valla problemimiz bitmiyor.
cuma günü konuştuk gene öğretmeniyle.of çekerek başladı kadın lafa.belki her veliye laf anlatmaktan bıktığından,belki yiğiti bana şikayet etmekten,belki aynı lafları hergün çok defa konuştuğundan.ama neyse ne.of çekerek başlamasından hiç hoşlanmadım.
neler yapıyor devma mı dedim yiğitin huysuz davranışlarına.evet dedi.
*uyku öncesi problem çıkarmış.yatağı sevmiyor biliyorum.
*biri bir bir ilgi gösterilsin istiyor kadının anlattıklarından ve çocuğumu tanıdığımdan bunu çıkardım.
*caner bana vurdu ceza vermeyecekmisin diye soruyormuş ara ara.çünkü yiğitin burnunun üstü açılmış baya.canını çok yakmış.ve hiçbişey de dememiş çocuğa emel hanım.öyle dedi kendisi.yiğit buna içerlemiş.zaten takıyor son zamanlarda bazı şeylere.
bende biraz yiğitin sırtını sıvazlamasını sadece gün içinde enerjisinin düştüğünü,canının yandığını kabullenemediğini söyledim.
emel hanımda her probleminde yanındaymış gibi görünemem dedi.bazen olmayacak şeyleri anlaması lazım dedi.hep onaylamak olmazmış yani.bencilliğe iter dedi.
bende hafta sonu yiğiti takip etmeye karar verdim.başka çocuklara nasıl davranacak , bize nasıl davranacak,olaylar karşısında nasıl.....
dün,bugün baktım ki yiğit aynı yiğit.olumsuzluk karşısında hemen tepki veren,hakkı olduğu düşündüğü şeyleri sonuna kadar savunmaya çalışan,ve asla pes etmeyen bir çocuk.hakkını savunurkende yerine göre kavgacı,ısrarcı,gürültücü ....
anladımki bu onun karakteri.yapacak çok çok fazla bişey yok.bol sabır gösterilecek ve yanlışları da konuşarak ve zamanla giderilecek.
(parkta 2 erkek kardeşe karşı komşunun 1 yaşındaki kızını savunuyor,topunun peşinde uzak mesafeye kadar kovaladı çocukları.ben yetemedim arkasından.asla vazgeçmedi.babasının yanına kaçtı çocuklar ve babaya bile kafa tuttu yiğit.yağmur un topunu versinler diye.
şimdi gülüyoruz bu davranışlara,ileride inşallah kendi farkına varır ve ortasını bulur bu davranışların.yoksa yandım ben hepten.....)
bugün aşağı sitede ikiz erkek kardeşlere sinir oldu.7 ay büyükler kendisinden.ve oldukça güçlü ve de kavgacılar.yiğitin pedallı arabasını arkasından haberi olmadan ittirdiler ve yiğit parladı tabi.git burdan dedi.çocuklar anlamadı ve ben yetişene kadar vurdular birbirlerine.yiğit konuşuyor niye ittirdin gibi bişeyler söyleyip yavaşça ittirirken çocuk destekli vuruyor,üstelik iki kişiler.neyseki ben yetiştim.birde siniri yatışmıyor yiğitin.laflarıyla illaki yıldıracak güya onları ama onlar yiğit kadar konuşamıyorlar bile.ama iyi kavga edebiliyorlar iki oğlan olduklarından....
neyseki biriyle anlaştılar sonradan ama biri daha acar çıktı.annesi söyledi.o takar diye.yiğite gelip gelip sen gitsene,kardeşimle oynama gibi laflar dedi.yiğit hepten çıldırdı.yağmur altında oynadılar biraz.o çocuk defalarca düştü suyun içine de annesi dönüp bakmadı.dizi kanadı havuzun içinde de kadın götürmeye karar verdi eve.bana da sen çok narin yetiştiriyorsun diye laf söyledi kadın.tövbe tövbe.benki hiç öyle değilimdir ama suya düşerse de soğuk havada müdahale edeceğim tabi.ama kadına böyle söylemedim tabi.
neyse..zaten başka bir durumumuz var bugünlerde.yiğit yatağa çişini kaçırıyor.yatmadan yaptırıyorum çişini ama azıcık yapıyor.yattıktan en fazla 1 saat sonra göl şekilde kalkıyor.çişin içinde uyanmıyor bide.ben gidip kontrol ediyorum.ve boynunun altından ayakucuna kadar ıslak.sanırsın kovayla dökülmüş.öğlen uykusunda da gecede yapıyor.hatta gece 2 kere yaptığı bile oldu.benim uykularım düzeldi.uyku saatlerim uzadı.uyandıkça götüreyim diyorum ama geç kalmış oluyorum.
kendinden tamamen habersiz yaparken. yiğitin 12 saat bile yapmadığı olurdu ne oldu diyorum ben şimdi.
okuldan mı etkileniyor???
üşüttümü???
şu an saat 03:15 . ben çiş değiştirme ve yiğiti yıkama faslından sonra uykusu kaçmış durumdayım.
ne zormuş şu çocuk büyütmek.saldım çayıra yapsan belki daha az yıpranır insan ama yapamam ki.bu durumda bir tene daha geliyor.ve o da erkek olacak.x2 zor günler beni bekliyor:)
9 Ekim 2011 Pazar
7 Ekim 2011 Cuma
SALDIRGANLIK
SALDIRGANLIK
Saldırganlık küçük çocuklarda normal bir tepki biçimidir.Çocuğun güvenlik,mutluluk ya da başka bir gereksiniminin Şekil değiştirerek başka bir biçimde ortaya çıkmasıdır.Saldırganlığı kişisel bir yaralanmanın bir başka Şekilde sonuçlanması olarak tanımlayabiliriz.Bu yaralanma sonucunda çocuğun akranlarına vurması, ısırması, eşyaları fırlatması,tekmelemesi, tükürmesi ve zarar vermeyi amaçlayan tehditler Şeklinde sözel saldırılarda bulunmasıdır.
Sürekli ve aşırı biçimde saldırgan olan çocuk sinirli, anlaşılmaz, eyleme hazır ve aşırı geçimsizdir. İlişkileri gergin ve sürtüşmelidir. Hemen parlar ve kavgaya hazırdır. Durmadan kuralları çiğner ve ceza görür. Bu çocuklar cezadan etkilenmez ya da kısa süreli etkilenmiş gibi görünürler. Olağan anlaşmazlıkları bile bilek gücüyle çözmeye çalışırlar.Tepkileri ölçüsüz ve durumla orantısızdır. Öfkesini yenemez ve hep kendini haklı çıkarmaya çalışır. Bu çocuklar evde okulda sürekli sorun yaratırlar ve yetişkinlerle sürekli çatışma içindedirler. Genellikle erkek çocuklar daha saldırgandırlar.
2-Çocuğun yetişkinlerden katı ceza, anlayışsızlık ve yetersiz sevgi görmesi
3-Babanın uzun süreli yokluğunda, annenin sürekli çocuğun etrafında olmasıyla ortaya çıkan feministik ortam
4-TV. Ve kitle iletişimim araçlarının olumsuz etkisi(Kurtlar Vadisi örneği ver.)
5-Ana-baba tutumlarının olumsuzluğu, çocukla aralarındaki iletişimin iyi olmaması
6-Çocuğun ana-babasından dayak yemesi
7-Beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesi gibi fizyolojik sorunlar
2-Çok fazla saldırgan davranışlara tolerans gösterilmemelidir.Çocuğun istekleri bu tip davranışlar yapınca yerine getiriliyorsa, çocuk isteklerini yaptırmada araç olarak görmeye başlar. Bu yolla istekleri yerine getirilmemelidir.Saldırgan davranışlar ödüllendirilmemeli ve onun bu davranışının istenmeyen bir davranış olduğu hemen gösterilmelidir.
3-Saldırgan davranışlar kesinlikle dayakla cezalandırılmamalıdır.Ana-babanın ilgisi sevgisi azaldığında ve fiziksel cezalar uzun süre devam ettiğinde, çocukta saldırgan, asi, sorumsuz davranışlar gelişir. Saldırgan davranışlar ortaya çıktığında, yetişkinler sakin davranmalı, anormal duygusal tepkiler yerine ben dilini kullanmalıdır.(Böyle davrandığın için üzüldüm) Dayak saldırgan davranışın hemen bitiminde uygulandığı zaman, onun hemen kesilmesini sağlayabilir ancak,çocukta düşmanca duygular geliştirir.
4-Çocuk gergin ve sinirliyken onunla tartışmamalı, sakinleşmesini beklemeli ve daha sonra davranışı ile ilgili konuşulmalıdır.
5-Çocuğa sosyal olgunluğuna uygun çeşitli sorumluluklar verilmeli, başarabileceği kadarıyla bir çok Şeyleri başlatıp, bitirmesi sağlanmalıdır. Çocuk başarma duygusunu yaşamalıdır.
6-Çocuğa bu davranışın dezavantajları gösterilmelidir.Saldırgan davranışları ile isteklerini elde edemeyeceğini, istediği Şeyleri kaybettiğini görmeli ve yaşamalıdır.
7-Olumlu davranışı pekiştirme: Ana-baba ve diğer yetişkinler çocuğun olumlu davranışını görüp, olumsuz davranışı görmemezlikten gelmelidir.Çocuk bu davranışı yapmadığında sözel olarak ödüllendirilmelidir. Ör:10dk. Kavga etmeden ve bağırmadan oynadığında bu sözel olarak ödüllendirme.
8-Çocuğun dışarıda oynamasına izin verme, bu çocuğun gerilimini azaltır ve enerjisini boşaltma imkanı sağlar.
9-Saldırgan davranış diğer çocukların güvenliğini ciddi bir Şekilde tehdit etmedikçe bu davranışın üstünde durmamak gerekir.
10-Kendi kendine konuşma:Çocuk oldukça dürtüsel davranıyorsa ve onun bu yönünü kontrol etmede güçlük yaşanıyorsa;çocuğa başkalarına vuracağı zaman, kendi kendini engelleyici cümleler söylemesi öğretilebilir.Ör:10'na kadar say ve ona vurma gibi.
11-Çocuk saldırgan modellerle karşı karşıya getirilmemelidir.TV.deki Şiddet içeren programları seyretmesi engellenmelidir.Eğer kesinlikle engel olunamıyorsa, ana-baba çocukla birlikte seyrederek Şiddetin sonuçlarını tartışabilirler.Ayrıca bu Şiddet filmlerinin gerçek yaşamın modeli değil, kurmaca olduğu çocuğa anlatılabilir.
12-Kızgınlıktan kurtulmak için alternatifler bulunabilir. Yumruklanabilen kil, çakılabilen çiviler,resim çizme, boyama çocuğun kızgınlık duygularını kontrol altına almayı sağlayabilir. Ayrıca futbol,basketbol gibi sporlar kabul gören çıkış yollarıdır.
13-Her yaş ve dönemde çocuğun temel ihtiyaçları zamanında yerine getirilmelidir.
14-Bu çocukların özellikle baba ile daha çok birlikte olması sağlanmalıdır.
15-Anne-babalar bu çocuklarla iletişim kurarken ben dilini kullanmalıdır.Ör:Böyle kavga ettiğin zaman rahatsız oluyorum, üzülüyorum gibi.kişiler duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını davranış anında dile getirmelidir.
Saldırganlık küçük çocuklarda normal bir tepki biçimidir.Çocuğun güvenlik,mutluluk ya da başka bir gereksiniminin Şekil değiştirerek başka bir biçimde ortaya çıkmasıdır.Saldırganlığı kişisel bir yaralanmanın bir başka Şekilde sonuçlanması olarak tanımlayabiliriz.Bu yaralanma sonucunda çocuğun akranlarına vurması, ısırması, eşyaları fırlatması,tekmelemesi, tükürmesi ve zarar vermeyi amaçlayan tehditler Şeklinde sözel saldırılarda bulunmasıdır.
Sürekli ve aşırı biçimde saldırgan olan çocuk sinirli, anlaşılmaz, eyleme hazır ve aşırı geçimsizdir. İlişkileri gergin ve sürtüşmelidir. Hemen parlar ve kavgaya hazırdır. Durmadan kuralları çiğner ve ceza görür. Bu çocuklar cezadan etkilenmez ya da kısa süreli etkilenmiş gibi görünürler. Olağan anlaşmazlıkları bile bilek gücüyle çözmeye çalışırlar.Tepkileri ölçüsüz ve durumla orantısızdır. Öfkesini yenemez ve hep kendini haklı çıkarmaya çalışır. Bu çocuklar evde okulda sürekli sorun yaratırlar ve yetişkinlerle sürekli çatışma içindedirler. Genellikle erkek çocuklar daha saldırgandırlar.
SALDIRGANLIĞIN NEDENLERI
1-Saldırgan davranışların ebeveynler tarafından ödüllendirilmesi. Geleneksel kültürün erkek çocuğun saldırganlığını onaylaması(Ör: parkta iki çocuk birbirini döver. Biri daha çok dayak yerse, annesinin çocuğunun kendisini savunamadığı düşüncesiyle üzülmesi)2-Çocuğun yetişkinlerden katı ceza, anlayışsızlık ve yetersiz sevgi görmesi
3-Babanın uzun süreli yokluğunda, annenin sürekli çocuğun etrafında olmasıyla ortaya çıkan feministik ortam
4-TV. Ve kitle iletişimim araçlarının olumsuz etkisi(Kurtlar Vadisi örneği ver.)
5-Ana-baba tutumlarının olumsuzluğu, çocukla aralarındaki iletişimin iyi olmaması
6-Çocuğun ana-babasından dayak yemesi
7-Beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesi gibi fizyolojik sorunlar
SALDIRGAN DAVRANIŞLARI NASIL ÖNLEYEBILIRIZ?
1-Her şeyden önce ana-baba çocuğa saldırganlık modeli olmamalıdır.(Evde dayak yiyen bir çocuk varsa kardeşini dövüyor. Kardeşi yoksa okulda en ufak bir sorunda arkadaşına vuruyor. Ya da hayvanlara eziyet ediyor.)Çünkü dayak herkes için olumsuz duygular yaratır.2-Çok fazla saldırgan davranışlara tolerans gösterilmemelidir.Çocuğun istekleri bu tip davranışlar yapınca yerine getiriliyorsa, çocuk isteklerini yaptırmada araç olarak görmeye başlar. Bu yolla istekleri yerine getirilmemelidir.Saldırgan davranışlar ödüllendirilmemeli ve onun bu davranışının istenmeyen bir davranış olduğu hemen gösterilmelidir.
3-Saldırgan davranışlar kesinlikle dayakla cezalandırılmamalıdır.Ana-babanın ilgisi sevgisi azaldığında ve fiziksel cezalar uzun süre devam ettiğinde, çocukta saldırgan, asi, sorumsuz davranışlar gelişir. Saldırgan davranışlar ortaya çıktığında, yetişkinler sakin davranmalı, anormal duygusal tepkiler yerine ben dilini kullanmalıdır.(Böyle davrandığın için üzüldüm) Dayak saldırgan davranışın hemen bitiminde uygulandığı zaman, onun hemen kesilmesini sağlayabilir ancak,çocukta düşmanca duygular geliştirir.
4-Çocuk gergin ve sinirliyken onunla tartışmamalı, sakinleşmesini beklemeli ve daha sonra davranışı ile ilgili konuşulmalıdır.
5-Çocuğa sosyal olgunluğuna uygun çeşitli sorumluluklar verilmeli, başarabileceği kadarıyla bir çok Şeyleri başlatıp, bitirmesi sağlanmalıdır. Çocuk başarma duygusunu yaşamalıdır.
6-Çocuğa bu davranışın dezavantajları gösterilmelidir.Saldırgan davranışları ile isteklerini elde edemeyeceğini, istediği Şeyleri kaybettiğini görmeli ve yaşamalıdır.
7-Olumlu davranışı pekiştirme: Ana-baba ve diğer yetişkinler çocuğun olumlu davranışını görüp, olumsuz davranışı görmemezlikten gelmelidir.Çocuk bu davranışı yapmadığında sözel olarak ödüllendirilmelidir. Ör:10dk. Kavga etmeden ve bağırmadan oynadığında bu sözel olarak ödüllendirme.
8-Çocuğun dışarıda oynamasına izin verme, bu çocuğun gerilimini azaltır ve enerjisini boşaltma imkanı sağlar.
9-Saldırgan davranış diğer çocukların güvenliğini ciddi bir Şekilde tehdit etmedikçe bu davranışın üstünde durmamak gerekir.
10-Kendi kendine konuşma:Çocuk oldukça dürtüsel davranıyorsa ve onun bu yönünü kontrol etmede güçlük yaşanıyorsa;çocuğa başkalarına vuracağı zaman, kendi kendini engelleyici cümleler söylemesi öğretilebilir.Ör:10'na kadar say ve ona vurma gibi.
11-Çocuk saldırgan modellerle karşı karşıya getirilmemelidir.TV.deki Şiddet içeren programları seyretmesi engellenmelidir.Eğer kesinlikle engel olunamıyorsa, ana-baba çocukla birlikte seyrederek Şiddetin sonuçlarını tartışabilirler.Ayrıca bu Şiddet filmlerinin gerçek yaşamın modeli değil, kurmaca olduğu çocuğa anlatılabilir.
12-Kızgınlıktan kurtulmak için alternatifler bulunabilir. Yumruklanabilen kil, çakılabilen çiviler,resim çizme, boyama çocuğun kızgınlık duygularını kontrol altına almayı sağlayabilir. Ayrıca futbol,basketbol gibi sporlar kabul gören çıkış yollarıdır.
13-Her yaş ve dönemde çocuğun temel ihtiyaçları zamanında yerine getirilmelidir.
14-Bu çocukların özellikle baba ile daha çok birlikte olması sağlanmalıdır.
15-Anne-babalar bu çocuklarla iletişim kurarken ben dilini kullanmalıdır.Ör:Böyle kavga ettiğin zaman rahatsız oluyorum, üzülüyorum gibi.kişiler duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını davranış anında dile getirmelidir.
5 Ekim 2011 Çarşamba
çocuk kavgası
şimdi yiğitin okulundan geldim,sıcak sıcak yazayım...
yiğit 3 gün önce eve geldiğinde alnını gördüm.yanlardan birer tane ve ortasından bir tane omak üzere 3 yer mosmor ve şişmiş vaziyetteydi.yiğite sorduğumda '' geçti geçti bişey olmaz anne'' dedi.tabi nasıl acımıştır ki mosmor olmuş ve de şişmiş ..hemen öğretmenini aradım.Caner diye bir çocukla kavga ediyormuş yiğit bolca.yiğit oynamak isterken çocuk yiğite vuruyor ve yiğitte ona vuruyor ve boğuşmaya başlıyorlarmış.öğretmen ayırıp konuşunca tamam bidaha yapmıcaz deyip canciğer kuzu sarması olduktan sonra 10 dk sonra aynı manzara yaşanıyormuş....
şimdi çocuğu hiç görmemiştim ben.ama yiğit her gün biryeri mor,çizik gelince Emel hanıma nedir nasıl çocuktur dedim.aslında iyi ama yiğite her dokunması vurma gibi dedi.yiğit canı acımasından nefret eder.hemen tepkisini koyar.caner in en ufak can acıtmasıda yiğitin de karşılığını vermesiyle sonuçlanıyor tabi...
**bugün kardeşimle sabah kalktık ve kahvaltı yaptık.attık kendimizi sokağa.gezdik,yürüdük alışveriş yaptık.eve geri dönerken yolda öğretmeni aradı.çekinerek yiğitin gözünün önünün çizildiğini,morardığını söyledi.kim yapmış,nasıl olmuş? tabiki Caner...
isterseniz bir gelin okula dedi.canerin de babasını çağırmış..
gittim emel hanımla koridorda konuştuk ve sonuç:Canerin sorununun ne olduğunu çözmüşler
çok yoğun çalışan bir anne-babanın çocuğu.dönüşümlü annane,babanne,teyze bakmış. ve bakarken de hep sıkıştırarak canını acıtarak sevmişler çocuğu.ilgi az anne-babayı görme az..canere göre birini sevmek canını yakmak emel hanıma göre.
e caner yiğitin canını yakıyor,yanağını sıkıyor,kolunu çimdikliyor e yiğit hiç hoşlanmaz canının yanmasından.yiğit te bağırıyor,canımı yakma diye tepki veriyor.caner devam edince yiğitte vuruyor ve al sana savaş meydanı..ama hep yara alan yiğit olmuş şimdiye kadar.
benim çocuk gürültücü ve kendine zarar veriyor çok sinirlerince..caner ise karşısındakine kalıcı zarar verebilir.ailesi kabul etmiş ve daha dikkatli olcaklarmış.konuşacaklar bol bol çocukla.acıtmalı sevmeler bitecek vs..
yiğite görünmeden eve geri geldim.yoksa beni bırakmazdı.yemek saatleriydi tam.kapı kenarından baktım ve kucaklamak-sarılmak için öldüm bittim resmen.belli ki çok acıkmıştı.hiç enerjisi yoktu.üstünde sabah giydirdiğim uzun kollu üst duruyordu daha uyardım öğretmeni çıkarın ne olur çok terlemiştir diye..
ha bire dışarı çıkan çocuklar vardı ve hepsi de ağlıyorlardı.çok üzücü yaa.alışma süreleri ne kadar zor.insanın içi kıyılıyor ağlamalarını görünce..
ama ikinci katta tiyatro vardı bugün.çocuklarında içine katıldıkları bir oyundu.kostümlü oyuncular çocukları çok eğlendiriyorlardı.yiğitin de çok hoşuna gitmiştir eminim.
yiğit 3 gün önce eve geldiğinde alnını gördüm.yanlardan birer tane ve ortasından bir tane omak üzere 3 yer mosmor ve şişmiş vaziyetteydi.yiğite sorduğumda '' geçti geçti bişey olmaz anne'' dedi.tabi nasıl acımıştır ki mosmor olmuş ve de şişmiş ..hemen öğretmenini aradım.Caner diye bir çocukla kavga ediyormuş yiğit bolca.yiğit oynamak isterken çocuk yiğite vuruyor ve yiğitte ona vuruyor ve boğuşmaya başlıyorlarmış.öğretmen ayırıp konuşunca tamam bidaha yapmıcaz deyip canciğer kuzu sarması olduktan sonra 10 dk sonra aynı manzara yaşanıyormuş....
şimdi çocuğu hiç görmemiştim ben.ama yiğit her gün biryeri mor,çizik gelince Emel hanıma nedir nasıl çocuktur dedim.aslında iyi ama yiğite her dokunması vurma gibi dedi.yiğit canı acımasından nefret eder.hemen tepkisini koyar.caner in en ufak can acıtmasıda yiğitin de karşılığını vermesiyle sonuçlanıyor tabi...
**bugün kardeşimle sabah kalktık ve kahvaltı yaptık.attık kendimizi sokağa.gezdik,yürüdük alışveriş yaptık.eve geri dönerken yolda öğretmeni aradı.çekinerek yiğitin gözünün önünün çizildiğini,morardığını söyledi.kim yapmış,nasıl olmuş? tabiki Caner...
isterseniz bir gelin okula dedi.canerin de babasını çağırmış..
gittim emel hanımla koridorda konuştuk ve sonuç:Canerin sorununun ne olduğunu çözmüşler
çok yoğun çalışan bir anne-babanın çocuğu.dönüşümlü annane,babanne,teyze bakmış. ve bakarken de hep sıkıştırarak canını acıtarak sevmişler çocuğu.ilgi az anne-babayı görme az..canere göre birini sevmek canını yakmak emel hanıma göre.
e caner yiğitin canını yakıyor,yanağını sıkıyor,kolunu çimdikliyor e yiğit hiç hoşlanmaz canının yanmasından.yiğit te bağırıyor,canımı yakma diye tepki veriyor.caner devam edince yiğitte vuruyor ve al sana savaş meydanı..ama hep yara alan yiğit olmuş şimdiye kadar.
benim çocuk gürültücü ve kendine zarar veriyor çok sinirlerince..caner ise karşısındakine kalıcı zarar verebilir.ailesi kabul etmiş ve daha dikkatli olcaklarmış.konuşacaklar bol bol çocukla.acıtmalı sevmeler bitecek vs..
yiğite görünmeden eve geri geldim.yoksa beni bırakmazdı.yemek saatleriydi tam.kapı kenarından baktım ve kucaklamak-sarılmak için öldüm bittim resmen.belli ki çok acıkmıştı.hiç enerjisi yoktu.üstünde sabah giydirdiğim uzun kollu üst duruyordu daha uyardım öğretmeni çıkarın ne olur çok terlemiştir diye..
ha bire dışarı çıkan çocuklar vardı ve hepsi de ağlıyorlardı.çok üzücü yaa.alışma süreleri ne kadar zor.insanın içi kıyılıyor ağlamalarını görünce..
ama ikinci katta tiyatro vardı bugün.çocuklarında içine katıldıkları bir oyundu.kostümlü oyuncular çocukları çok eğlendiriyorlardı.yiğitin de çok hoşuna gitmiştir eminim.
30 Eylül 2011 Cuma
gelen telefonla üzülen/rahatlayan anne
yiğitin anaokulunun rehber öğretmeni iki gün önce beni aradı ve düzenlenecek eğitime davet edildim.daha önce bildirimini almıştım zaten.aile ve çocuk hakkında 10 hafta sürecek bir seminer.uzman kişiler tarafından verilecek ve sonunda bir sertifika da verilecek.çok sevindim ..toplamda 25 anne katılacakmış ve bende katılma fırsatı bulduğumdan sevinmiştim..
ve bugün sabah telefonum çaldı baktım yiğitin sınıf öğretmeni.hemen açtım ve bişeymi oldu dedim.emel hanım yok yok yiğit iyi de ben sizinle konuşmak istiyordum dedi.
direkt konuya girdi.yiğitte evde bazı problemler gördünüzmü dedi.bende herzaman bloğa yazdığım bazı problemlerimizin olduğundan bahsettim.
siz bişeymi gördünüz dedim.yiğitte herzamankinden biraz daha fazla görülen daha hırçınlık,arkadaşlarına vurma,istemediği bir davranış karşısında kendini hızla yere atıp tepinme,kendine vurma gibi davranışlar gördüğünü söyledi.aynı davranışların akabinde özür dilediğini,davranışından dolayı pişmanlık yaşayıp üzüldüğünü ama aynı davranışı yinelemekten de çekinmediğini dile getirdi.öğretmenine kızıp ''seni sevmiyorum,git burdan'' gibi şeyler de söylediğini, söyledi.
bende bunların hepsini bildiğimi söyledim.
bir hayli de üzüldüm.
ne yapabilirizi konuştuk biraz da.ve okulun rehber öğretmeni Arzu hanımla bir görüşün dedi.aradım Arzu hanımı ve yarım saat sonrası için görüşme ayarladım.gittim
arzu hanımda hamile çok şeker bir hanım.konuşmaya başladık.bilgilerimizi aldı.neleri problem gördüğümüzüden bahsettik.yiğitin öğretmeninin söylediklerini konuştuk
*takıntılı bir şekilde 'baran beni kaldırıma düşürdü'lafını günün her saatinde söylüyormuş.(böyle bir olay yaşamıştık)
*kendinden cılız gördüğü çocuklar başta olmak üzere güçlülere de vurup-kavgaya girişiyormuş
*kurallara uymuyorumuş(yemekhaneye sıra şeklinde gitmek gibi)
*kendini yere atıyormuş
*kendine vuruyormuş
*ağlıyormuş
*uygunsuz davranışı sonrası özür dileyip öğretmene sarılıyormuş
*bidaha yapmayalım dendiğinde''tamam'' demeyi ihmal etmiyormuş
. . . . . .
bunlar zaten benim hep bahsettiğim/şikayet ettiğim davranışlarıydı.ama zaten biliyordum ben bunları,çözümünün nasıl olacağı konusunu ise zamana yaymıştım kendimce...
kreşe gönderdim ki kuralları bir şekilde öğrensin,evde zaten sabır taşıyım ona karşı,bol aktivite yapıyoruz,dışarıda geçiriyoruz zamanımızı,yemek yemezse zorlama yok,sevgi gani zaten.(annem çok sevgiden şımardığını düşünüyor.)
yani ne yapalım konusunda dolaşıp dolaşıp sabır-sevgi-kaliteli zamana çıkıyor her sorunun sonu.
rehber öğretmen aslında iyi yönlerinin fazlaca ağır bastığından bahsetti,izleyecek yiğiti ...
kendince ilgi çekmek istiyordur dedi.
bol sabır gösterilecek.
bir de karakter yapısı böyle olablir dedi.zaten biliyorum ki 100 kişinin içine koysak ta kendini belli edecek bir çocuk yiğit.gerek hareketliliği,atılganlığı,aklı,huysuzluğu,istekleriyle....ama yinede herşeyin anne babada çözüleceğinden konuştuk.
kardeş geliyor şimdi.ilgi azalacak,belki problem çoğalacak belki tamamen bitecek.hazırlıyorum kendimi bunlara şimdiden..eşimle akşama bir toplantı yapmam lazım.hatta konuşmakla olmaz nasıl olacağını yazılı olarak sunacağım kendisine...
eve biraz rahatlamış olarak döndüm.sonuçta 3 yaş 2 aylık bir erkek çocuğum var.doğalı sadece ve sadece 3 yıl oldu.doğduundan beri sadece ben ilgilendim.doğru yaptığım şeyler yanında yanlışlarımda var.
gelişmeleri yazacağım yine.
ve bugün sabah telefonum çaldı baktım yiğitin sınıf öğretmeni.hemen açtım ve bişeymi oldu dedim.emel hanım yok yok yiğit iyi de ben sizinle konuşmak istiyordum dedi.
direkt konuya girdi.yiğitte evde bazı problemler gördünüzmü dedi.bende herzaman bloğa yazdığım bazı problemlerimizin olduğundan bahsettim.
siz bişeymi gördünüz dedim.yiğitte herzamankinden biraz daha fazla görülen daha hırçınlık,arkadaşlarına vurma,istemediği bir davranış karşısında kendini hızla yere atıp tepinme,kendine vurma gibi davranışlar gördüğünü söyledi.aynı davranışların akabinde özür dilediğini,davranışından dolayı pişmanlık yaşayıp üzüldüğünü ama aynı davranışı yinelemekten de çekinmediğini dile getirdi.öğretmenine kızıp ''seni sevmiyorum,git burdan'' gibi şeyler de söylediğini, söyledi.
bende bunların hepsini bildiğimi söyledim.
bir hayli de üzüldüm.
ne yapabilirizi konuştuk biraz da.ve okulun rehber öğretmeni Arzu hanımla bir görüşün dedi.aradım Arzu hanımı ve yarım saat sonrası için görüşme ayarladım.gittim
arzu hanımda hamile çok şeker bir hanım.konuşmaya başladık.bilgilerimizi aldı.neleri problem gördüğümüzüden bahsettik.yiğitin öğretmeninin söylediklerini konuştuk
*takıntılı bir şekilde 'baran beni kaldırıma düşürdü'lafını günün her saatinde söylüyormuş.(böyle bir olay yaşamıştık)
*kendinden cılız gördüğü çocuklar başta olmak üzere güçlülere de vurup-kavgaya girişiyormuş
*kurallara uymuyorumuş(yemekhaneye sıra şeklinde gitmek gibi)
*kendini yere atıyormuş
*kendine vuruyormuş
*ağlıyormuş
*uygunsuz davranışı sonrası özür dileyip öğretmene sarılıyormuş
*bidaha yapmayalım dendiğinde''tamam'' demeyi ihmal etmiyormuş
. . . . . .
bunlar zaten benim hep bahsettiğim/şikayet ettiğim davranışlarıydı.ama zaten biliyordum ben bunları,çözümünün nasıl olacağı konusunu ise zamana yaymıştım kendimce...
kreşe gönderdim ki kuralları bir şekilde öğrensin,evde zaten sabır taşıyım ona karşı,bol aktivite yapıyoruz,dışarıda geçiriyoruz zamanımızı,yemek yemezse zorlama yok,sevgi gani zaten.(annem çok sevgiden şımardığını düşünüyor.)
yani ne yapalım konusunda dolaşıp dolaşıp sabır-sevgi-kaliteli zamana çıkıyor her sorunun sonu.
rehber öğretmen aslında iyi yönlerinin fazlaca ağır bastığından bahsetti,izleyecek yiğiti ...
kendince ilgi çekmek istiyordur dedi.
bol sabır gösterilecek.
bir de karakter yapısı böyle olablir dedi.zaten biliyorum ki 100 kişinin içine koysak ta kendini belli edecek bir çocuk yiğit.gerek hareketliliği,atılganlığı,aklı,huysuzluğu,istekleriyle....ama yinede herşeyin anne babada çözüleceğinden konuştuk.
kardeş geliyor şimdi.ilgi azalacak,belki problem çoğalacak belki tamamen bitecek.hazırlıyorum kendimi bunlara şimdiden..eşimle akşama bir toplantı yapmam lazım.hatta konuşmakla olmaz nasıl olacağını yazılı olarak sunacağım kendisine...
eve biraz rahatlamış olarak döndüm.sonuçta 3 yaş 2 aylık bir erkek çocuğum var.doğalı sadece ve sadece 3 yıl oldu.doğduundan beri sadece ben ilgilendim.doğru yaptığım şeyler yanında yanlışlarımda var.
gelişmeleri yazacağım yine.
27 Eylül 2011 Salı
16.hafta bitti.
16 haftamız bitti.
şimdiye kadar hamile olduğumu bulantılardan biliyordum.günün her saati bulantım vardı.ve ksıklarımda hassasiyet vardı.en ufak şeyde sancıyordu.
fakat 16. haftanın bitmesiyle bulantılar sadece kötü kokulara karşı kaldı.örneğin çöp konteynırı kokusu gerçekten dayanılmaz.kokuyu alınca kesinlikle çıkartabilirim.
bu aya kadar her koku batıyordu.yiğitin her kokusuna bayılırım.terli,ekşimiş...ama çocuğumu yeni yıkıyordum ve o kokusu bile batıyordu bana..makarna ,pilav kokularından nefret ediyordum.ekmek kokusuna dayanamıyordum.eşimin 6 yıldır bayıldığım parfüm kokusu bana çöp gibi kokuyordu.şükür ki geçti sayılır.
ha bulantılar tamamen geçti diyemem.akşamları ara ara kaldı yine.ama yakında bitecek inşallah.
hafif göbüş çıksada resimlerde görüldüğü gibi,hiçbir zaman çöp gibi biri olmadığım için bu göbüş kilo da olabilirdi.yani hamile gibi hissetmiyorum artık kendimi.bulantılar azalınca,kasık ağrıları gidince kuş gibiyim.unutup yiğiti kucaklayarak havaya kaldırdığım oluyor.akşam okuldan geldiğinde servisten kucağıma alarak indiriyorum.temizilik yapıyorum bol bol.halı silkeliyorum.şükür kendimi çok iyi hissediyorum.çok yorulunca,yada yanlış pozisyonda uyumuşsam belim ağrıyor yine.temkinli gitmeliyim yani ileleyen zamanlarda ileri derece bel ağrısı çekmemek için..
yiğit kucağıma oturunca ''anne senin karnında bebek vardı dimi'' diye soruyor.evet tatlım diyorum.bakabilirmiyim diyor.açıyorum göbeğimi ve bebeğin göbek deliğimde olduğunu düşünüyor.karnımın içinde olduğunu anlatıyorum.hıı deyip pek ilgilenmiyor bu konuyla daha sonra.anlamıyor galiba orda nasıl durduğunu.ben anlatıyorum ama ses etmiyor o saniyeden sonra.karnım büyüdükçe daha iyi anlayacak sanırım.
geçen hafta (23.eylül.2011)cinsiyetini öğreneceğim diye seviniyordum.sabah heyecenla gittim hastaneye ama doktor 3 lü tarama için erken bir tarih vermiş bana ve göremedim yavrunun bacak arasını.bakmadı doktor ultrasona.4. ekime kaldı cinsiyet konusu.neyse geç olsun da güç olmasın.gerçekten insan ikinci bebekte daha meraksız oluyor.süreci bildiğimden daha rahatım.
22 Eylül 2011 Perşembe
sınıfı geçtik galiba:)))
bunu diyeceğim günü iple çekiyordum.
eşimi kaç gündür görmeyen oğlum arızaya bağlamıştı artık..nihayet bugün izinliydi okula onu almaya gittik.
ihtiyaç listemizi götürdük hem öğretmenle ilgili sıkıntılarımı müdüre hanıma dile getirecektim kiiii....
okula gittik saat 15:00 gibi.danışman bey velileri içeri almadıklarını söyledi.başka şeyler konuşmak istediğimizi de söyledik cumartesi toplantı varmış.daha iyi oldu böyle.
bari öğretmeniyle konuşsam diyordum ki tamda Emel öğretmen kapıya geldi.çok sevindik eşimle.hemen soru yağmuruna tuttum kadını.yiğit nasıl dedim.
yiğit çok iyi dedi.nasıl gözlemlediğini sordum çocuğumu.
çok hareketli,kolay parlayan bir çocuk fakat ben onunla konuştuğum zaman acaipte söz dinliyor dedi.ben hiç bu kadar söz dinleyen bir çocuk görmedim bu zamana kadar dedi.kulaklarıma inanamamakla birlikte koltuklarım kabardı.eşimin nutku tutuldu.acaba yanlış çocuktanmı bahsediyo diye düşünmüş sonra söylüyor:))))
öğlen uykusuna yatmak istemedi dedi.hatta benimle bunun için kavga etti dedi.
öğlen yemeğinden önce uyumak istemiş.ben araya girip bişeye mi kızmıştı dedim.evet dedi.
sonrasında yine yatmak istememiş.eminimki yatağı beğenmiyor.....yatak sedye yatak ve dar kolayca dönülebilen bişey değil,yumuşak değil.eminim yiğit o yatakta rahat edemediği için yatmak istemiyor.......
bugün çişini kaçırmış.üzüleceğimi sandı galiba öğretmeni ama olabilir deyince rahatladı.yüzü açıldı.
yiğitin bugünlerde ben kendim yapacağım çıkışları var.açamadan kaçırmıştır diye düşündüm.sordum doğruladı yiğit.
yani sizin anlayacağınız yiğit gayet iyi uyum sağlamış yemeklerini güzel yiyormuş,hatta ikinci tabağı istedi bir defa dedi.) iki gündür karnını tutup acıttılar burayı dedi.söyledim öğretmene üstüne bir çocuk düşmüş dedi.buna nasıl çözüm bulunabilir dedim.bilmiyor.23 kişilik sınıfta tek .yanına yardımcı hanım geliyor ama yetemez eminim o da.
bu arada okulda çalışan herkesin çocukları çabucak ezberlediğini huylarını çabucak bellediklerini anladım.
yiğitin öğretmeninin geçen hafta yetemeyeceğini düşünmüştüm.pasif gelmişti gözüme.çocuklara hükmedemediğini düşünmüştüm.
bu fikrim nispeten çürüdü.
yiğitin bir ayakkabısı kaybolmuş.yardımcı hanımla ayakkabıyı aramak için gittim içeri ve gayette sözünü dinletebildiğini,sesinin çıktığını gördüm.dinliyorlar üstelik çocuklar.hatta bir şarkı ezberlemiş geldi eve benim oğlan:)
sanki sihirli değnek değmiş gibiydi o zırlayan çocuklara.son derece kurallara uyan veletler gördüm bugün.
20 Eylül 2011 Salı
anaokulunda 2. hafta../yiğitte pazartesi sendromu
geçen haftayı saymasam olacak.gezmeye/oyun grubuna gidiyor gibi olmuştu.saba 9:30 dan 11 e kadar oynuyordu okulda ve arızalar çıkıyordu.hatta beni bir gün boyunca bunalım geçirten günler yaşamıştık..bkz
bugün pazartesi ve biliyordum zor olacağını ama bu kadarını beklemiyordum.babasını 3 gündür görmedi.hafta sonu annemlerdeydik .gece işten geldiğinde de yiğit uyuyordu.sabah gördü ve eşim uykudan kolay uyanamadığı için yiğitle ilgilenmedi.ve arızanın bir bölümü daha evde başladı.okula gitmicemler evde tepinmelerle kendini gösterdi.
okulda kapıdan girerken bizi almadılar.bahçede belketmek istediler.ama yiğit kimsenin elinden tutup gitmez ki.vaatlere kanmaz ki.oyuncağın kralını versen yumuşamaz ki.nihayetinde ben biraz soğuk algınlığı geçiriyor diye kapı hosteslerini ikna edip girdim içeri.sınıfta salya sümük ağlayan çocuklar var.öğretmenin bacağına kene gibi yapışmışlar var.sandalyede oturup içli içli ağlayan,kendi sümüğünü silen çocuklar var.beni anneme götür diye yalvaran var.
peki benimki:)
benimki ise kendi yere atıp eline geçirdiği oyuncağı etrafa atan cinsten.yanına yaklaşana tekme savuran.10 kaplan gücü gelse yerden havaya kaldırılamayacak bir çocuk cinsi.(böyle bir çocuk cinsi ile yeni karşılaşıyor olabilirsiniz bu arada)
biraz kandırır gibi oldum dışarı çıktım ama 5 dk sonra kapıdan geri çağırıldım çünkü onu ikna etmeye çalışanlara bir lama gibi tükürüyor.anne geliyor uyarılarını dinlemeden kendini yere uzatmış tepiniyor.biri boğuyor sanırısınız sesini duysanız zaten..
valla bu kadar zor olacağını düşünmüyordum.ama okulda yaklaşık 300-350 öğrenciden en zoru benimki sanırım.bunu noter tastikli yaptırmak isterdim.--zira içinizde inanmayanlar olabilir--hatta bunu kayıt altına almazsam ben bile ''benim çocuğum usluydu'' diyebilirim ileride.o sebeple en doğru şekliyle yazıyorum buraya.......
sonra yine dışarı çıktım ve eşim geldi.onunla laflarken eşimin telefonu çaldı ve beni hemen içeriden çağırıyorlar.koştum gittim.yemekhanede bıraktığım masada oturuyor.sabah ben karnını tıka basa doldurduğumdan aç değil.oturmuş ağlıyor.anladımki beni yanlışlıkla aramışlar.yiğit sessizce ağlıyordu.eşimde geldi yanıma.kenardan görünmeden bakıyordukki eşimi gördü birden yiğit.allahım o nasıl bir feryat.yerde yuvarlanıyor.müdür kadın gördü ve bir rahatsızlığımı var dedi.nöbet geçiriyor sandı zaar bizim veleti.bilimiyorki en ufak şeyde böyle benim çocuğum........
sonra ikna ettim ve sınıfına gittik.çiş yaptıdım ve babanla ben tuvalete gideceğiz ve sonra geleceğiz dedim.ve kaçtık ordan..eve gelince öğretmenini aradım.herşey yolunda dedi.
bu öğlen uyumayacaklarmış.hepsi salya sümük ağlıyor.düzen sıfır sınıftan kaçıyorlar.birbirlerine vuruyorlar.
ve en önemlisi de öğretmenleri.bu yıl yeni gelmiş ve daha önce büyük yaş grubunun öğretmeniymiş.ilk defa 2008 lilere bakacakmış.inanılmaz sakin.konuşurken bile sesini duymuyorum.çocukları yönlendiremiyor.onların sesini bastıramıyor.bir araya toplayamıyor,dikkatlerini çekemiyor.birazcık daha baskın çıkmalı.
bu yıl işimiz var galiba....
bugün pazartesi ve biliyordum zor olacağını ama bu kadarını beklemiyordum.babasını 3 gündür görmedi.hafta sonu annemlerdeydik .gece işten geldiğinde de yiğit uyuyordu.sabah gördü ve eşim uykudan kolay uyanamadığı için yiğitle ilgilenmedi.ve arızanın bir bölümü daha evde başladı.okula gitmicemler evde tepinmelerle kendini gösterdi.
okulda kapıdan girerken bizi almadılar.bahçede belketmek istediler.ama yiğit kimsenin elinden tutup gitmez ki.vaatlere kanmaz ki.oyuncağın kralını versen yumuşamaz ki.nihayetinde ben biraz soğuk algınlığı geçiriyor diye kapı hosteslerini ikna edip girdim içeri.sınıfta salya sümük ağlayan çocuklar var.öğretmenin bacağına kene gibi yapışmışlar var.sandalyede oturup içli içli ağlayan,kendi sümüğünü silen çocuklar var.beni anneme götür diye yalvaran var.
peki benimki:)
benimki ise kendi yere atıp eline geçirdiği oyuncağı etrafa atan cinsten.yanına yaklaşana tekme savuran.10 kaplan gücü gelse yerden havaya kaldırılamayacak bir çocuk cinsi.(böyle bir çocuk cinsi ile yeni karşılaşıyor olabilirsiniz bu arada)
biraz kandırır gibi oldum dışarı çıktım ama 5 dk sonra kapıdan geri çağırıldım çünkü onu ikna etmeye çalışanlara bir lama gibi tükürüyor.anne geliyor uyarılarını dinlemeden kendini yere uzatmış tepiniyor.biri boğuyor sanırısınız sesini duysanız zaten..
valla bu kadar zor olacağını düşünmüyordum.ama okulda yaklaşık 300-350 öğrenciden en zoru benimki sanırım.bunu noter tastikli yaptırmak isterdim.--zira içinizde inanmayanlar olabilir--hatta bunu kayıt altına almazsam ben bile ''benim çocuğum usluydu'' diyebilirim ileride.o sebeple en doğru şekliyle yazıyorum buraya.......
sonra yine dışarı çıktım ve eşim geldi.onunla laflarken eşimin telefonu çaldı ve beni hemen içeriden çağırıyorlar.koştum gittim.yemekhanede bıraktığım masada oturuyor.sabah ben karnını tıka basa doldurduğumdan aç değil.oturmuş ağlıyor.anladımki beni yanlışlıkla aramışlar.yiğit sessizce ağlıyordu.eşimde geldi yanıma.kenardan görünmeden bakıyordukki eşimi gördü birden yiğit.allahım o nasıl bir feryat.yerde yuvarlanıyor.müdür kadın gördü ve bir rahatsızlığımı var dedi.nöbet geçiriyor sandı zaar bizim veleti.bilimiyorki en ufak şeyde böyle benim çocuğum........
sonra ikna ettim ve sınıfına gittik.çiş yaptıdım ve babanla ben tuvalete gideceğiz ve sonra geleceğiz dedim.ve kaçtık ordan..eve gelince öğretmenini aradım.herşey yolunda dedi.
bu öğlen uyumayacaklarmış.hepsi salya sümük ağlıyor.düzen sıfır sınıftan kaçıyorlar.birbirlerine vuruyorlar.
ve en önemlisi de öğretmenleri.bu yıl yeni gelmiş ve daha önce büyük yaş grubunun öğretmeniymiş.ilk defa 2008 lilere bakacakmış.inanılmaz sakin.konuşurken bile sesini duymuyorum.çocukları yönlendiremiyor.onların sesini bastıramıyor.bir araya toplayamıyor,dikkatlerini çekemiyor.birazcık daha baskın çıkmalı.
bu yıl işimiz var galiba....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)