çok sevindik eşimle.hemen soru yağmuruna tuttum kadını.yiğit nasıl dedim.

yiğit çok iyi dedi.nasıl gözlemlediğini sordum çocuğumu.
çok hareketli,kolay parlayan bir çocuk fakat ben onunla konuştuğum zaman acaipte söz dinliyor dedi.ben hiç bu kadar söz dinleyen bir çocuk görmedim bu zamana kadar dedi.kulaklarıma inanamamakla birlikte koltuklarım kabardı.eşimin nutku tutuldu.acaba yanlış çocuktanmı bahsediyo diye düşünmüş sonra söylüyor:))))
öğlen uykusuna yatmak istemedi dedi.hatta benimle bunun için kavga etti dedi.
öğlen yemeğinden önce uyumak istemiş.ben araya girip bişeye mi kızmıştı dedim.evet dedi.
sonrasında yine yatmak istememiş.eminimki yatağı beğenmiyor.....yatak sedye yatak ve dar kolayca dönülebilen bişey değil,yumuşak değil.eminim yiğit o yatakta rahat edemediği için yatmak istemiyor.......

bugün çişini kaçırmış.üzüleceğimi sandı galiba öğretmeni ama olabilir deyince rahatladı.yüzü açıldı.
yiğitin bugünlerde ben kendim yapacağım çıkışları var.açamadan kaçırmıştır diye düşündüm.sordum doğruladı yiğit.

yani sizin anlayacağınız yiğit gayet iyi uyum sağlamış yemeklerini güzel yiyormuş,hatta ikinci tabağı istedi bir defa dedi.)  iki gündür karnını tutup acıttılar burayı dedi.söyledim öğretmene üstüne bir çocuk düşmüş dedi.buna nasıl çözüm bulunabilir dedim.bilmiyor.23 kişilik sınıfta tek .yanına yardımcı hanım geliyor ama yetemez eminim o da.

bu arada okulda çalışan herkesin çocukları çabucak ezberlediğini huylarını  çabucak bellediklerini anladım.

yiğitin öğretmeninin geçen hafta yetemeyeceğini düşünmüştüm.pasif gelmişti gözüme.çocuklara hükmedemediğini düşünmüştüm.
bu fikrim nispeten çürüdü.
yiğitin bir ayakkabısı kaybolmuş.yardımcı hanımla ayakkabıyı aramak için gittim içeri ve gayette sözünü dinletebildiğini,sesinin çıktığını gördüm.dinliyorlar üstelik çocuklar.hatta bir şarkı ezberlemiş geldi eve benim oğlan:)
sanki sihirli değnek değmiş gibiydi o zırlayan çocuklara.son derece kurallara uyan veletler gördüm bugün.

içim rahatladı yani..

20 Eylül 2011 Salı

anaokulunda 2. hafta../yiğitte pazartesi sendromu

geçen haftayı saymasam olacak.gezmeye/oyun grubuna gidiyor gibi olmuştu.saba 9:30 dan 11 e kadar oynuyordu okulda ve arızalar çıkıyordu.hatta beni bir gün boyunca bunalım geçirten günler yaşamıştık..bkz

bugün pazartesi ve biliyordum zor olacağını ama bu kadarını beklemiyordum.babasını 3 gündür görmedi.hafta sonu annemlerdeydik .gece işten geldiğinde de yiğit uyuyordu.sabah gördü ve eşim uykudan kolay uyanamadığı için yiğitle ilgilenmedi.ve arızanın bir bölümü daha evde başladı.okula gitmicemler evde tepinmelerle kendini gösterdi.

okulda kapıdan girerken bizi almadılar.bahçede belketmek istediler.ama yiğit kimsenin elinden tutup gitmez ki.vaatlere kanmaz ki.oyuncağın kralını versen yumuşamaz ki.nihayetinde ben biraz soğuk algınlığı geçiriyor diye kapı hosteslerini ikna edip girdim içeri.sınıfta salya sümük ağlayan çocuklar var.öğretmenin bacağına kene gibi yapışmışlar var.sandalyede oturup içli içli ağlayan,kendi sümüğünü silen çocuklar var.beni anneme götür diye yalvaran var.
peki benimki:)
benimki ise kendi yere atıp eline geçirdiği oyuncağı etrafa atan cinsten.yanına yaklaşana tekme savuran.10 kaplan gücü gelse yerden havaya kaldırılamayacak bir çocuk cinsi.(böyle bir çocuk cinsi ile yeni karşılaşıyor olabilirsiniz bu arada)
biraz kandırır gibi oldum dışarı çıktım ama 5 dk sonra kapıdan geri çağırıldım çünkü onu ikna etmeye çalışanlara bir lama gibi tükürüyor.anne geliyor uyarılarını dinlemeden kendini yere uzatmış tepiniyor.biri boğuyor sanırısınız sesini duysanız zaten..

valla bu kadar zor olacağını düşünmüyordum.ama okulda yaklaşık 300-350 öğrenciden en zoru benimki sanırım.bunu noter tastikli yaptırmak isterdim.--zira içinizde inanmayanlar olabilir--hatta bunu kayıt altına almazsam ben bile ''benim çocuğum usluydu'' diyebilirim ileride.o sebeple en doğru şekliyle yazıyorum buraya.......

sonra yine dışarı çıktım ve eşim geldi.onunla laflarken eşimin telefonu çaldı ve beni hemen içeriden çağırıyorlar.koştum gittim.yemekhanede bıraktığım masada oturuyor.sabah ben karnını tıka basa doldurduğumdan aç değil.oturmuş ağlıyor.anladımki beni yanlışlıkla aramışlar.yiğit sessizce ağlıyordu.eşimde geldi yanıma.kenardan görünmeden bakıyordukki eşimi gördü birden yiğit.allahım o nasıl bir feryat.yerde yuvarlanıyor.müdür kadın gördü ve bir rahatsızlığımı var dedi.nöbet geçiriyor sandı zaar bizim veleti.bilimiyorki en ufak şeyde böyle benim çocuğum........

sonra ikna ettim ve sınıfına gittik.çiş yaptıdım ve babanla ben tuvalete gideceğiz ve sonra geleceğiz dedim.ve kaçtık ordan..eve gelince öğretmenini aradım.herşey yolunda dedi.

bu öğlen uyumayacaklarmış.hepsi salya sümük ağlıyor.düzen sıfır sınıftan kaçıyorlar.birbirlerine vuruyorlar.

ve en önemlisi de öğretmenleri.bu yıl yeni gelmiş ve daha önce büyük yaş grubunun öğretmeniymiş.ilk defa 2008 lilere bakacakmış.inanılmaz sakin.konuşurken bile sesini duymuyorum.çocukları yönlendiremiyor.onların sesini bastıramıyor.bir araya toplayamıyor,dikkatlerini çekemiyor.birazcık daha baskın çıkmalı.
bu yıl işimiz var galiba....

18 Eylül 2011 Pazar

15. hafta da bitti

kaldı 169 gün doğuma:)) üff ne çok gün ya.bundan sonrası karnımın büyümesi demek ve 169 gün koca göbüş demek.belki sezeryan diye erken olur bir 10 gün de:)

aynı yiğitte ki gibi hala bulantılarım son gaz.yiğitte çalıştığım için ve ilk aylar kışa geldiği için paso uyuyordum ve bişey anlamamışım demekki..
bunda ise uyku çok az, jet hızında bir oğlan var evde ve bulantılar kusmaya kadar gidiyor.
karnım çok az çıktı.sivrilmeye başladı.
3 eylül 2011 de doktor kontrolünde çok güzeldi herşey.el ve ayak parmaklarını saydık,burun kemiği boyu beyin ve diğer organ gelişimlerini çok iyi bulmuştu doktor.ense kalınlığı ölçümleri filan yapıldı ve 5 eylülde de 2 li taramamızı yapmıştık.sonucu bugün alacağız..  cinsiyetimi? doktor bişey söyledi ama kesin diyemedi çünkü bizim bücür bacağını kilitledi sonra iyi bakamadı yani.ama %70 bişey var.cuma kesinleşince hemen yazacağım ..

23 eylül de yine bir kontrolümüz var.3 lü taramayı yapacağız,usg ye gireceğim ve tahlillerim yapılacak yine..
tsh düşmüş baya.ama ilaç kullanmayı bıraktım.yani bitti ilaç daha doğrusu devam edecekmiyim bilmiyorum.bu kontolde belli olacak..

henüz kilo almadım diyordum ama 1 kilo almışım sanırım bu sabah itibariyle.yürüyüşlere sıkı başlamam lazım.kendimi hantal hissediyorum.geçen başlamıştım ama annemler geldi ve erteleyince bidaha gidesim gelmedi.en fazla 10 kşloyla bitirmem lazım bu gebeliği .daha fazlası beni fazlasıyla kötü yapar.
''düşünmezsen birincide ağlarsın ikincide'' özlü sözümü kendime armağan ediyorum.

hafta sonu annemlerdeydik.çok güzel 2 gün geçirdik.annem etli,tavuklu yemekler yaptı bize.hamile kızım bunları yapamıyordur yesin diye ,ama yiyemediğimi ve hala tiksiniğimi düşünemedi galiba.bende hafta sonunu aç geçirdim yani.sadece kızılcık yedim gene tabak tabak.sonrada o kızılcıklar beni yedi tabi ama orası ayrı:))
fotoları bidahaki posta..

13 Eylül 2011 Salı

ilk okul günü.....

13.09.2011.hamdullah suphi tanrıöver anaokulu

bugün ilk günümüzdü.
dün veli toplantısı yaptılar.ihtiyaç listesi,servis güzergahları ,merak ettiklerimiz gibi şeyler paylaşıldı.çok kalabalıktı.ve herkes çocuklarıyla gelmişti.ben arıza çıkacağını bildiğimden yiğiti götürmedim.
o kadar çok ihtiyaç listesi verildiki.en az 250 tl eder yani.bir kadın itiraz etti bu ne böyle diye.örneğin 400 plastik bardak,12 kutu markası belirtilen pastel boya...banada çok geldi bir bakacağız..aslında bu malzemeler için devlete ödenek veriliyormuş.tamam bizde bişeyler vereceğiz ama çok abartı şeyler var.3 makas.2 top fotokopi kağıdı,2 top renkli A4 kağıt filan.ve hepsinin markası var.aklıma gelmiyor şimdi yazsam şaşarsınız.NNeyse...

bugün sabah 9:30 da gittik okul kapısına.yiğit daha okulu görünce yırtmaya başladı .attı kapısında daha kendini.ben kağıt vereceğiz diye soktum içeri.zırıldayarak gittik yani.ilk okul günümüz böyle.
sınıfını biliyorum diye girdik .bütün çocuklar yere oturmuş oyun oynuyorlar.aileler de var içeride.sandalyelerde oturuyorlar.dünden tanıştığımız hanım grupla otuduk bizde.

kamyon-kepçe bişeyler buldu yiğitte kendine.sök tak cinsinden oyuncaklarla oynadı.sonra bebek puseti buldu.oynadı biraz.sonra boya yapacağız dendi.oyuncaklar toplandı.ve  yiğit cinsinden 2 tane kuduruk çocuk kendilerini gösterdiler hemen.VE koca bir tesadüf ki o çocuğun biriyle yanyana düştük.çocuk boyaları topluyor önüne.vermiyor kimseye.yiğit dururmu.almaya çalışıyor.bir kavga edildi.ayırdık.karalamaya devam..
az sonra o çocuk bişeyden gene arıza çıkardı yiğit katıldı.kalktık ordan oyuncaklara geçtik biz.o çocuk başkalarıyla devam etti krizlere .annesi sakinleştirmeye çalışıyor.

ve bu 2-3 çocuktan gerisi çok iyiydi biliyormusunuz.
ben çok fazla merak ediyorum ne meselesi bu iş.
nasıl böyle çocuklar yetiştirilir.ellerine ne verilirse onunla oynuyorlar.1 defa söylenince yapıyorlar.istediklerini sakince söylüyorlar,istedikleri olmayınca ses yok.23 çocuktan 20 tanesi böyleydi.acaba ben nerde yanlış yapıyorum.resimler bittikten sonra herkes sırayla resimleri öğretmene veriyor asılması için.nasıl sakinler anlatamam.hiç kriz yaşamayan çocuklar gibi.annesiyle göz temesı kurmuyorlar bile ki benim gibi peşinde durmak bir yana.

aslında çocuğumu fazlaca hareketli olduğu konusunu kabul ettiğimi düşünüyordum.ama daha tam kabul edememişim galiba.başkasının çocuğuyla kıyaslamamayı öğrendim,kimsenin surat ifadesini görmemeyi-bakmamayı öğrendim diyordum ama daha öğrenenmişim.bunu anladım.en az hasarla atlatacağız umarım.bu hafta götüreceğim haftaya götürmeyeceğiz.şu kreş olayı rayına otursun istiyorum hemen....